Sosyal medyada 'bölücülük'

27 Kasım 2016 Pazar  |  SERBEST KÜRSÜ

Bugün sizlere sosyal medyada düştüğümüz yanlışlarla iktidara bilmeden nasıl hizmet ettiğimizi anlatmaya çalışacağım...

Arkadaşlar hepimizin bildiği gibi çok zor günlerden geçiyoruz. Her zamankinden daha çok birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğunu anlatmama gerek var mı? Bu süreçte hiçbirimizin bir diğerimizi ötekileştirmeye, ayrıştırmaya ve toplumda bölücü olmaya hakkı yok diye düşünüyorum.

Bir çok arkadaşımın yaptığı paylaşımlara baktığımda ak salak,ak koyun gibi ifadeler kullandığını üzülerek görmekteyim. Bu şekilde ifadeler kullanarak birbirimizle kucaklaşma ve bir araya gelme şansımızın olmadığını biliyorsunuzdur sanırım. Sürekli Atatürkçü olduğumuzu ifade etmemize rağmen acaba Büyük Önderimizin bize örnek olduğu şekilde davranıyor muyuz? 

Niyazi Ahmet Banoğlu'nun "Nükte ve Fıkralarla Atatürk" adlı eserinde anlattığı gibi; Atatürk danışmaya büyük önem verirdi. Zihninde tasarlayıp uygulamaya karar verdiği sorunları çok önemli olmayan kimselerle görüştüğü çok görülmüştür. Neşeli zamanında sordular:

-Paşam,şu fikir danıştıklarının içinde de bazen öyleleri vardır ki, şaşıyoruz; bunların düşüncelerini nasıl olsa sonunda kabul etmeyeceksiniz. Kararınızı da önceden vermiş olduğunuz biliniyor, o halde ne diye bunları birer birer çağırıp karşınızda söyletirsiniz?

Atatürk, alaycı bir bakışla şu karşılığı verdi :

-Bazen hiç olmadık adamlardan,ben çok şeyler öğrenmişimdir. Hiçbir düşünceyi hor görmemek lazımdır. Neticede kendi fikrimi uygulayacak bile olsam, herkesi ayrı ayrı dinlemekten zevk alırım.

Atatürk ,bu alışkanlığını hayatının sonuna kadar değiştirmedi.

Peki arkadaşlar Atatürk'e TÜRK nedir ? diye sormuşlar, İşte Atatürk'ün cevabı;

"Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en aşağı, bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu; Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. 

YILDIRIMDIR, KASIRGADIR, DÜNYAYI AYDINLATAN GÜNEŞTİR. 

Evet arkadaşlar görüyorsunuz değil mi? Okuma-yazma oranının % 1 bile olmadığı bir dönemde büyük kurtarıcının bu ülke insanları için söylediği sözler bunlar işte.

"Bu ülkeden bir şey olmaz", "Bu millet koyun" laflarına itibar etmeyerek; kuyuya düşen kulakları duymayan adam gibi söylenenleri duymamamız gerekiyor. 

Şunu unutmayın ki, şartlar 1918'den daha kötü değil. Bir kere başardık bir kez daha başarabiliriz.   

Gün Atatürk'ün emanetlerine sahip çıkma zamanıdır. Herkesin aklını başına toplayıp yılmadan,yorulmadan sadece ve sadece gerçekleri haykırması  gerekmektedir. Bizlerden farklı düşünen arkadaşlarımızı da kırmadan,incitmeden gerçekleri anlatmalıyız.

Bizler büyük Türk Milletiyiz, bizler kenetlendiğimizde yapamayacağımız bir şey yok. Bütün korkuları işte bundan .Kurtuluş Savaşı'nda bunu dosta düşmana gösterdik. Birkez daha bunu başaracağımıza şüpheniz olmasın. 

Bunları başarmak için de; MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.

Sedat DOĞRUER