Batmıyorsak nedeni var!

03 Aralık 2016 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Bakınız saygıdeğer ülkeyi yöneten büyüklerimiz, akranlarımız!

Bir ülkenin "namusu" kendi para birimidir. Devletin zenginliğinin, refahının göstergesi parasının değeriyle doğru orantılıdır. Bizim veciz medyamızda bilinçli olarak sürekli "dolarda tarihi rekor, dolar uçtu"gibi saçma sapan haberler pompalanıyor. Bunun amacını bu ülkede kafası çalışan birileri biliyor. Bu söylemlerle aslında TL'ye bir şey olmadığı, hatta 1 TL almak için daha fazla dolar ödenmesi gerektiği gibi salakça bir algı yerleştiriliyor. Oysa söylenmesi gereken şey şu "TL , diğer para birimleri karşısında değer kaybediyor" Yani, TL'nin dünyadaki prestiji yerle iskan oluyor, kağıt parçasından farkı kalmıyor, alım gücü her geçen gün azalıyor, millet TL'den kaçıyor. Bu ne demek? Cevabı gayet açık; ülke ekonomisi batıyor! 

İşte bu gerçeği , batmakta olan bir firmanın panik içerisindeki yöneticileri gibi çalışanlarından yani halkından yalan dolanla saklama çabası içindesiniz. Ülkenin milli servetini çarçur ettiğiniz için şimdi para edecek bir şey bulamıyor, suçu her zaman olduğu gibi yine "dış mihraklara" atıyorsunuz. Neymiş, darbeyle yıkamamışlar ekonomiyle belaltından vuruyorlarmış. Yahu artık yeter! Gerçek gün gibi ortada. Ülkenin kaynakları eridi, döviz borçlarını karışlamak için bulmanız gereken TL miktarı %20 arttı. Bir ayda ülke %20 fakirleşti! Bu gerçeği siz de gördünüz çünkü burnunuza soktu rakamlar. Aklı başında olanlar tehlikenin farkında ve boncuk boncuk terliyor çünkü eğer bu durum düzelmezse halk silindir gibi üzerlerinden geçer. Gayet iyi biliyorlar. 

Biz Kuvayı Milliyeciler de bunu görüyoruz. Bir tarafımızı yırttık yıllarca, dedik ki; ülkeye Arap sermayesini pompalayarak bir yere varamazsınız, gün gelir o Araplar paralarını geri isterler ki başladılar çekmeye zaten adamlar kalleş, Türk'ten, Cumhuriyet'ten, laiklikten nefret ediyorlar. Bir ülkenin borsasındaki yabancı yatırımcı oranı %70'lerde olmamalı dedik, eğer olursa gün gelir en ufak bir sallanmada elin adamı alır parası çeker gider diye uyardık. Ne oldu, paralar çıkıyor. Adam gelmiş, elindeki fonlarıyla memleketin milli servetini sömürmüş, işler değişince de hiç gözünün yaşına bakmadan çekmiş gitmiş. 

Dış politika bu ülkenin en değerli kozu diye diye dilimizde tüy bitti. Devlet adamlığıyla tüccarlık birbirine benzemez, birinde kültür, vizyon, entellektüel bilgi birikimi, öngörü lazım ki bunların hiçbiri sizde yok, diğeri ise ortaokul mezunlarının bile yapacağı iştir diye uyardık. Akıllı olun, yurtta sulh dünyada sulh ilkesinden çıkmayın, herkesle iyi geçinin, sadece ve sadece ülkenin çıkarlarını düşünün diye yalvardık. Ne oldu?

Önünüze gelene saldırdınız sonra söylediklerinizin hepsini yuttunuz. Sahte kabadaylıkla koskoca bir ülkeyi yönetiriz sandınız ya da sandırdılar ama gördük işte. Olmuyor, olmaz da. Siz akıllıysanız karşınızdakiler de akıllı. Bir iki tarih kitabı karıştırsaydınız anlayacaktınız ama nerdee! Varsa yoksa akıl hastası , kafasında fesli gerzekleri danışman diye aldınız. Birbirinizi tekkelerde, camilerde doldurup durdunuz. Osmanlı'lık sevdası içinde sahte mutlulukların peşinde koştunuz. Altınızda son model ithal araçlarla oradan oraya gidip, cebinde 3 kuruşu olmayan ama size oy vermiş insanlara kendi yalan dünyanızı daha da ballandırarak anlatıp durdunuz. 

Bakın efendiler, bu ülke hala daha batmadıysa bunun tek açıklaması dinamik, şartlara uyum sağlamayı farkında olmadan da olsa öğrenmiş, hayatta kalmak için birbirine destek olan özel sektörü sayesindedir. Girişimci, okumuş donanımlı patronların üretimi ve satışı sayesindedir. Siz onları hep ayrıştırdınız.l Size bir soru (eğer mercimekleri zorlayıp hayal edebilirseniz tabii) bir günde bu ülkedeki yurtsever işverenler, girişimciler çekse gitse, geriye size inanmış, kandırılmış dindar kardeşleriniz kalsa ülkenin durumu sizce nice olur? Bir düşünün. Olmadı di mi?

Düşünemediniz. Ben söyleyeyim, ülke Titanik gibi batar. İçinde o size oy veren saf insanlarıyla birlikte. Bazıları cebindeki dolarlarla zaten tüymüş olacağından , geriye kalan biz Kuvayı Milliyeciler yeniden bu ülkeyi kurtarır, yeniden kurarız. 

Benim size önerim şudur; ülkenizi az biraz seviyorsanız diyeceklerime kulak verin;

Önce, ülkede bir ortak bilinç oluşturun, deyin ki milli paramız olan TL değer kaybediyor, ondan kaçmayın, aksine paranıza sahip çıkın. Nasılsa size inanan bir güruh var, bir kez olsun doğruyu söyleyin ve insanları dürüstçe bilgilendirip yönlendirin. Ama bunu yaparken de siz de devlet olarak dövizden vazgeçin. Köprüden, yoldan, ondan bundan dövize endeksli ücret almayın. Fiyatları sabitleyin. İnsanlar da görsün ki devletimiz paramıza sahip çıkıyor. Bakın görün neler olacak o zaman. Bu millet elindeki avucundaki dövizi altını çıkarır bankalara koyar ve dolar dediğin sahte mutluluk bir günde gevşer.

Sonra, dış politikadaki saldırgan ve dengesiz söylemlerinizi hemen bugün değişitirin. Aklı başında, dil bilen, konusunda uzman insanları göreve getirin. Bir yığın var onlardan. Etrafınızdaki hain Türk düşmanlarını kovalayın. Kemalist'lerden, solculardan korkmayın, onları da yanınıza alın dinleyin. Ha tabandan korkuyorsanız kimseye söylemeyin ama dinleyin. Sizin etrafınızdaki cahil ve hainler ülkeyi satıyor, görün artık. Ortadoğu ve Avrupa politikanızı acilen düzeltin. Zırt pırt abuk sabuk şeyler söylemeyin. Biz Türkiye'yiz bize bir şey olmaz edebiyatını bırakın. Dünyaya entegre olun. Tek ve en değerli milli servetimiz olan jeopolitik değerimize sahip çıkın.

Bu ikisini hele bir yapın, bakın görün 3 aya kalmaz ortalık nasıl sakinleşiyor ve düzelmeye başlıyor. Biz duygusal bir milletiz. Zorluklardan yılmayız, değerli insanlarımız da yığınla. Ama bunları görmezden gelip de bir biz biliriz inadından kurtulun. Biz de en az sizin kadar bu ülkeyi seviyoruz. 

Bu kardeşinize kulak verin, ihtiraslarınız uğruna bu ülkeyi sizin yemenize daha fazla göz yummayız.

Analizör