'Sözde' spor muhabirliği

05 Aralık 2016 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

"Spor" denilince çoğumuzun aklına sadece futbol geliyor, zaten bu nedenle "spor" yazarı ya da muhabiri olanların sayısı son derece az.

Peki, futbol medyasında durum nasıl?

Futbol yazarlarını üçe ayırmak mümkün:

-Gerçekten tarafsız olanlar.

-Tarafsızmış gibi görünen ama aslında bir kulübü kollayanlar.

-Taraf olduğunu gizlemeden yazanlar.

Ya futbol muhabirleri?

Bu cephede de durum bir hayli karışık!

Öncelikle muhabirlerin kulüplerle son derece sorunlu bir ilişkisi var.

Türkiye'de medya, özellikle son yıllarda "vur ağzına vur al lokmayı" durumunda olduğu için kulüpler bu durumu sonuna kadar kullanıyor.

Örneğin, büyük kulüplerden birinin futbol takımından sorumlu muhabirseniz öncelikle yöneticilerle "ahbap çavuş" ilişkisine girmek zorundasınız.

Çoğu yöneticinin düzeyi düşük olduğu için "bey" değil, "abicim" söylemi işliyor.

Muhabirin o takım ya da kulüp aleyhine bir haber yazması son derece zor, çünkü o zaman kapılar aniden kapanıyor ve gazetecinin habere ulaşması engelleniyor, kimi zaman resmen afaroz ediliyor. Zaten aslında yöneticiler muhabire "haber"le değil kulübün ya da kişisel çıkarlarına uygun "bilgi"ler veriyor. Bu noktada devreye muhabirinin müdürünün, genel yayın yönetmeninin, hatta belki de o medya kuruluşunun patronun devreye girip gazetecinin arkasında durması gerekiyor ama medya gerçek anlamda bağımsız olmadığı için bunu yapmıyorlar, daha doğrusu yapamıyorlar.

Türkiye'de özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla futbol muhabirleri arasında dikkat çeken yeni bir alışkanlık dikkat çekiyor: İzlediği  kulübün gönüllü avukatı olmak!

Muhabirler sosyal medyada izlediği takımın açık savunuculuğunu yapıyor, diğer takımların muhabirlerine ya da taraftarlarına sataşmaktan geri durmuyor.

Oysa falanca gazetenin falanca kulüpten sorumlu muhabiri olmakla kamuoyu önünde o kulübün avukatlığını yapmak arasında fark var.

Muhabirin görevi o kulüpte olup bitenleri spor kamuoyuna aktarmaktır, yoksa kulübün amigoluğunu ya da savunuculuğu yapmak değil.

Özellikle genç muhabir arkadaşlar farkında değil ama böylece isimleri o kulüple özdeşleşmeye başlıyor. "Tarafsız muhabir" kimliğini yitirince de belki o kulübün taraftarlarının sevgilisi oluyor ama kamuoyunun kalan kesiminde otomatikman "taraflı" damgası yiyor ve yazdıkları ciddiye alınmıyor. Bu sadece gazetecilik ilkeleriyle çelişmiyor, adı bir kulüple özdeşleşen muhabirin, örneğin işyerini değiştirdiğinde başka bir kulübü izleme şansı kalmıyor.

Genç muhabir arkadaşlar, unutmayın siz tarafsız olmakla yükümlüsünüz, kaldı ki maaşınızı kulüpler değil çalıştığınız medya kuruluşu veriyor.

Kusura bakmayın ama bu yaptığınız gazetecilik değil, gazetecilik bu değil!