Trafikte 4'lü çekelim!

16 Kasım 2016 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

Eğer bir ülkenin ne menem bir yer olduğunu, insanının nasıl bir kültüre sahip olduğunu anlamak istiryorsan, trafiğinde bir gün geçirmen yeter.

Sabah evden çıktın, arabanla işine gidiyorsun, daha ilk adımda keşmekeş başlıyor. Sinyalini vermis, caddeye çıkmak için bekliyorsun, soldan bir araç geliyor, sanıyorsun ki önünden geçip gidecek çünkü sinyal minyal yok. Ama baba cart diye senin çıktığın sokağa dönüyor. Yanından geçerken bakıyorsun suratına "ne iş" diye, gözlerinden aldığın yanıt "sinkaf" oluyor.

La havle deyip çıktın caddeye, arkada bir araba beliriyor. Muhtemelen işyerinde bütün gün göbeğini kaşıyarak boş boş oturacak olan zat sana ısrarla selektör yapıyor. Ne kadar anlamsız! Ülen önümde arabalar var, ben çekilsem nolcek ki, ne diye selektör yapıyosun gavat diyesin geliyor ama susuyorsun. Neme lazım, manyağın tekidir bela almayayım diyorsun. Zaten evrim mazuru primat da sağından geçip, senin önüne doğru kırıp, frene asılıp sonra gazlayıp gidiyor.

Kırmızı ışık yanacak görüyosun, ortalama insan zekasıyla hareket edip, yavaşlıyorsun. Amanın! Ciyak ciyak kornaya basıyor arkandaki bir diğer gavat. Len, kırmızı dur demek, neyine basıyon der gibi dikiz aynasından bakıyorsun, babanın eller kollar sinkaflı cümleleri tamamlar şekilde oynuyor. Al sana bir tane daha primat. Duruyor durmasına ama direksiyonu yiyecek. Sarı yanar yanmaz yine asılıyor körolasıca kornaya artı bir de selektör. Artık, eziyetten midir bilinmez eğlenmeye başlıyorsun...

Ana caddeye çıktın, bir yığın araç trafikte. Bir elinde telefon, diğer eliyle her şeyi becermeye çalışan hatunlar mı istersin, haldır huldur şerit değiştirenler mi, makasla gitmeye çalışanlar mı, her 3 saniyede kornasına asılan minibüsler mi, koca cüssesiyle ufacık araçları sıkıştırıp kendine yol açan otobüsler mi, yan araçtaki hatuna kendini göstermek isteyen abazanlar mı, sigarasını yakarken önündekine toslayanlar mı, neler neler. Tüm bu hengamede en garibanlar ise her zaman kurallara uymaya çalışanlar.

Bu durum yayalar için de geçerli. Kimsenin kimseye saygısı olmadığı için  ve herkesin anlaşılmaz bir sebepten ötürü önceliği olduğu için, herkes herkesten şikayetçi. Herkes için diğerleri gavat, dallama, öküz vs.

Bu durumdan bayılma derecesinde bıkmış bir şahıs olarak , yurt dışında gördüğüm bir hareketin öncüsü olmaya karar verdim. Bugünden itibaren de uygulamaya başladım. Kural çok basit; teşekkür et!

Madem, herkes herkesten bıkmış ve şikayetçi o zaman ben farklılık yaratayım ve bir şekilde arada yok olma kıvamına gelmiş düzgün insanlarımıza teşekkür ederek onları onurlandırayım dedim. Anlarlar veya anlamazlar bilemem ama zamanla bir farkındalık oluşacaktır. Teşekkür etmeyi ise 2 ya da 3 kez 4'lüleri çalıştırarak yapıyorum. Bu uygulama benim yıllarımı geçirdiğim ülkede o kadar yaygın ki, yapmazsan kızıyorlar. Mesela, biri sana yol verdi, hemen dötlülerle bir teşekkür çakıyorsun, arkadaki de yaptığı iyilikten haz alıyor ve ister istemez gururlanıyor. Bu sosyal teşekkür paylaşımı genelde arkadaki araçlara yapılıyor zira sorun çoğunlukla onlardan kaynaklanıyor. E herkes arkasını kollarsa haliyle işler düzene gireceğinden gayet de mantıklı bir sisteme dönüşüyor.

Eğer bu aralar sağda solda, sizin yol verdiğiniz bir araç 4'lüleriyle göz kırparsa bilin ki bir şeyler değişmeye başlamış. Ben ısrarla yapacağım, herkesi davet ediyorum.

Bir sonraki aşama ise , karşıdan karşıya geçenlere yol verme olacak. Bunun için henüz erken zira önce önündekini anlayan bir kitle yaratmamız gerekiyor.

Kültürümüz bu maalesef, trafikte neysek oyuz. Günde ortalama 1 (bir) dakika kitap okuyan ama 3 saatini TV izleyerek, 1 saatini de internette geçiren bir toplum için buna da şükür!

Teşekkür ederim! 

Analizör (mahlas)