Veda gibi veda

30 Kasım 2016 Çarşamba  |  GÜNLÜK

Çalıştığı işyerinden ayrılanlar, özellikle ayrılmak zorunda kalanlar karmaşık duygular içinde olur. Kimi buruktur, kimi üzgün, kimi kırgın, ağırlıklı olarak da öfkeli.

Belki görevini hakkıyla yapamadığı için işten çıkarılmıştır, belki işinde başarılıdır ama "torpilli" birisi ayağını kaydırmıştır, belki gerekçe sadece ekonomiktir.

Nedeni ne olursa olsun ayrılıklar zordur. O anda yaşanan olumsuz duygularla kimi hiç kimsenin elini bile sıkmadan ayrılır işyerinden, kimi kapıyı çarpar çıkar, kimi de öfkesine bastırmaz avaz avaz bağırır. Hepsi kendisine göre haklıdır.

Kimi de yaşadığı hayal kırıklığını bastırır, güzelce veda etmek ister yıllarca çalıştığı işyerine...

Gazeteci Nilay Örnek de bu yolu seçenlerden.

Sözcü'nün magazin ekinde iki yıldır yazan Örnek son yazısında bakın gazetesine ve okurlarına nasıl veda etmiş:

Bu, Sözcü/Şık'taki son yazım.

George Lois, "İş hayatında tek hedefiniz sevdiğiniz işi yapmak (ve bundan para kazanmak) olmalı. Sevdiği işi bulmuş olan kutsanmıştır!" der.

20 yıldır medyadayım. Maddi hiçbir birikimim yok! Ama kendimi hep kutsanmış hissettim. Burada iki yıldır, editörlük ya da yöneticilik gibi başka görevlerim olmadan ilk defa köşe yazıyordum.

Ve bu bana çok iyi geldi.

Kendimi de gördüm, yazdıklarımın başka insanlara iyi geldiğini de...

Son yıllardaki gerilimli ortam nedeniyle ilk işimden olduğumda insanlar, belki de sonrasında yüzlerce gazetecinin daha işsiz kalacağını hesap edemediklerinden, belki sırf o an içlerinden geldiğinden, belki de öylesine, 'gaz veriyorlardı'; helal olsundu bize, kiramızı bile öderlerdi.

Kimse kiramı ödemedismiley

Öyle bir meslek ki bizimkisi, 30 yıl öğretmenlik, doktorluk, mimarlık yapma yine de sorsalar öğretmen, doktor ya da mimarsın!

Oysa 20 sene bilfiil gazeteci ol; işsizliğinin ikinci günü sorarlar:

Ne iş yapıyorsun?

Gazeteciyim.

Nerede?
....

Ah o "Nerede?" yok mu?!

Hem böyle nankör, hem de maşallah herkese kucak açan, titr kazandıran bir meslek bizimkisi. Nerede, neyi, nasıl yazdığın da önemli değil; bir gazete ya da dergide azıcık kafa gösterdin mi, 'hemmen' yaz sosyal medya profiline: Gazeteci!

Şimdi mesleğimiz biteyazarken, bu kadar meslektaşım cezaevinde ya da işsizken yine imtina ediyorum, "Gazeteciliğin neresindeyim?".

Birileri bana absürt bir şey yaptığında çok nadir anında 'taşı gediğine koyan' bir yanıt verebilirim. Bu yüzden sonra kendimi hakkedileni söylerken hayal ederim.

Yine bu yüzden, öleceğimi mesela 15 gün önceden bilmek istiyorum ki, gereken insanlara 'dan dan' tüm söyleyeceklerimi söyleyeyim!

Ama şuraya bir veda yazısı bile yazamıyorum, çünkü işini kaybetmiş bir insanın değil, çok sevdiği yaz kampından ayrılan bir çocuğun ruh hali var üzerimde. Buradaki iki yılım, yazdıklarım ve okuyanlarla ilişkim çok 'can'dı çünkü.

Buna vesile ve yoldaş olan herkese, çalışma arkadaşlarıma teşekkür eder, öperim.

Yazının tamamını okumak için TIKLAYIN