Arena'da iyi ve kötü, güzel ve çirkin...

14 Kasım 2016 Pazartesi  |  MENTOR

Güzel bir geceydi...

Eurolig'in favorilerinden biri Eurolig sonuncusuna basketbol dersi verdi keyifle izledik.

Bilen bilmeyene basketbolun bir kumar değil zeka oyunu olduğunu ya tutarsa deyip üçlük sallamak üzerine kurulan ucuz taktiklerin bu seviyede uygulamayacağını gösterdi.

Harika bir koç vardı 8 Eurolig kupası olmasına rağmen rakibine her zaman saygı duyan yaşamı boyu kimseyi kıskanmaya ihtiyacı olmamış ve her zaman Eurolig'in en değerli kadrolarının emanet edildiği güvene sahip bir koç.

Güzel oyuncular vardı başka bir ülkenin takımı için aldıkları paraya bakmadan kanlarını ve terlerini akıtan "insan" olmak dersi veren.

Güzel oyunculardı onlar, evlerinde "103 soktuk burada 92 soktuk!"demediler, demezlerdi çünkü onların aldıkları parayı hak etmek için nefret ekmeye ihtiyaçları yoktu her şeye cevabı alın teri ve mücadele ederek verecek kaliteye sahiptiler.

Güzel seyirciler vardı, terbiyesiz ve çirkin olmakla takımını desteklemeyi karıştırmayan, oraya film seyretmeye değil basketbol maçı seyretmeye geldiğini bilen, zarif olmakla züppe olmayı karıştırmayan.

Çirkin şeyler de vardı.

Asla Eurolig'de pahalı bir kadro emanet edilecek kaliteye sahip olamamış vasat bir koç cebine atacağı dolarları sağlama almak için Türklük edebiyatı yapıyordu, oysa Türkmenlerin Irak'ta savaşçıya ihtiyacı vardı uzatılan mikrofona beceriksizliğini örtmek için Türklük diyerek her gün tereddüt etmeden kanını akıtan canını veren insanlara saygısızlık ediyordu, üstelik Milli Takımı İtalya'ya götürüp ücretini de döviz alarak.  

Asla başkasını kıskanmayacak bir başarıya ulaşamamış olmasının hırsını her zamanki gibi mikrofonlara zehir kusarak örtmeye çalışıyordu.

Çirkin oyuncular vardı sahada rakibi karşısında ayakta duramayan vasat bile olmayan yeteneklerini taraftarlar arasına nefret tohumları ekerek paraya çevirmeye çalışan.

Maç esnasında sürekli küfür edecek kadar spor ahlakı ve Anadolu insanının insan saygısından nasibini almamış beceriksizliğini "soktum" düzeyinde kalitesizliklerle kapatmaya çalışan.

Çirkin seyirciler vardı, azdılar ama  vasat basketbol yeteneklerini kavga ve nefretle pazarlama çalışan bir adama uyacak kadar takımlarının emeğine ve alın terine saygısızlık eden, çirkindiler.

Sahada koçlar ve basketbolcular vardı, işlerine duydukları saygı ve terbiyeleri ile hepimizden çok Türk olmayı hak eden. Sahada koçlar vardı savaş alanlarında fedakarlıklarla elde edilen Türk'e saygıyı ucuz pazarlama taktiklerine çevirecek kadar çirkindiler. Sahada basketbolcular vardı bir Türk olarak utanmamıza neden olacak kadar ahlaki değerlerden yoksundular...