Lısenkolar ölmez!

09 Aralık 2016 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Bolşevikler, Ekim devrimiyle SSCB'yi kurduklarında, kucaklarında ciddi ölümlere yol açan bir açlık sorunu bulmuşlardı. 

Lamarck'ın izinden gidip "çevresel değişimin kalıtıma yansıyacağını" söyleyen iki bilim insanı, rejimin umudu oluverdi. Önce şekerli suda bekleterek daha tatlı şeftali nesli yetiştirmeyi uman Miçurin, daha sonra soğukta eğitilen buğdayların kışı atlatan bir türe dönüşeceğini söyleyen Trofim Lısenko rejimin ümidi haline geldi. 

Önce Lenin, sonra Stalin nezdinde onları cazip kılan şey, iddialarının insanlara da uygulanabileceği; böylelikle istenilen şekle dönüştürülen yeni insan ırkının Marksizm'in geleceğini güvenceye alacağına inançlarıydı. 

Devletin tüm imkânları, art ardına her iki "bilim adamı" için de seferber edildi. Özellikle Lısenko'nun, muazzam politik gücünü, kendisi gibi düşünmeyen bilim insanlarını ve fikirleri ortadan kaldırmak için acımasızca kullandığı söylenir.

Ama mağdurlar yalnız ona karşı çıkanlar değildi. Eğitmeye çalıştığı buğdaylar ona ihanet etmiş; ceremesini hem SSCB halkları, hem de teorisini benimseyen Çin halkı çekmek zorunda kalmıştı. 

"Türler arası rekabete karşılık tür içi rekabetin olmadığını" ileri sürüp, bunu ağaçlara uygulamaya kalkışı, hüsranla sonuçlandı. 

Karşısında söylediklerini yalanlayabilecek kişi ve kurum kalmayışı, her başarısızlık için mazeretler üretip bir başka mucizeyi bekletebilmesi sayesinde hep ayakta kalmayı başardı. Hamisi Stalin'in ölümü bile pozisyonunu sarsmadı. Kruşçev de arkasındaydı. 

Ama "gerçeklerin -gecikse bile- er geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardı." Despotizmin tohumlara, tarlalara, fidanlara hükmü geçmiyordu. 1964'te Kruşçev'le birlikte görevini bırakmak zorunda kaldı. Belki de mahcubiyetten, uygulamalarına sessiz-sedasız birer birer son verildi; ders kitapları yeniden yazıldı.

Kimi "rejim düşmanları", SSCB'nin zayıf düşüp dağılmasında, Lısenko'nun, taşıdığı bilim adamı sıfatının hilafına, bilime ihanetinin ciddi pay sahibi olduğu kanaatindedir. 

Adı "bilimsel yaklaşım" yerine "ideolojik peşin hükümleri" gerçek sayan "Lisenkoizm" ile yaşamaktadır. 

***
Tartışılmaz doğrular ilanı, ideolojilerin işidir. 

Her iddiasını sürekli ve tekrar tekrar eleştiri ve sınamaya talip olan bilimse tam tersidir. Bilim gücünü ortaya çıkardığı yanlışlardan aldığının, her yanlışın daha doğruya bir adım daha yaklaştırdığının farkındadır. 

Öykümüzün kaybedeninin bilim olmadığı açıktır. 

Bilimi ideolojilerine uydurmaya çalışan ve bu yüzden ülke ekonomisini zaafa uğratan Lenin, Stalin ve Kruşçev kaybetmiş midir bilmiyorum. 

Ama asıl kaybı açlık ve kıtlık nedeniyle -kitleler halinde- ölen veya yoksullukla cebelleşen halkların yaşadığına hiç kuşku yok!

***

Bu yazı ne Lısenko'yu aşağılamak, ne de Marksizm'in başarısızlığını ortaya koymak için yazıldı. Zaten, konunun hala ideolojik bağnazlıkla tartışılmaya devamı ironiktir. 

Bu yazı, bilimi dogmatik dünya görüşleriyle bastıracaklarını sanan ve ele geçirdikleri "kontrolsüz" gücü bu yönde kullanan politikacılar için yazıldı.

Muhtemelen onlar kaale almayıp bildiklerini okumayı sürdürecekler. 

Bu aptallığın bedelini asıl ödeyecek halkımınsa ne bu yazıdan ne Lısenko'dan hiç haberi olmayacak!