Ulusalcılar 2 Küreselciler 0!

09 Kasım 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Brexit'ten sonra yılın sonucu en çok merak edilen diğer seçimi de yapıldı ve 'birilerine' göre sürpriz bir sonuçla Donald Trump kazanarak ABD'nin yeni Başkanı oldu! 

Peki bu sonucu sürprizle karşılayanlarla Brexit'te şok olanların aynı kişiler olması tesadüf mü? Bence değil! Hem de olgular yerine algılarda yaşar ve yaşatılırsanız hiç mi hiç değil!

O kadar anket şirketi son dakikaya kadar Clinton'u 2 ila 12 puan arası önde gösterdi...

Yerli yabancı fark etmez zaten 'mahvolmuş' medya sabahlara kadar yayınlarında 'uzman' kılıklılarla Clinton'un zaferini adeta ilan etti...

Piyasalar Clinton'u fiyatladı...

Ancak hepsi fos çıktı ve sonuçta Trump kazandı! Üstelik ilk defa sistem dışı bir aday olarak, kendi partisinin simgesi Bush'un oyunu bile alamadan kazandı!

Anlaşılan Amerikan 'müesses nizamının' efendileri rakibini tacizci olarak adlandıran, oysa ki kocası ve yardımcısı şaibeli ama kendisi güya kadın haklarının simgesi olan Clinton'un kazanması için ellerinden geleni yaptılar ama bu sefer güçleri yetmedi!

Düşünün dünyanın en güçlü ve dünyaya demokrasi ihraç eden dev ülkesini otuz yıldır iki hanedan yönetsin...

Başka adam yokmuş gibi babası gitsin oğlu gelsin, kocası gitesin karısı gelsin... Gerçekte ise biri Cumhuriyetçi, diğeri Demokrat iki partili yapıyla arkadaki 'establishment' veya 'müesses nizam' sahipleri keyiflerini sürsün...

Bu kurulu düzen elbet bir gün sorgulanacaktı ve işte o gün geldi!

ABD'nin başını çektiği tek kutuplu yeni dünya düzeninin elitleri statükoyu korumak için haliyle ellerinden geleni yapıyorlar. Bunlar Trump'ı çılgın ve ırkçı adlandırıp kendilerini eşitlikçi pazarlıyorlar ama kurdukları küresel hiyerarşide başka milletlere tahakkümü ve bu düzenin ne pahasına olursa olsun devamını şart görüyorlar. Finansın iteklemesi ile 'açık ve şeffaf' pazar politikası icra ediyor, küreselleşmeyi hızlandırıyor, dünyanın geri kalanını bir güzel söğüşlüyorlar. Üstelik bunu eleştirenlere de 'çağdışı' muamelesi yapıyorlar. Mesela, gerektiğinde Obama gibi siyahi ve Müslüman isimli (!) bir şirini bile vitrine koyup güya Orta Doğu'dan çekiliyor ve 'barış' diyorlar ama bakıyorsunuz bölgemizde en büyük yıkımı yine onlar yapıyor, dünyayı savaştan savaşa koşturuyorlar. 

Yani işleri güçleri sol gösterip, sağ vurmak; kendi keyifleri için ikiyüzlülükle dünyaya kan kusturmak! Bir düşünün: Arap baharı diye tutturan bu barışseverlerin politikaları sonrası Libya, Irak, Suriye şimdi ne halde? Ancak bu gidişat sürdürülemez ve anlaşılan o ki artık sürdürülemeyecek!

Öyle ki ABD'de kurumlar arasında ilk defa büyük bir kırılma yaşanıyor. Amerika'da ne olup bittiğini dikkatle takip edelim ve bence görünene aldanmayalım: Trump çok sert ve huysuz, Clinton da tam tersine yumuşak ve barışsever görünebilir ama gerçekler çok başka olabilir! 

Dünyada güç dengeleri değişir ve son otuz yıldır işleyen küreselleşmenin artık sonuna gelinirken başka bir gerçeklik ortaya çıktı. Uluslararası sistemdeki bu tektonik değişimler Brexit'le başladı Trump'la devam ediyor. Dünya adım adım tek kutuplu küresel düzenden ABD ve Çin'in başını çektiği çift kutuplu bir düzleme evriliyor.

Kısacası, #Brexit etkisi ile #ABD seçimleri de yeni dünya düzeninde tutunabilenlerle-tutunamayanlar arasındaki kamplaşmanın dayattığı güç mücadelesinde küreselcilerle-ulusalcılar kapışma derdindeler ve bunu dahi göremeyenler siz daha neler göreceksiniz neler! Ancak şimdilik maç:

Ulusalcılar 2 Küreselciler 0!

Türkiye açısından da Trump kapalı bir kutu ama Clinton'ın büyük bir bela olacağı kesindi. Çok şükür yenildi! Hem bol yalanlı ve kariyer düşkünlerinin menfaatleri için bilerek sustuğu artık 'eski kurulu düzende' insanın aklına ünlü yönetmen Orson Welles'in yıllar önce söylediği bir söz geliyor: "Yalanın evrenselleştiği bir çağda, salt doğruyu söylemek devrimci bir eylemdir". Öyle ya da böyle, beğenin veya beğenmeyin bir gerçek var ki Trump ve onun kazanacağını söyleyenler gerçek bir devrim yaptı...Devamı da gelecek!