Benim adım Cumhuriyet..

28 Ekim 2016 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Ben,
 
19 Mayıs 1919 da Samsun'da bir güneş gibi doğan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün üstüne titrediği çocuğuyum.
 
Anam ANADOLU,
 
Doğum tarihim 29 Ekim 1923,
 
Adım CUMHURİYET.
 
Ata'mın, anam Anadolu'ya geldiği 19 Mayıs 1919 günü ülkemi işgal eden emperyalist devletlere karşı başlattığı kurtuluş savaşının zafer ile bittiği 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir'in işgalden kurtarılışından yaklaşık 1 yıl 1 ay 9 gün sonra dünyaya gelmişim.

Doğumum aydınlığın, çağdaş uygarlığın, gerçekleştirilen tüm devrimlerin, hızlı kalkınmanın, ümmetten ulusa, hilafetten demokrasiye, tebaadan yurttaşa, cemaatten topluma geçisin başlangıcı sayılır.
 
Bu nedenle Atam, aydınlık yarınlarınız için ne denli önemli olduğumu belirtmek ve beni tehlikelerden korumak için;
 
"Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve gerçek tarikat medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kâfidir." (1923)
 
"Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı"(1924)
 
"Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir." (1925)
 
"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." diyerek sizleri uyarmış ve yol göstermişti.
 
Ayrıca,ölümünden sonra beni "ilelebet" yaşatmak için, çok güvendiği Türk gençliğine emanet ederek,
 
" Ey Türk gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni,  ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir." demişti.
 
Dünyaya geldiğim günü size ulusal bayram olarak armağan eden, Atam,onuncu yaş günümde size seslenirken, "Türk Ulusu, Kurtuluş Savaşı'na başladığımız 15'inci yılındayız. Bugün cumhuriyetimizin onuncu yılını doldurduğu en büyük bayramdır. Kutlu olsun!" diyerek, benimle gurur duyduğunu sizinle paylaşmıştı.
 
Benim için yazdığınız şiirlerde,
 
"Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi
 
Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri."

 Ve;

 "Çekilmiyor bunca zulüm
 
 'Ya istiklal ya da ölüm'
 
Parolası özgürlüğün
 
Cumhuriyetle yazıldı" demiştiniz.
 
Benimle, bağımsızlığın, aydınlığın, dünya ulusları karşısında dik duruşun onurunu yaşamıştınız.
 
Ata'mın, hayata gözlerini yumduğu 10 Kasım 1938 tarihinde saat 9'u 5 geçe ye kadar bu coşkuları hep birlikte yaşamıştık.
 
1950 seçimleriyle başlayan duraklama dönemi sonrasında, seçimlerle iktidarı ele geçirenler, bana karşı olan davranışlarına hız vererek geriye gidişin sinyallerini verdiler. Çünkü onların karanlık dünyalarını aydınlatan ışığım onları rahatsız etmeye başlamıştı. Yeraltında örgütlenen karşı devrimciler her geçen gün karanlık yüzlerini göstererek yer üstüne çıkmaya ve bana saldırmaya başladılar.
 
Sizler bir şey olmaz diyerek saldırıları hep hafife alırken, her saldırı sizler adına bende büyük acılara neden oldu.
 
Benim ayrılmaz bir parçam olan laikliği, dinsizlik olarak göstermeye kalkışarak dostlarımı bana karşı kışkırtmaya çalıştılar.
 
Oysa Atam, insanların dinlerini özgürce yaşaması içinde sizlere yol göstermiş,
 
Ve
 
"Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir."
 
"Din bir vicdan meselesidir. Her kes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz"
 
"Din ve mezhep herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiç kimse, hiçbir kimseyi, ne bir din, ne de bir mezhep kabulüne icbar edebilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz" demişti.
 
Din simsarları laikliği böyle anlamak istemediler. Çünkü ben ve benimle birlikte gerçekleştirilen devrimler "ilelebet" yaşadıkça, bu simsarların başarı şansı yoktu. Onun için başarmalarının tek koşulu beni ortadan kaldırmaları gerekiyordu.
 
Ben henüz iki yaşında iken bunun ilk denemesini, 1925 yılında yaptıkları başkaldırı ile yaptılar.İkincisi ise çocukluğumu yaşadığım yedi yaşında Menemen'de gözleri dönmüş bir yobaz ordusu tarafından uğruma şehit olmayı göze alan Mustafa Fehmi Kubilay'ı canavarca şehit ederek gösterdiler. Ata'mın kararlı ve ödün vermeyen kişiliği ve beni "ilelebet" yaşatmanın engin arzusu sayesinde her iki başkaldırının da başarısızlıkla sonuçlandığını biliyorsunuz.
 
O günden bu güne kadar karşı devrimciler, kökten dinciler, aydınlıktan rahatsız olan yarasalar durmadılar. Beni yok etmek için hep çalıştılar, çalıştılar, çalıştılar.
 
Bu gün gelinen noktada, emperyalist güçlerden, adımın önüne numara koyarak kullanmak isteyen işbirlikçilerden, Soros'un beslemeli tosuncuklarından aldıkları güçle nerede ise başaracaklar. Artık rahat nefes alamıyorum. Her cepheden saldırıya geçerek beni yaralamaya, aydınlığımı karartmak için çamur atmaya başladılar.
 
Benden yana olanlar ve kendilerini "Cumhuriyet sevdalıları" olarak tanımlayanlar, gaflet uykusunda olacaklar ki bu saldırılara karşı ses sedaları çıkmıyor. Ata'mdan aldığım güçle tek başıma ayakta durmaya ve çocuklarınızın aydın geleceklerini karartmamaya çalışıyorum.
 
Oysa beni "ilelebet" yaşatmak için hayatlarını veren, Mustafa Fehmi Kubilay, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Kemal Türkler,Necip Hablemitoğlu ve daha nice yiğitler biliyorum.
 
Elimde kalan ve Anam Anadolu'nun 28 Ekim 1923 gecesi beni doğurmak için sancılar çektiği Çankaya kalemi de kaybetmiş bulunuyorum.
 
Birileri çıkıp "ne kalesi, hangi kale" demeye başladı;
 
Bu kalenin, aydınlığın, özgürlüğün, akıl ve bilimin, dahası Atam, Mustafa Kemal Atatürk'ün kalesi olduğunun bilincinde dahi değiller.
 
Şu günlerde hazırlanan ve gerçek amaçlarını gizlemek için adını "sivil Anayasa" olarak koydukları  Anayasa taslağı ile ayakta durmamı sağlayan tüm dayanaklarımı da yok etmenin gayreti içinde olanlara karşı, tıpkı Çanakkale'de, Conkbayırı'nda, Seddülbahir'de, Dumlupınar'da, Sakarya'da, özgürlükleri için çılgınlaşan dedeleriniz gibi direnip, benim yanımda saf tutmaz ve gaflet  uykusundan uyanmazsanız ve emanet edildiğim Türk gençliği de beni korumak ve savunmak için, muhtaç olduğu kudretin, damarlarındaki asil kanda, mevcut olduğunu anımsayıp harekete geçmez ise,
 
Ben,
 
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve Anadolu'dan olma 29 Ekim 1923 doğumlu ben CUMHURİYET, sizlere elveda demekten başka yapılacak bir şeyin olmadığını söylemek istiyorum...