Başkanlık hastalığı...

26 Ekim 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

MHP lideri Devlet Bahçeli'nin başkanlık sistemini tartışmaya açması nedeni ile yeniden güncel hale gelen konuya ilişkin 3 Şubat 2016 tarihinde yayınladığımız yazıyı tekrar paylaşıyoruz...

Evet, bu bir hastalık. 

"Ben" hastalığı, "ihtiras" hastalığı, "muktedir" hastalığı, "akıl tutulması" hastalığı.

Tedavisi var mıdır, yok mudur bilemem. Tıp ilgilenir.

Kasap et, koyun can derdinde. 

13 yıl ülkeyi yönet, ekonomiyi büyüttük, zenginleştirdik, kalkındırdık de, sonra bu böyle gitmiyor! Geçmişi inkâr ederek kişisel ihtirası öne çıkarmak haksız bir zeminde elinizdeki gücü kendi lehinize kullanmak. Köylü kurnazlığı, samimiyetsizlik.

Parlamenter sistem neyi yapmaya engel oldu? Ben bilmiyorum, bilen varsa paylaşsın bilgilenelim.

Başkanlık hangi sorunları çözecek?

Suriye bataklığından mı kurtaracak?

Yanlış dış politikalar sonucu kucağımızda bulduğumuz yaklaşık 3 milyon mültecinin oluşturduğu sorunları mı çözecek?

Genel anlamda komşu ülkelerle yaşadığımız sorunlar mı çözülecek?

Ekonomideki geriye gidişi mi duracak?

8 yıldır artmayan, hatta azalan kişi başı milli gelir mi artacak?

İthalat mı artacak?

İhracat mı azalacak?

Cari açık mı azalacak?

Üreten bir ekonomik sisteme mi kavuşacağız?

822 milyar dolardan 722 milyar dolara gerileyen milli gelir mi artacak?

Ekonomik güven endeksi Ocak 2016'da Aralık 2015'e göre yüzde 16,8 oranında azalarak yüzde 100,8'den yüzde 83,9'a geriledi. Güven yeniden tesis mi edilecek?

Kısaca refah düzeyimi yükselecek?

Türkiye 2012'de yolsuzluk algılama endeksinde 54. sırada yer alıyordu. 2015'te 66. sıraya düştü. Yolsuzluk sıramız mı değişecek?

Emekli maaş zammı % 6, ekmek zammı ortalama % 25, bunlar mı düzelecek?

2015 hedeflenen enflasyon yüzde 7.5, gerçekleşen yüzde 8.8, köprü zammı yüzde 16, bunlar mı dengelenecek?

Basın daha özgür mü olacak?

Ağır yara alan demokrasi rayına mı oturacak?

Demokrasinin olmazsa olmazı, yasama, yürütme, yargı bağımsızlığı yeniden mi tesis edilecek?

Yerle bir edilen adalet sistemi olması gereken yere mi gelecek?

Tutuklu ve hükümlü sayısı rekor düzeyde artmış, hapishanelerde yer kalmamış, bunlar mı çözülecek?

1993'de "Başkanlık sistemi bir özentinin sonucu, ya da Amerikan emperyalizminin bize bir tavsiyesidir" derken 2016'da ne değişti? 

1 Kasım seçim sonucu oluşan TBMM yapısı bu oluşuma izin vereceğe benzemiyor. Başkanlık ısrarı ülkeyi gerecek, yoracak, boşa zaman kaybedilecek.

Anayasa'nın zaten çok büyük bölümü değiştirildi. Darbe anayasası demek, yapmak istediklerinize zemin oluşturma kurnazlığı. 

Seçim yasası darbe yasası neden değiştirmediniz?

Partiler yasası darbe yasası neden değiştirmediniz?

YÖK yasası darbe yasası neden değiştirmediniz?

İşinize gelene sahiplenmeniz gelmeyeni değersizleştirmeniz güven bunalımı yarattı, esasen derin güven bunalımı yaşanıyor.

Ülkenin gerçekten başkanlığa ihtiyacı var mı, yok mu hiç önemli değil, bu yönü dikkate alınmıyor, sorgulanmıyor. Birilerinin kontrolsüz isteği, "kontrolsüz güç" misali her şeyin önüne geçiyor. Bu andan itibaren akıl mantık devre dışı kalıyor. Etrafındaki koca koca, kuzu kuzu, unvan sahibi insanlar da yaşa varol nidalarıyla gaz veriyor. 

Demokrasi tüm kurum ve kurallarıyla oturur, içselleşir, gericileşme tehlikesi ortadan kalkar, insanlar bilinçlenir hakkını hukukunu bilir, arayacak düzeyde olur, laik yaşam özümsenir, kişi başı milli gelir 40,000 dolar olur, ister başkan ol, ister kral, ister imparator fark etmez. O zaman ben de desteklerim!..

Az gelişmiş ülkelerde başkanlık "diktatörlük" demektir. Tehlike büyük.