Aşk 135 yaşında, görmediğin birini sevmektir

11 Kasım 2016 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Dün büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün 78. yıldönümünde sevgi, saygı ve özlemle bir kez daha andık! 

Gönül isterdi ki, bugün siz Atatürk sevdalılarına, Atatürk'ün bize emanet ettiği devrimlerine, gereği kadar sahip çıktığımızı göğsüm kabararak anlatabilseydim...

Ne yazık ki, koruyamadığımız ve her gün elimizden kayıp giden bu değerlerden söz etmekten utanır hale geldiğimizi düşünüyorum...

Atamıza ve eserlerine gün geçtikçe yapılan saldırılar dozunu arttırırken, Atatürkçü geçinen bizler ve yurdun dört bir yanında bizim gibi düşünenlerin çoğu vurdumduymaz davranmaktadırlar...

Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında yasa bulunmasına ve yaptırım içermesine karşın, Atatürk'e hakaret edilmekte ve anısına saygısızlık yapılmaktadır...

Kimisi ayyaş derken...

Kimisi kefere derken...

Kimisi halkına bıraktığı mirası yok sayarken...

Kimisi heykellerini yer değiştirme bahanesiyle kaldırırken...

Kimisi Bayram olarak kutladığımız Cumhuriyetin kuruluş tarihi olan 29 Ekim'i yas, Atatürk'ün ölüm tarihi olan 10 Kasım'ı Bayram ilan etmeyi arzularken...

Verdiğimiz vergilerle yayınını sürdüren devletin resmi yayın Kuruluşu TRT' yayınlarında Atatürk'e hakaret edilirken...

Birkaç cılız sesin dışında, kamuoyunda büyük bir sessizlik hâkim olurken. 

Bizler yasal tepkimizi bile ortaya koyamıyoruz...

Böyle bir ortamda göğsünüzü gere gere Atatürk'ü anlatabilir misiniz?

İşte utancım ve üzüntüm bundan...

Biz Atatürk sevdalıları, 10 Kasım'da büyük Atatürk'ün huzuruna çıkarken, asla yas tutmuyoruz.

Çünkü her fani gibi ölmüş olsa bile, O'nun, devrimleriyle ve içimizdeki sevgiyle sonsuza dek yaşayacağını inanıyoruz...

İşte bu inancımıza da "ATATÜRK" sevdası diyoruz...

Bu sevdadan aldığımız güçle, 29 Ekim'in yas, 10 Kasım'ın bayram olarak ilan edilmesi arzusuna fırsat vermeyerek kursaklarında bırakacağız...

Bu sevdamızla yas için değil, çocuklarımızın aydın geleceği için bize emanet ve armağan ettiği en büyük devrimi laik Cumhuriyet ve diğer devrimleri nedeniyle şükranlarımızı bildirmek, hiç bitmeyen ve gün geçtikçe artan sevgi ve saygımızı sunmak için coşkuyla Ata'mızın huzuruna gelip anacağız...

Fransız politik düşünür Montesquieu der ki, "Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir."

Tüm bu olumsuz koşullara karşın, Mustafa Kemal Atatürk'ün aydınlık Türkiye'sinin bu şekilde yönetilmeyi hak etmediğini belirterek diyorum ki, 

-Yılmak yok, durmak yok, korkmak yok, çocuklarımızın aydın geleceği için Atatürk ilke ve devrimlerini korumak adına bu yolda her türlü yasal mücadeleye devam etmek zorundayız...

Zulme karşı başkaldıran büyük Ozan Pir Sultan Abdal'ın dediği gibi hep beraber, "Dönen dönsün ben dönmem yolumdan" demeliyiz...

Bu duygularla, yüreğimizin ve dünyanın en büyük lideri Mustafa Kemal Atatürk ve aziz şehitlerimizin anısı önünde saygı ile eğiliyor gururla "Ne mutlu Türküm ne mutlu Atatürkçüyüm" diyorum.