Atatürk ve 'elit'ler

23 Ekim 2016 Pazar  |  MENTOR

Mustafa Kemal Atatürk; tartışmasız dünya tarihinin en büyük lideri, azıcık okuma yazma bilen herkes büyük bir enkazın içinden  bir devlet yarattığını anlayabilir ama herkes gibi, hepimiz gibi insan muhakkak hataları olmuştur bunları konuşabiliriz ancak bunları bugünden o güne bakarak değil o günün şartları içinde yapmalıyız. Atatürk'e layık olduğu saygıyı göstermek ne kadar gerekli ise onu tartışılmaz dogmatik bir lider haline getirmek de o kadar yanlıştır, en başta pozitif bilimi kendine rehber edinmiş bir lidere büyük haksızlık olur.

Ancak Kemalizm'in Mustafa Kemal'le hiç ilgisi yoktur, aksine Atatürk'ün mirasını istismar ederek ondan kendi toplumsal pozisyonunu korumak için bir kalkan yaratmaya çalışan oligarşik yapıyı ifade eder.

Atatürk'ün vefatından sonra sistemin onun hiç istemediği şekilde halktan koparak bir asker-sivil elitizmine, oligarşik bir yapıya döndüğü kesindir.

Yüksek lojman duvarları ve yeşil pasaportlarla halk adına halka ayar verme cüretini, hakkını kendinde gören bir asker-sivil seçkinler sınıfı oluştu ve bu "elitist" azınlık şu anda sistemin içinde bulunduğu sıkışmanın tek ve en önemli sorumlusudur.

Düşünen herkesi anarşist ilan edip, özgür üniversiteyi prangaya vurdular, ibreti alem olsun diye 17 yaşında çocukları, bir oradan bir buradan diye suçsuz insanları darağacına yolladılar, seçilmiş Başbakanı asıp biz halk adına karar verme yetkisine sahibiz dediler.

"Köylü" olmak bu oligarşik yapı altında üreten, saygı gören bir yaşam biçimi olmaktan aşağılanan, küçümsenen hakaret sözcüğü haline geldi.
Ancak iki yanlış bir doğru etmiyor. Atatürk'ü kendi toplumsal çıkarlarına kalkan etmekle dini bir iktidar motifi haline getirip insanların yoksulluğunu görmezden gelmelerine neden olmak arasında en ufak fark görmüyorum.

Fakir dindar ile fakir laikin yaşamlarında hiç bir farklılık yok, tamamen aynı sorunları paylaşıyorlar.

Açlık, yoksulluk herkes için aynı sonuçları doğruyor, laik için de dindar için de sonuç aynı; acı.

Dindar zengin ile laik zengin aynı parayı harcıyor dindar yoksulla laik yoksulda olmayanı, süper lüks arabalara binip marka gözlükler takıyorlar aralarında hiç fark yok.

Ama bunca tahammülsüzlük ve nefretin sonu  hiç iyi bitmez  ailemizi, evlatlarımızı, ülkemizi kaybederiz kimse kazanamaz hepimiz kaybederiz.

Parası olanlar o para ile dünyanın her yerinde mutlu olurken biz o enkazın altında kalırız.

Sonuç; dindar veya laik değil herkesin birbirine saygı duyduğu kimsenin aç olmadığı bir dünyadır amaç, demokrasi halkı kimin yöneteceği için edilen kavgaya değil halkın kendisini yönetmesine verilen isimdir.