Türkiye'de 'Besic' yaratmak

29 Ekim 2016 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Son günlerde yapılan 'Erdoğan için silahlanın' çağrısı, kimi kesimler tarafından lideri için ölümü göze alan partililerin 'cesur' çağrısından çok, son dönemde dile getirilen milis yapılanması için halihazırda bulunan bir beklentinin ifadesi olarak yorumlandı. Melih Gökçek'in açıklamaları ve ardından sosyal medyada 'AkSilahlanma' kampanyası, bu konunun sadece suni bir gündem değil, hükümetin korunması için farklı bir savunma yapılanmasına gidilmesi durumunda değerendirebilecek ihtimaller arasında olup olmadığı sorusunu akıllar getirdi. 

Baskı altında hisseden ve dış politikada izolasyon tehlikesini üzerinden atamayan (ya da bunu kendisi seçen) hükümetlerin halktan topladıkları milislerle kendilerine nefes alma alanı açtıklarının örnekleri çok sık olmasa da vardır. 

Zira Türkiye'nin kapı komşusu İran, 2009 yılındaki Yeşil Devrimi'ni bastırmak için 'Besic' adı verilen rejime sadık silahlı sivilleri önemli ölçüde kullanmıştı...

1979 yılında kurulan gönüllü milis teşkilatı Besic Direniş Gücü, İran Devrim Muhafızları'nın alt gücü olarak yasaya göre sadece savaş ve olağanüstü hal dönemlerinde silahlandırılan bir örgüt. Besic, uygulamada ise yasanın aksine her zaman silahlı. Besic'i, İslami rejime karşı hak talebinde bulunabilecek kişilerin 'öğretmenleri, öğrencileri ve komşuları' oluşturuyor..

1980 yılında, Saddam'ın bir hezeyanla İran'a savaş açmasıyla, 8 yıl süren savaş esnasında ilk büyük sınavını veren Besic içinde, İslami rejimin emirlerini bekleyen on binlerce genç bulunuyor. Uluslararası organizasyonlar, 18 yaş altı binlerce gencin Besic'in önemli bir kısmını oluşturduğunu ifade ediyor. Irak-İran savaşı devam ederken, henüz 1986 yılında, 100 binden fazla Besic gönüllüsü Irak'a karşı cephede savaşıyordu. 'Sivil kıyafetliler' lakaplı Besic'e mensup kaç kişi olduğu tam olarak bilinmese de, ülkedeki her üç üniversite öğrencisiden birisinin Besic üyesi olduğu ya da dolaylı olarak destek verdiği (istihbarat faaliyetleri, eğitim), devlet memurlarının ise nerdeyse yüzde 65'inin milisler için çalıştığı belirtiliyor. 

Besic, Stanford Üniversitesi'nde görevli İranlı akademisyen Saeid Golkar'ın 'Captive Society' kitabında, normal zamanlarda toplumun aklaki işleyişini kontrol eden bir baskı mekanizması olarak tarif ediliyor. Golkar, "Amerika'da 12 bin, dünya genelinde ise 22 bin Starbucks şubesi var. Fakat İran'da 50 binden fazla Besic üssü ve ofisi var" sözleriyle, devlet tarafından finanse edilen milislerin ülkede ne kadar yaygın olduğunun altını çiziyor.

Temmuz 2016'da ajanslara düşen bir haberde, dünya Besic milislerinin İran'da yasak olan yüzlerce uydu antenini evlerden teker teker alarak yok ettiği bir 'gövde gösterisine' şahitlik etmişti. 'Anten yakma törenine' katılan Besic lideri General Muhammed Reza Naghi 'Uydu kanallarının büyük çoğunluğu, toplumun ahlak ve kültürüne zarar veriyor' sözleriyle Besic'in İran rejimi destekli her zamanki ahlak bekçiliğine, bilindik bahanelerle meşrulaştırmak istemişti. (Oysa, halihazırda İranlıların yüzde 70'inin yasadışı şekilde uydu antenlerini kullandığı tahmin ediliyor) Besic'in oldukça geniş bir salahiyete sahip olduğu, rejimin 'temel taşı' İran Devrim Muhafızları ile zaman zaman yetki krizleri yaşamasından anlaşılabilir. 

Gelelim Besic'in bugüne kadar verdiği en büyük sınava. Belki de Besic'in İslam Cumhuriyeti'nin savunmak amacıyla devrimin lideri Humeyni tarafından neden kurulduğu tam da o yıl ortaya çıktı...Humeyni'nin kurduğu Besic'in asıl görevi, Irak-İran savaşında, sınır bölgesinde mayın toplamak değildi; ülke içinde herhangi bir tehditin oluşması mahal vermemek için ahlak, eğitim ve dini alanlarda önleyici tedbirler almaktı. 

2009 yılında İran eski Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad'ın ikinci kez seçim zaferi kazandığının açıklanmasının ardından seçim sonuçlarını itiraz ederek sokağa dökülen insanlar, sınıf arkadaşlarını, dostlarını, belki de öğretmenlerini, yani Besic üyelerini, silahlı şekilde karşılarında bulmuştu..Silahlanan öğrenciler, memurlar ve Besic'in ana kadrosu, seçim sonucuna itiraz eden 'arkadaşlarına' acımadı. Buna karşın, 2009 yılında bazı Besic üyelerinin eylemci arkadaşlarına, komşularına saldırmak istemediği de söylentiler arasında. 

Resmî bir makam olmadığı için, 2009'daki muhalifleri bastıran Besic tarafından öldürülen cinayetlerin sorumluluğu hiçbir resmi organ tarafından kabul edilmemişti. Bazı Besic üyelerinin 2009'da 'eşi, dostu' dövmeye çekindikleri söylense de, çok sayıda sivilin dayak ve işkenceye maruz kaldığı biliniyor. Besic, yüzlerce işkence iddialarının arkasında Yeşil Devrimi'nin liderleri Mir Hüseyin Musavi ve Mehdi Karroubi'ni derdest ederek, rejim değişikliği için değil, adil seçimler için sokağa çıkan binlerce kişinin bir daha çıkmamak üzere evlerine dönmelerini sağlamış, rejime bugüne kadarki en büyük hizmetini başarıyla yerine getirmişti!

Eminim, Türkiye'de hükümeti koruyacak bir milis yapılanmasının kurulmasını, yeni yetkileri olacağını düşünen siyaset ve emniyet camiasından birçok kişi büyük bir iştahla bekliyordur. Belki de Türk Besici içindeki kurmaylarını seçmeye çoktan başladılar bile!

Umarım yanılıyorum. 

İlker Sezer