ABD seçimleri ve Rusya

08 Kasım 2016 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

ABD'deki başkanlık seçimlerini yakından izleyen ülkelerin arasında kuşkusuz Rusya başlarda geliyor...

Gerek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in açıklamalarına, gerekse de Rus resmi medyasının yorumlarına bakıldığında Moskova'nın Donald Trump'ın başkanlığına daha sıcak yaklaştığı sonucu çıkıyor. 

Hatta Putin Trump için, "Çok parlak ve yetenekli bir aday. İlişkilerimizi yeni bir aşamaya yükseltmekten söz ediyor. Bunu olumsuz karşılamamız mümkün mü" demişti. Trump'un bu sözlere karşılığı ise, "Ülkesinde ve başka yerlerde bu kadar saygı duyulan bir liderden bu iltifatları duymak büyük onur..." olmuştu.

Moskova-Washington hattında gidip gelen bu komplimanlara, Rusya gizli servisinin perde arkasında Trump'ın kampanyasına destek verdiği yolunda iddialar bulunduğunu da eklemek gerekiyor. İddialar doğruysa Ruslar Hillary Clinton'ın kazanmasını engellemeye çalışıyor.

Rusya'nın Clinton'ın başkanlığına sıcak bakmamasının bazı önemli nedenleri var.

Bunlardan birincisi, seçilmesi halinde Clinton'ın, şimdiki Başkan Barack Obama'nın izlediği Rusya siyasetini devam ettireceği yolundaki beklenti. Obama, Rusya'nın Kırım'a ilhak etmesi ve Ukrayna'da iç savaşı körüklemesinin ardından çok ağır ekonomik yaptırımlar başlatmış ve Rusya'yı diplomatik açıdan izole etmeye çalışmıştı.

Hatta Obama tepkisini göstermek için, Rusya'nın Suriye'ye müdahalesine kadar Putin'le görüşmekten bile kaçınmıştı. Şimdi Ruslar, seçilmesi halinde Clinton'ın Rusya'yı uluslararası alanda izole etme ve ekonomik olarak yıpratma taktiğini, belki de sertleştirerek sürdüreceğini düşünüyor.

İkinci neden, Putin ve yakın çevresinin, 2011 yılında Moskova'da yaşanan hükümet karşıtı gösterilerin perde arkasında o zamanlar Dışişleri Bakanı olan Clinton başta ABD'li yetkililerin bulunduğunu düşünmesi.

Trump'ı tercih ediyor görünmelerine karşın aslında Ruslar da Amerikan seçim kampanyalarında söylenen sözlerin suya yazı yazmaya benzediğini ve kazanan adayın neredeyse her seferinde sistemin dişlilerinden birine dönüştüğü biliyor. Ayrıca, Rusya'ya gönderdiği "sempatik mesajlar"a karşın Trump'ın öngörülemez kişiliği Rusların kendisine tümüyle güvenmesini engelliyor.

Diğer yandan, hangi aday kazanırsa kazansın, yeni başkanın Moskova'ya karşı sertlik yanlısı bir siyaset izlemesi Ruslar açısından dünyanın sonu olmayacak. Tersine, Batılı ülkelerle, özellikle ABD ile ilişkilerin gerginleşmesini Rus liderler her seferinde başarıyla iç politika malzemesi olarak kullanıyor ve iktidarlarını sürdürmenin aracı haline getiriyor.

Yine de, ister Clinton kazansın isterse Trump, yeni Amerikan başkanının dış politikadaki en güncel ve en önemli dosyalarından biri Rusya olacak...