Herkes kendi iblisini alkışlıyor!

09 Kasım 2016 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

Türkiye'de iktidar olgusunun en önemli belirleyicilerinden biri, hatta birincisi ordudur. Bunu anlayabilmek için Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar ordu iktidar ilişkilerini incelendiğimizde bize ordunun iktidar üzerindeki vesayetini göstermektedir. Cumhuriyetin ideolojisi her ne kadar miletin hürriyeti, halk hakimiyeti denilse de, ordu baskısını yürütme üzerinde kendisini her zaman hissettirmiştir..

Türkiye'deki asker sivil ilişkilerini hatırlatır şekilde Amerika, Afrika, bazı Uzak Doğu ülkeleri, Asya kıtasındaki Müslüman olan bazı ülkelerde de askeri vesayet ön plandadır. Buna karşılık, Avrupa ya da İskandinavya ülkelerinde inanın, Danimarka'da yaşayan bir gazeteci olmama rağmen ben dahil birçok kişi genelkurmay başkanı dahil kuvvet komutanlarını bu kadar tanımayız. Oysa Türkiye'de çocukluğumuzdan beri bütün genelkurmay başkanlarını, kuvvet komutanlarını tanıyoruz. Çünkü iktidarla askeri vesayet iç içe, basın dahil siyasiler onları bizim hayatımızın ortasına koydular. Ordu her zaman iktidar. Forbes Türkiye'nin, 'Şirket Paşaları' adıyla yaptığı haberinde şirket yönetim kurullarında ve üniversite, vakıf mütevelli heyetlerinde yer alan 50 paşanın adı geçiyor. Ancak listedeki paşaların büyük bir bölümü vakıfların mütevelli heyetlerinde görev yapıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) her yıl 55 generalin emekli olduğuna dikkat çekilen haberde, Türkiye'de henüz 50 asker kökenli yönetici bulunduğu vurgulanıyor. Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki, birçok generalin çocuğu çeşitli şirketlerde üst düzey yönetici olarak çalışmaktalar. Bu da en güzel örnek.

Türkiye'de ya restorasyon yapılmalı  ya da rejim tekrar insan haklarına uygun bir şekilde ele alınmalı. Görünen o ki sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik restorasyona yeniden inşa edilmesi gereken kanunların insan hak ve hürriyetleri olgusunun ele alınarak tatbik edilmesi gerekir.

Kesinlikle insanlar düşünürken fikir yürütürken fikir teatisinde bulunurken geçmişin tarihten öğrendiklerinden bağımsız düşünemezler.

Kötülüğün zulmün galebesini alkış tutanlar el üstünde tutanlar bunlar herşeye layıktır düsturunu dillerinden düşürmeyenlere şaşırıyorum. Herkes kendi iblisini alkışlamanın derdinde. İdeal sahibi olmanın, kendi çevresinden, bütün eşitsizliklere insanı boyutta tepki göstermek, sorumlu hissetmek bence önemlidir. Bugün hukukun üstün tutulmadığı, kuvvetler ayrılığının ilkeleştiği, siyasetin itibar kaybettiği milletin egemenliğinin temsilciler eliyle kullanılmadığı, vesayetçi zihniyetin ortadan kalktığı, velhasıl kısaca demokratik ilke ve değerlerin anlamını yitirdiği bir durumu yaşıyoruz.
 
Erdal Çolak