Muhaliflik akıllı insan işi değil!

01 Kasım 2016 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

İnsan zayıf yaratık. Hep güçlünün yanında olma gibi bir eğilimi var. Genlerimize öyle kodlanmış, ya aç kalırsam, ya ölürsem korkusu, içgüdü yani.

Her canlının yaşamdaki yegane hedefi hayatta kalmak. Tersini inkar eden doğayı da inkar ediyor demektir. Ölmek için yaşıyoruz. Sonumuzu hepimiz biliyoruz ama o son hiç gelmeyecekmiş gibi davranıyoruz.

Hayatta kalmanın unsuru ise şartlara uyum sağlamak. Şartları belirleyen tabiatın kendisi. İnanın, hiçbir canlı tabiatın umurunda değil, hele insanlar hiç değil. O, bildiğini okuyor, güçlüler, akıllılar, genleri sağlıklı olanlar ise yola devam ediyor. Günah, yalnış, ayıp, etik gibi kavramlar doğada yok.

Bunları biz canlılar uydurduk, sırf birbirimizi yiyip de soyumuz tükenmesin diye. 

Durum böyleyken, düzene  baş kaldırmanın manası olabilir mi? Beyhude çaba. Su nasılsa yolunu bulmayacak mı? Olması gerektiği için olmayacak mı her şey? Bunları din kitapları, filozoflar, dedeler, ermişler, rahipler, düşünürler anlatmıyor mu yüzyıllardır? Anlatıyor. Ama o lanet içgüdüler var ya, işte onlara laf dinletemiyoruz. Yine ve yeniden aynı şeyleri yapıp duruyoruz. 

Bu durumda ölümümüzü nasıl huzur içinde yaşayacağız? Ölümü yaşamak da mümkün oysa. Tabiatın bize yüklediği görevlerin bilincinde olup, aklımızı kullanarak, sağlıklı ve huzurlu ölümü yaşamak çok mümkün. Ama olmuyor. Çünkü, illa ki birileri çıkıp ben sizin efendinizim, ben sizi sizden daha iyi düşünüyorum diyor ve peşinden milyonları sürüklüyor. Tarih, tıka basa bu çeşit olaylarla dolu. 

Sonra, nadiren de olsa başka birileri çıkıyor ve diyor ki, bi dakika millet, bu yol o yol değil. Bu tarikatten (tarikat yol demek!) gidersek, bizden daha akıllı birilerine ya esir ya yem oluruz diyor.  Farklı düşünelim, tartışalım, fikirlerimizi özgürce birbirimizle paylaşalım, her birimizin haklı olma ihtimalini görelim, aklımızı kullanalım, kendimizi eğitelim, kısacası mutlu ölelim diyor. Heyhat, sen misin diyen. Hemen üzerine çullanıyor sürünün öncüleri. Kemiklerini bile bırakmıyorlar çünkü korkaklar. Onlar, korkarak yaşamaya, korku içinde ölmeye inandırılmışlar. Beyinleri  alternatiflere kapalı. Ve sayıları çok fazla.

İşte bu yüzden muhalif olmak çok tehlikeli ve zor. Akıllı insan işi değil! Güce karşı çıkmak, doğruya doğru, yanlışa yanlış demek her yiğidin harcı değil. Ama tabiat bu işte, o türleri de bünyesinde barındırıyor, zamanı gelince de ortaya çıkmalarına imkan sağlıyor, düzen devam ediyor. 

Muhalif seslerin susturulması için çaba harcayanlar kısa vadede kazanır ama sonucu değiştiremezler. Dün Cumhuriyet'e yapılanlar bunun tipik örneği. Oysa sonuç değişmeyecek çünkü  sonuç, doğanın emrettiği seydir, yani hakikat! Er ya da geç tezahür eder. 

Her şey ölür ama hiçbir şey yok olmaz.

Akın Teksöz