Dış politika ve transatlantik

19 Ekim 2016 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

Son bir kaç yıldır, "dış politika" konulu tartışma programlarının müdavimleri olan zat-ı muhteremlerin dillerine pelesenk olmuş bir cümle var; "uluslararası ilişkilerde, ülkeler arasında sürekli dostluk veya sürekli düşmanlık yoktur; çıkar birlikleri vardır".

Her "afilli söz" gibi; ilk duyduğunuzda, kulağınıza ve beyninize hoş gelse de; bu "hoş durum", sözün doğruluğunu kanıtlamaktan uzaktır. 

Dışarıdan bakıldığında basitmiş gibi görünse de, "uluslararası ilişkiler"; siyaset biliminin en karmaşık alanıdır. 

Bu alanda, ülkelerin "bireysel çıkarları", birkaç ülkenin birbirleriyle olan "karşılıklı çıkarları" ve ülkelerin üyesi oldukları uluslararası örgütlerin "kurumsal çıkarları" vardır. 

Ve çoğu zaman, bu çıkarlar birbirleriyle örtüşmez, tam aksine; çatışır.

Tabii ki; bazı dönemlerde, ülkeler arasında "çıkar birliktelikleri" oluşur. Bu birliktelikler; "karşılıklılık (mütekabiliyet)" temeli üzerine inşa edilir.  Bu temelde kullanılan malzemeler ise; karşılıklı olarak imzalanan antlaşmalar ve "güven" 'dir.

Bu gerçeklerden habersiz yöneticilerin idare ettiği ülkeler; tıpkı, tıkalı olan trafikte, her gördüğü boşluk için, şeritten şerite atlayan sürücülerin en geriye düşmeleri gibi; uluslararası ilişkiler trafiğinin en keşmekeş ve sorunlu konularının tam ortasında bulurlar kendilerini. 

Ve çoğu kez, bu "büyük sorunlar" 'ın çözümü için, "büyük" ülkelerin dahli veya izni gerekir. Bu da, doğal olarak; kötü dış politika uygulayarak sorunların parçası haline gelmiş bu  ülkelerin, "büyük" ülkelere taviz vermesini gerektirir.

Unutulmamalıdır ki; ülkelerin dış politikaları; geçmişten geleceğe doğru, ağır ağır ilerleyen bir transatlantiktir.

Bu transatlantiğin dümenine geçtiğinizde, onu bir "sürat motoru" gibi kullanmaya kalkarsanız; önünüze çıkan her buzdağına çarpmanız  ve nihayetinde soğuk sulara gömülmeniz kaçınılmaz olacaktır.

Bülent Akyol