Devlet adamı gelecek nesilleri düşünür

19 Ekim 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Tarih, almasını bilen için ibretlik dersler içerir. Akıllı insanlar ders alır, eli yanmadan ateşin yaktığını anlar, anlamakta zorlananlar yaşayarak öğrenir.

Geçmişe takılmam ders alır önüme bakarım, çünkü geçmişe takılıp kalırsam önüme çıkabilecek fırsatları göremem. 300 yıl önce çökmeye başlayıp, 100 yıl önce bitmiş bir İmparatorluğu diriltme hayalleri kurup, bu hayallerimi süsleyip hamasi nutuklarla meydanlarda satmam, olmayacak işler peşinde enerjimi harcamam. Ülkenin o kadar sorunu varken kişisel istikbal peşinde olmam, başkanlık diye tutturmam. Üstelik başkanlık ülkeyi kalkındıracak, ekonomiyi büyütecek gibi gerçekle alakası olmayan söylemlerle halkımı kandırmam. Böyle yaparsam inandırıcı olamam. Nitekim öyle de oluyor. Kimse bana inanmıyor, güven duymuyor. Bütün bunlara ben sebep olduğum halde başkalarına kızıyorum!

Bu devlet kurulurken geçmişten alınan dersler, yaşanan tecrübeler göz önüne alınarak ilkeler belirlenmiş, bir gelecek oluşturulmuş, bunları yok saymam, tecrübelere saygı duyarım. Devletin oluşan birikimi, hafızası vardır, bunları anlamaya çalışırım, okurum öğrenirim, özetle yetinmem. Yetinirsem yanlış yapmaya açık bir durumda olurum. 

Oldunuz ve 14 yıllık iktidar, sonunda ülkeyi iç savaşın eşiğine getirdi. Züccaciye dükkanına giren fil gibi her şeyi yıktınız, döktünüz, parçaladınız, un ufak ettiniz. Ne için? Kim için? Hangi hayaller için? Başka ülkemiz yok, o dükkanda hep beraber yaşayacağız, bunu anlamak zorundasınız, anlamazsanız siz de o kırılan, dökülenlerin altında kalacaksınız. Bunun başka bir yolu yok. Biliyor musunuz, Titanik battığında altın tabakta yemek yiyenler de boğuldu...

Yüzde elli oy alarak iktidar olabilirsiniz, ama ülkeyi yönetmezsiniz, yönetebilmek için yüzde yüzün desteğini almak zorundasınız. Bunu anlamak için alim filan olmaya gerek yok. 15 Temmuz gecesi size oy vermeyenler darbe girişimine karşı olmasaydı şimdi ne durumda olurdu ülke, bir düşünün. Yönetecek ülke kalır mıydı? O nedenle bu ülke hepimizin...

Bakın büyük lider Atatürk devlet yöneticilerine ne güzel dersler vermiş, okuyun, öğrenin, uygulayın, dünya saygı duysun. Her şeyi bilirim derseniz önüne gelen kandırır, işte ülkenin hali ortada.

Bir devlet kişisel görüşlerle yönetilemez; hizmette hatıra, dostluğa bakılmaz, millet macera aracı yapılamaz. Ülkemiz bu yüzden buhranlar ve felaketler gördü. Kâh Avrupa'yı taklit etmek, kâh devlet işlerinin idaresini kişisel görüşlere göre düzenlemeye çalışmak, kâh Anayasa'yı bile kişisel ihtiraslara oyuncak etmek gibi pek acı sonuçları olan basiretsizliklere uğradı. 

Oysa, devlet işleri çocuk oyuncağı değildir. Bir devlet adamı; kendi insanî duygularının tutsağı olarak devlet sorunlarını halledemez, o yetkiye sahip de değildir. Çünkü ülke kimsenin malı, mülkü değildir. Ülke ve millet işlerinde, hakikî işlerde duygu olmaz; hatıra, dostluğa bakılmaz. 

Konya'da General Townsend'la görüşüyordum, tarih 1922 Haziran ortaları...Muhatabım bir ara bana şöyle dedi: "Siz Napolyon'a benziyorsunuz." Ben bu benzetmeyi beğenmedim, şu yanıtı verdim: "Napolyon peşine türlü milliyetten bir sürü insanı toplayarak macera aramaya çıktı. Bunun içindir ki yarı yolda kaldı. Ben bir anadan bir babadan gelen kardeşlerimle kendi vatanını kurtarmak dâvâsı yolundayım. Ve başaracağım."  

Türkiye'nin çıkarlarına uyan her türlü çalışmanın sonucunu saygıyla karşıladım. Fikir alışverişiyle, görüşlerimden, genel gayelere faydalı olabilecek özveriyi yapmakta tereddüt etmedim. İnsanlarda kusur olabilir. Kusurları söylemek iyi ve yararlı bir şeydir. Geçmişte çok ve acı hatalar yapılmış, kusurlu işler olmuştur. Bu yüzden insanımız ve milletimiz zor durumlara düştü. Biz mümkün mertebe az kusurlu olmaya, buna karşılık çok dikkatli, gayretli, özverili ve çalışkan olmaya mecburuz. 

Şunu önemle vurgulamalıyım ki, bir ulusta, özellikle bir ulusun yöneticilerinde kişisel ihtiras ve tartışmaların, ulusal ve vatanî görevlerin gerektirdiği yüce duyguların üzerine çıktığı ülkelerde dağılma ve batma kaçınılmazdır. 

Genç arkadaş! Türk milletine hizmet etmek, bugünü ve geleceğinde söz sahibi mi olmak istiyorsun? Öyleyse Millet'ini iyi tanı, emellerini, ihtiyaçlarını iyi öğren, gücünü iyi ölç. Gerekli yetenekleri kazan, iyi yetiştir kendini. Kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak hükmet. 

Vatani ve milli sorunlarda yürürken, fikrî ve fiilî kusur ve noksanlarımızı görüp iyi niyetle uyaranlardan memnun ve müteşekkir kalırız. Fakat bizim maksadımızı kötüye yormak ve millet ve ülkeye ait ülkülerimizin uygulanmasına engel olmak için çalışanlara iyi niyet atfedemeyiz. Bu gibiler cidden hain değilseler, mutlaka gafildirler ve bu sebeple hıyanete, şer ve fesada alettirler. Biz böyle gafillerin hakikat gününde yerlere kapandıklarını çok gördük. 

Ben görevimin bitmediğini, üzerime aldığım sorumluluğun yüksek ve çetin olduğunu idrak ediyorum. Evet arkadaşlar, bu görev bitmeyecektir. Ben toprak olduktan sonra da devam edecektir. Bense, sevine sevine bütün varlığımı bu kutsal göreve hasredeceğim ve onun yüksek sorumluluğunu üzerime almakla mutlu olacağım. Görevime başarıyla devam edebileceğim. Çünkü büyük milletimizin kalp ve vicdanında, bana karşı sarsılmaz bir güven ve itimat taşımakta olduğunu görüyorum. Bu benim için büyük kuvvettir, büyük yetkidir

"Devlet adamı gelecek nesilleri, politikacı gelecek seçimi düşünür..."

Evet Atam, çağdaş demokratik cumhuriyetin, fikirlerin, düşüncelerin, yaptıkların, ışığımız, aydınlık yolumuz oldu, olmaya devam edecektir...