Uğursuz yolculuk

08 Kasım 2016 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

TIR kasası tıkış tıkıştı. 

Ortama çoğu çelimsiz kara koyunlar hâkimdi. Genelde daha semirmiş ak koyunlar, kasanın orasına-burasına dağılmış küçük öbekler halindeydi. 

Arada bir yanı başlarındaki yem yalaklarına kafalarını daldırıp durmamacasına geviş getiriyorlardı. 

Ama huzursuzdular. Ak koyunlar daha da huzursuzdu. Hem kara koyunlarla, hem de diğer ak koyun öbekleriyle hasım gibiydiler. Hangi öbekten olursa olsun, kara koyunların da, ak koyunlardan hazzetmedikleri belliydi. 

İçlerinden bir koç çıkıp arada bir boynuz dalaşına giriyor, sonra tümü yeniden geviş getirmeye devam ediyordu. 

TIR'ın keskin virajlar ve kasislerle yalpalamalarının yarattığı geçici dalgalanma, olağan görüntüyü bozmuyor; her şey eskisi gibi sürüyordu. 

Kasada başkaları da vardı. İri sopalılar, tüm kasayı tarassut altında tutuyor; kanlı önlüklerinden kasap oldukları anlaşılan birileri bıçaklarını bilemekle meşguldüler. 

***

Sürücü her nedense çok hırslanmıştı. Gözü dönmüşçesine, delicesine sürüyordu. Sarsıntıların araca ve yüküne vereceği zarara aldırmıyordu.

Oysa motosikletin bile zorlanacağı bir yolda böylesine gitmek çılgınlık ötesiydi. Daracık, kıvrım kıvrım toprak yolun bir yanını yüksek kayalar, öbür yanını derin uçurumlar çevreliyordu. 

***

Arkalarından baka kaldım. Geride bir toz bulutu bırakarak gözden kayboldular.

Bir yandan elem içindeyim. Her hal ü kârda TIR sakinlerini büyük zayiat ve sıkıntıların beklediği muhakkak.

Ama öte yandan merakımı yenemiyorum: Muhtemel kaza nelere yol açacak? Tümü mü uçuruma sürüklenecek? Yoksa yalnız şoför mü ölecek? Olası kaza, kasa ve kasadakilere ne kadar zarar verecek? Sağ çıkarlarsa, kasadaki yanaşmalar ne yapacak?

Şayet bu çılgın sürüş, şoförümüzü kazasız menziline ulaştırırsa neler olacak?

***

Siz ne dersiniz?