İsmet Paşa: Yeni bir dünya kurulur...

23 Kasım 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

İsmet İnönü 1964 yılında, Kıbrıs Bunalımı patlak verdiğinde ABD ile ters düşmüş, diplomatik ilişkiler çıkmaza girmişti. TBMM, aynı yılın mart ayında Kıbrıs'a Silahlı Kuvvetler'in gönderilmesi konusunda hukümete tam yetki verdi. 

Ne var ki, Washington Ankara'nın bu kararına şiddetle karşı çıktı.

Başbakan İsmet Paşa 1964 Nisan'ında Amerikan Time dergisi muhabirlerini çağırdı, karşılarına oturdu ve dedi ki:

-    Müttefiklerimiz NATO'nun dağılması için çalışmakta olan uzak devletlerle yarış halindedir. Müttefiklerimiz bu ittifakı dağıtmakta başarılı olurlarsa, yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bu dünyada yerini bulur.

İşte o günlerde İsmet Paşa'nın bu lafları, hem Türkiye'de hem de NATO üyesi diğer ülkelerde büyük yankı bulmuş, ABD, almış olduğu kararları yeniden gözden geçirmek zorunda kalmış ve Paşa'nın bu çıkışı yıllarca konuşulmuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçenlerde Pakistan ve Özbekistan'a yaptığı ziyaretlerinden dönerken uçakta gazetecilere dedi ki:

-    Türkiye kendisini rahat hissetmeli, benim için varsa yoksa Avrupa Birliği (AB) dememeli. Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içinde yer alması, rahat hareket edilmesini sağlar. 

Erdoğan açıklamalarında ayrıca, bu önerisini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e ilettiğini ve Putin'in, bunu değerlendiriyoruz, dediğini belirtti. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çıkışı daha önce de gündeme getirmiş olsa da, hiç bu kadar yankı bulmamıştı. 

Yanlısı, yansızı, merkez medyası kim varsa açıklamanın üzerine atladı. Gazetelerde manşetler, TV'lerde, "Şanghay Beşlisi'ne girelim mi, girmeyelim mi?" şeklinde tartışma programları...

Şanghay Beşlisi nedir?

Yazıldı çizildi ama kaçıranlar, bilmeyenler için özetin özeti ile anlatmaya çalışalım: 

Adı: 

Shanghai Coorperation Organization. (Şanghay İşbirliği Örgütü)

Kısa adı: 

SCO (ŞİÖ)

26 Nisan 1996'da, Çin'in Şanghay kentinde Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan'ın katılımıyla kuruldu ve adı, 'Şanghay Beşlisi' olarak ilan edildi. Örgüt, 2001 yılında Özbekistan'ı da bünyesine katarak üye sayısını 6'ya çıkardı. Resmi adı, "Shanghai Cooperation Organization" oldu.  

Örgüt, 2015 yılında Pakistan ve Hindistan'la anlaşma imzaladı, 2017 yılından itibaren üye sayısının 8 olacağını açıkladı. Kurulduğu yıllarda, üyelerin kendi aralarındaki sınır anlaşmazlıklarının çözümünü amaçlayan örgüt daha sonra, "güvenlik ve bölgesel işbirliği" konularında faaliyet de içeren bir yapılanmaya gitti. 

Örgütte, Devlet-Hükümet Başkanları Konseyi, Anti-Terör Konseyi ve Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılanmalar yer alıyor. Örgütte, 6 asil üyenin yanı sıra, 6 Gözlemci ve 6 Diyalog ortağı bulunuyor. 

Gözlemci Üyeler:

Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğalistan ve Pakistan.

Diyalog Ortakları:

Azerbaycan, Ermenistan, Nepal, Kamboçya, Sri Lanka, Türkiye.

AB ile Şanghay kıyaslamasını kısaca yaparsak...

AB'de, "Siyaset, ekonomi, İnsan hakları konularında bağlayıcılık var. Şanghay Beşlisi'nde yok.

AB'de, 28 üye ülkenin 751 üyeli parlamentosu (AP), bayrağı, marşı, mahkemesi, para birimi var. Şanghay Beşlisi'nde yok.

AB üye ülkeleri arasında ürünlerin ve üreticilerin birlik pazarında serbest dolaşımı var. Şanghay Beşlisi'nde yok.

AB'de, tam üye olmayan ülkelerle de "serbest ticaret anlaşmalar" var. Şanghay Beşlisi'nde yok.

Şimdi başa alalım:

Bayram değil, seyran değil, Cumhurbaşkanı bu açıklamayı niye yaptı?

İsmet Paşa'nın ABD'ye yaptığı gibi, AB'ye gözdağı mı?

Bize göre, evet...

Peki, mesaj yerini bulur mu?

Yine bize göre, "zayıf ihtimal".

Ancak, Erdoğan'ın yaptığı konuşmalara bakılırsa, Türkiye üzerine AB'nin yaptığı açıklamalar yersiz, zamansız ve anlamsız!

Halbuki, AB ne diyor?

-Birliğe tam üye olmak istiyorsan, insan haklarına özen göster. Hukuk dışı uygulamalara yol açacak girişimlerde bulunma. Mahkeme kararları olmadan gazetecileri, yazar-çizerleri göz altına alma. 15 Temmuz Darbe Girişimi nedeniyle yaptığın tutuklamalarda "yaşla kuru"yu birbirine karıştırma. Suçu olmayan insanları eşinden, işinden, aşından ayrı koyma. Aksi halde ilişkileri de, üyelik müzakerelerini de askıya alırım.

Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyor?

-    Sen kimsin ya!

Durum böyle olunca işler de ister istemez karışıyor.

Bir not  düşüp bitirelim yazıyı:

AB'nin Türkiye Raportörü Hollandalı Kati Piri, geçtiğimiz hafta "persona non grata" (Diplomatik dilde istenmeyen adam-kişi) ilan edildi. Gerekçesi net açıklanmasa da buna neden; AB'nin "ilişkileri askıya alırız"  şeklinde açıklaması.

Her ne kadar AB'den yanlısı olmasak da, sorunları karşılıklı oturup konuşmak, medeni ölçülerle tartışıp çözüm aramak varken, bunca gerilim, sıkıntı ve restleşmek niye, bu Türkiye'ye ne kazandırır?