Bir generalin yüz ifadesi

31 Ekim 2016 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

İyi bakın yukarıda yer alan fotoğrafa. Beyninizin bir köşesine yerleştirin. Bir daha hiç çıkmasın! 

 Aklınızın orta yerine, bir kuyumcu titizliği ile nakşedin, hiç ama hiç unutmayın!
 
Şerefli Türk Ordusu subayına, "güvenlik gerekçesi" adı altında düşürüldüğü bu durum, yapılan bu muamele, eski deyimle "hak" mıdır, "reva" mıdır?     

Bir değil, iki değil tam üçer yıldız var omuzlarında taşıdığı apoletlerinin üzerinde.
 
Korgeneral yani...
 
Başka bir deyişle; koca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin koca Generali.
 
 Anıtkabir'de, Cumhuriyet Bayramı kutlamaları nedeniyle, Cumhuriyetin kurucusuna, Ata'sına saygıda bulunacak.
 
Bir astsubay çıkıyor; 
 
-Hop, dedik! Nereye gidiyorsun? Kimlik kontrolü ve arama yapacağım.
 
Adını bilmediğim koca Korgeneral çaresiz, koca Korgeneral sessiz, çıkarıyor kimliğini uzatıp veriyor, güvenlik kontrolünü yaptırıyor.
 
İyi bakın yukarıdaki fotoğrafa...
 
Koca Korgeneralin yüzünde burukluk var. Yüzünde kırgınlık var. Yüzünde; bir daha düzelmesi asla mümkün olmayacak kadar eziklik var.
 
Kim verdi bu emri?..
 
Siyasiler mi?..
 
Yoksa Genelkurmay Başkanlığı mı?
 
Şimdi bu yazıyı okuyan, "Ne olmuş yani? 15 Temmuz'da olanları bilmiyor musun, güvenlik araması yapmak çok mu kötü?" diyebilir.
 
 Güvenlik gerekçesiyle yapılan kimlik kontrollerine, üst aramalarına sözümüz yok. Sözümüz aramanın biçiminedir.
 
Cumhuriyetin Başkentinde, Cumhuriyet kutlamaları yapılacağı gün Anıtkabir'e giden yolları "sudan" sebeplerle tıkayan, ulaşımı zorlaştıran "kuş beyinli"  basiretsizleredir! Teknolojinin dorukta olduğu bu çağda yapılan ilkel arama şeklinedir!
 
Çok mu korkuyorsun? 
 
Anıtkabir girişine ya da en uygun bir yere, "kapı tipi detektör" kurdurup geçişi sağlar, sivil vatandaşının, askerinin onurunu ayaklar altına almadan, veya halkın gözünde askeri küçük düşürecek algılamalara çanak tutmadan, gerekli kontrolleri yapabilirsin.
 
Askerimizin kafasına çuval geçirildi.
 
Üzüldük...
 
İşgal günlerinde İtilaf Devletlerinin askerlerimize ve sivil halka yaptıklarını unutmadık. O dönemlerde, kimlik göstermeyen askerimiz bakkala bile gidemiyordu.
 
Yandık, kahrolduk...
 
Ama bunu, askerlerimize bu yapılanı nereye koyacağız be kardeşim
 

Not:

Sevgili okuyucular,

Yazımızda sehven yanlışlık yapmış, kullandığımız fotoğrafta yer alan Albayımızı "Korgeneral" olarak vermişiz. Düzeltir özür dileriz. (O.A.)