Kemirmek ve lağım fareleri

10 Kasım 2016 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Bir bütündür dünya, canlıları cansızlarıyla. Cansız biliriz taşı, kumu. Nice hayatlar boy verir cansız bilinen kumda, taşda. Onlarsız olamazdı dünya.

Cansızları şimdilik bir yana bırakalım da canlılarına dünyanın üstünkörü göz atalım bakalım.

Memeliler var elde bir ki biz de o kategoride sayılırız. Memelileri kendi arasında sınıflandırdı yıllar, yüz hatta binyıllar.

Kemirgenler, memeliler kategorisinde tıpkı geviş getirenler gibi, bir alt sınıf.

Kemirgen denince, ilk aklıma gelen farelerdir. Fareler de çeşit türlüdür. Tarla faresinden tutun da lağım faresine kadar, türlü türlü fare var etrafımızda.

Fareler; uyum bakımından çok başarılı, nerdeyse en başarılı kemirgen memeli takımıdır. Alt ve üst çenelerinde ikişer tane, sürekli ısırma ve büyüme eğiliminde olan dişleri vardır. Gözleri, başının her iki tarafında olduğundan, önünü de arkasını da gayet net görür. Çok iyi koşar, tırmanır ve yüzerler ( öyle ki, sanki de gemi- gemicik-filo).

Fare kemirgendir. Kemirir. Tarla faresi misal, şeker pancarını, patatesi, havucu akla gelen bütün yumruları kemirir. Emeği köylünün, alın teri umurunda değildir, o kendi beslenmesinin üremesinin peşindedir.

Fare tayfasının belki de en hızla yayılanı ve korkutucu olanı lâğım faresi diye isimlendirdiklerimizdir. Bunlar çöplük, lâğım suları, göletler, bataklıklar, kömürlükler, terk edilmiş yıkılmış depo ve bina boşluklarında çok rahatlıkla yerleşir ve ürerler. Bu nedenledir ki; adına kentsel dönüşüm denen yıkım süreçlerini ve her yerin yakılıp yıkıldığı savaş ortamlarını pek severler.

Yazarınız, kafayı sıyırdı da ansiklopedik bilgiye vurdu diyorsanız, haklısınız.

Güne, güncele ve sadede gelelim.

Baskı rekorlarını kıran, satış rekorlarını alt üst eden kitabı vardır, Turgut Özakman'ın ŞU ÇILGIN TÜRKLER'. Bu kitap ' KURTULUŞ' adı ile tv dizisi haline getirilmiş ve orada da izlenme rekorlarını kırmıştı.

Kurtuluş filminde, çarpan ve unutulmaz unutulamaz hale gelen bir sahne vardır. Hatırlatınca mutlaka anımsayacaksınız.

1920'ler, İstiklâl Harbi devam etmektedir ve o yıllarda bir kasaba olan Ankara da, Türkiye Büyük Millet Meclisi sürekli toplantı halinde, harbi yönetmekte ve yarınki Türkiye'yi kurmaktadır.

Gün, bugünkü gibi değildir yok sayılmıyordur meclis, sürekli devrededir.

TBMM'de, gündem can alıcıdır ve Mustafa Kemal'in o gün mecliste olmıyacağını hesaplayan muhalifleri, O'nun, Başkomutanlık yetkilerini budamaya, elinden almaya yönelik bir girişim başlatmış bir öneri sunmuşlardır.

Mustafa Kemal gelir. Kürsüye çıkar

Hava döner, halktan ve haktan, milletten yana esmeye başlar rüzgâr.

Oylamayı, Mustafa Kemal ve arkadaşları kazanır.

Mustafa Kemal'e ölümüne karşı olan gruptakilerden biri, 'bükemediğin bileği öpeceksin' demeye yeltenir.

Lağım faresi pusudadır. Lâfı ' bükemediğin bileği kemireceksin' diye bağlar ve karanlık izbelerine çekilirler

İşte, o gün bu gündür lâğım fareleri kemirir demir leblebiyi...