Toz kalkabilir biraz...

08 Kasım 2016 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

Başkalarına zarar vermemek için, karşıdaki boş inşaata gidip kendini patlatan bir insanlık düşmanı kadar duyarlı(!) değilim ben. O yüzden içimdeki öfkeyi zaman zaman da olsa ortalık yerde patlattığım olmuştur isteyerek ya da istemeden. Hiçbir kamu görevlisi de çıkıp savunmaz beni, canlı canlı öfke patlamalarımın ardından.

Paralel değil de dikine gitmeye çalıştığın hayat benimle hep Toshack geçiyor ama her zaman söyleyemiyorum içimden geçenleri kimseye ki, ağzım bozuktur benim ama ROK kadar bozuk değil. Onun kadar sağlam değil arkam ve bu yüzden belki hep cılızdır benim protestolarım.

"Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın varsa" eğer, tüm başarısızlıklarıma rağmen kapı gibi arkamdadır eşim benim. Her başarısız siyasetçinin arkasında duran Tuğçelere ihtiyacım yok.

Başkasının Musul'unda da gözüm yok, usul usul çekilmek hayattan istediğim.

Gözlerim mavi değil ama bu hayatta 2 "mavi gözlü dev"e hayranım: Biri babam, biri ATAM.

Ne çok büyük olmak isterim, ne de kendisinden bir çare umanlara: "Kasaptaki ete soğan doğraman" diyebilecek kadar küçük.

Evlat kokusundan parfümler sürerim ve bir de "ana kokusudur" favorim...

Zevk salıncaklarında sallanmadım hiç ve "zevk" için değil, "aşk"  için taktım parmağıma yüzüğü. Zaten yüzük başka nereye takılır?

Neyse...

Baktım ki çoktandır hayli toz birikmiş üzerinde kelimelerin.

Vakit geldi, izin çıktı.

Süpürgeci Şevket Efendi'nin torunu, kendini yazar sanan Şevket Efendi, kelimelerin üzerindeki tozları süpürecek şimdi.

Toz kalkabilir biraz.

Merak ediyor, bu toz toprak arasında

Bakalım ne kadar okunacak yazar?..