TL nerede duracak?

07 Aralık 2016 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

Dünyada yaklaşık 7 trilyon nakit dolar piyasada dönüyor. Bunun yaklaşık 250 milyarlık kısmı Türkiye'de. Hadi diyelim bunun dörtte biri  yastık altında, yani 62.5 milyar dolar. Hadi yine iyimser olalım, CB'nin halkına yaptığı çağrıya millet , seferberlik ruhuyla sarıldı  ve dolarlarının yarısını bozdurdu. E yine oluyor 30 milyar dolar. Bu rakam en iyimser tahminle, 80 milyonluk halkın Türkiye ekonomisine sokacağı miktar.

Peki, Türkiye'nin ihracatı ne kadar? 120 milyar dolar civarında. Ekonomik büyüklüğü? O da 2 ay öncesine kadar 800 milyar dolar civarındaydı. Cari açık ne durumda? 400 milyar dolar olduğu söyleniyor ama bilen var mı şüpheli. Kısacası, halk ıkınsa da da sıkınsa da çıkaracağı miktar ülkenin ekonomisine öyle ahım şahım  bir katkı sağlamaz. Kuru falan da hayatta etkilemez. Bunu, ekonomiden sorumlu yetkililer de gayet iyi biliyorlar ama maksat elbette bu değil. Maksat, popülizm. Başarısızlığı başkalarının sırtına yükleme taktiği. Bizi 15 Temmuz'da yıkamadınız, şimdi dolarla saldırıyorsunuz ama yemezler edebiyatı.. 

Oysa güneşi balçıkla sıvayabilen çıkmadı. Durum gayet berrak önümüzde duruyor. Ülkenin milli değeri olan parası döviz karşısında nakavt olmuş, yerden kalkamıyor. Bunu bu halk daha önce de yaşadı. Yine yaşayacak. Gerçi o zamanki ülke ekonomisiyle şimdiki arasında fark var ama sonuç değişmeyecek. Paramız değerini kaybede kaybede bir seviyeye gelecek ve oturacak. Bunu halkın göstermelik dolar bozdurması değil, ekonominin dengeleri belirleyecek. Artık 3.5 mu olur, 5'te mi dengelenir yaradan bilir. Kim hangi rakamı veriyorsa bilin ki sallama çay kıvamında atmasyon rakamlardır. 

Ancak, kuvvetle muhtemel bu durumun bu hale geleceğini birileri aylar öncesinden biliyordu. Mesela bankalar üst yönetimleri, mesela büyük holding patronları, mesela borsadaki bir kaç büyük fon yöneticisi, mesela TC MERKEZ BANKASI! . İşlerin kötüye gittiği gelen verilerden belliydi. Enflasyon rahatsız etmiyordu ama piyasada dönen para, büyümedeki yavaşlama hatta geriye gidiş sinyalleri veriyordu. Bu esnada CB durduk yere Avrupa'ya, İran'a, Irak'a, önüne kim gelirse saldırmaya başladı. Ordu zaten savaş halinde ve günde milyonlarca doları yiyip tüketiyor. Yani, hazinede para iyiden iyiye azalmaya başlamıştı. Peki bu durumdaki bir ülke yöneticileri ne yapar? Eğer tarihten ders aldıysa, tarih bilgisi varsa, önderinin stratejisini uygular, dışa bağımlı ekonomik sistemi terkeder, içerideki değerlerine yönelir, katma değerli satışlarına ağırlık verir, kendi insanına yatırım yapar, ülkesini kalkındırır, bilime, akla, inovasyona yönelir. Fasonculuk yapmaz. Milli değerlerini geri almak için seferber olur. Yerin altındaki değerlerine kaynak ayırır. 

Pekiii, bugünkü idare ne yapar? Tam da bugün yaptıklarını. Alır mikrofonu eline, AVM açlışında, muhtarlar toplantısında, artık neresi denk gelirse orada, dolarınızı bozdurun diye bağırır çağırır. Meclisindeki muhalefet sanki Monololy oynuyormuş gibi saçma sapan şeyler anlatır, bir bakan en tepeden gelen talimatla elinde dekont "bozdurdu, O da bozdurdu, aha da dekont" diye feveran eder ama kimseyi inandıramaz. Başbakan, para istemeye apar topar Rusya'ya gönderilir. El atından Araplara dondurmacılar satılır vs. Yani, bi nevi tüccarlık yapılır, satılabilecek ne varsa satılır...

Eğer para eden bir şey kalmadıysa, halka dönülür "yürüyün kardeşlerim, bu kafir dış mihraklar bizi boğmak istiyor, hadiyin yörüyün düşman üstüne" deyip savaş ekonomisine başvururlar. Sonuç ne olur bilinmez ama kendilerinin sonunun geldiği artık kesinleşmiş olur. 

Sözün özü; ülke ekonomik ve dış poltika olarak çok kötü yönetiliyor. Ehil kişiler değiller, bilgisizler, biçareler. Bu güzelim ülkeyi olabilecek en kötü duruma, ekonomik olarak bağımlı hale getirdiler ve ipini çekmek üzereler. Parasını pul ettiler ve hala daha komik propagandalarla kandırıyorlar.

Oysa Türk ekonomisi , doğru hamleler yapılması durumunda kesinlikle çok güçlü konuma gelebilecek potansiyele sahip. Bunu dünya görüyor ve ürküyor ve içerideki işbirlikçilerine sarılmış gelecek iyi haberleri bekliyorlar. 

İyi yapmıyorlar. Bizi tanımıyorlar. Bizi çok zorluyorlar. Gelmiyeyim oraya dedirtmek üzereler.  

Analizör