Sağcı mısınız, solcu mu?

05 Kasım 2016 Cumartesi  |  MENTOR

Ben her anlamda bireyim...Belli bir örgütsel bağın veya ideolojik kalıba mensubiyetin bireysel fikir yaratma düşüncesini öldürdüğüne, bunun da toplumsal dogmalara ve sonucunda otoriter toplumlara yol açtığına inanıyorum.

Böyle deyince hemen karşıdan gelen tepki sen "Liberal"sin yahu, illa bir kalıba sokma alışkanlığımız var,  oysa tam tersine ekonomide paylaşımın kontrol edilmediği takdirde yoksulluk ve sefalet ürettiğine inanırım, bunu söyleyince prototipçiler hemen yapıştırıyor, sen koministsin, yahu, hayır değilim.

Kapitalizmin düşünce üretmekte, sosyalizmin ise refah üretmekte çuvalladığını düşünüyorum.

Zaten niye illa birine ait olmamız gereksin ki; ikisinin de iyi yönlerini alamaz mıyız? Şimdi kendimi ve konumumu tanımladıktan sonra bir analiz yapmak istiyorum.

Bu ülkede düşünce üreten iki tane siyasi kültür var. Biri solcular, diğeri de ülkücü hareket.

Ülke üzerine düşünen, kafa patlatan, bu ülkenin ve insanlarının  mutlu olması için fikir üreten iki entelektüel yaşam.

Böyle ifade edince gerçekten hiç böyle düşünmemiştim diye aklınızdan geçmiş olabilir.

Hal böyle olunca 12 Eylül'de aynı işkencelerden geçip aynı darağacına boyun uzatmaları çok daha ilginç geliyor insana.

12 Eylül çok önemli bir toplum mühendisliği projesidir ve bir toplum mühendisliği projesinin en önemli unsuru o ülkede düşünen insan olmamasıdır.

Bu nedenle 12 Eylül'de hem solcuların hem de ülkücülerin aynı zindanda aynı işkenceye maruz kalıp aynı darağacında ölmeleri insana çok makul geliyor. 

12 Eylül öncesi değerlendirmelere ve özeleştirilere baktığınızda her iki tarafın da iddiası saldırgan olmadıkları ve kendilerini savundukları ama aynı zamanda her iki taraf da kendilerinden kaynaklanmayan saldırgan eylemler olduğunu ama bunları arzu etmedikleri, bireysel eylemler olduğunu vurguluyorlar. İlginç değil mi düşman kardeşlerin hikayesi nasıl da birebir örtüşüyor

Bu insanlar inandıkları değerler uğruna canlarını feda etmekten kaçınmayan insanlar, her iki tarafın geçmişe dönük gerçek olmayan şeyler söylediğini veya bir tür propaganda yaptıklarını düşünmek çok sağlıklı olmayacağı gibi, çok net ve ideolojik içerikli düşman deklare etmekten çekinmeyen bu insanların ideolojik olarak tam tersini söylüyor olmaları gerekirdi. Çünkü aksi söylem her iki tarafı da ideolojik olarak daha fazla kabul edilebilir ve kahraman yapardı,  oysa her iki tarafta kurban olduğunu düşünüyor.

Yani bu insanların, kendi ülkeleri ve insanları için iyi bir şey yapmaya çalışırken birbirlerine düşman edildiklerini düşünmek için yeterli neden var, 12 Eylül öncesinde çok politik bir ortam vardı ve gerek ülkücüler gerekse sol hareketler bugün anlayabileceğinizin çok ötesinde kitleselleşmiş hareketlerdi, bu kitleselliğin içinde elbette arada bireysel terör uygulayanlar olmuştur ama bunun kurumsal uygulamalar olmadığını düşünüyorum.

İnsanlarla birlikte olmayı gerektiren bir meslek icra ediyorum, işim gereği çok insanla tanışıyorum ve bu 12 Eylül mağdurları da ticaretle uğraştıkları için her iki taraftan da bir çok insan tanıdım ve ilginç bir şekilde birbirlerine çok benziyorlardı. Hepsi güvenilir, onurlu, başka insanları ve ülkelerini kendilerinden daha değerli gören, başka insanlar için kendilerinden vazgeçebilecek insanlardı. Onlar da bunun farkında olmamalılar ki yaşadıklarından sonra aralarında onca olumsuz propaganda ve algıya rağmen dost olanlar olmuştu.

Kısacası düşmanlıklarından çok ortak noktaları vardı.

Hep kafamı karıştırmıştır, Nazilere karşı  ülkelerini savunan Partizanlar solcu mu, sağcı mı diye ya da Çekoslovakya'yı işgal eden Sovyetler Birliği ne kadar solcu idi?

Şunu demek istiyorum, aslında sandığımız kadar da birbirimizden uzak değiliz çok ama çok yakınız.

Bana inanmıyorsanız yakın siyasi tarihimizde deneyimlediğimiz Ecevit liderliğindeki yakınlaşmayı düşünün, bu fikrin bile tüm dünyayı nasıl rahatsız edip ülkeyi nasıl ağır bir saldırı altına soktuğunu ama o insanların iktidar hedefleyen hiç bir popülist siyasetçinin yapmayacağı fedakarlığı yaparak kurumsal ve bireysel siyasi geleceklerini feda ederek ülkeyi düze çıkarıp nasıl altın tabakta sunduklarını hatırlayın. Bu fedakarlığın ülke tarihinde eşi yok. Bu olay bile bu düşmanlığın dostluğa dönmesi gerektiğini anlatıyor, ben mükemmel olur demiyorum ama tüm zamanların en iyisi olur. Elbette 2. Dünya Savaşı'na bir suikastin, o büyük ekonomik krize de Anayasa fırlatmanın neden olduğunu düşünüyorsanız siz bilirsiniz!

Farklılıklarınızdan çok benzerliklerimizi de sorgulama zamanıdır.

Bunun dünyada örnekleri var (Yunanistan) ve giderek daha çok olacak.

Ülkücülerle solcuların,12 Eylül'de neden aynı yağlı ilmiğe boyunlarını uzattıklarını sorgulama zamanı gelmedi mi?

Yapar mısınız bilmem ama yapmalısınız, bu ülkenin buna çok ihtiyacı var.

Ayrıca bu sorgulamayı yapmadan her iki tarafta topluma karşı suç işlemiş sıradan suçlular olduklarını kabul etmiş olurlar ki öyle düşündüklerini sanmıyorum çünkü 12 Eylül her iki ideolojiyi  de yargılayıp suçlu ilan etti...