Ankara koşar adım, Moskova ihtiyatlı

09 Aralık 2016 Cuma  |  GÜNLÜK

Başbakan Binali Yıldırım'ın Rusya gezisi biterken yapılan değerlendirme şöyle: Ankara, Batı ile köprüleri atma noktasına gelmenin de etkisiyle kollarını açmış Rusya'ya sarılmak istiyor. Ama Moskova şimdilik dirsek mesafesini koruyarak tokalaşmayı tercih ediyor. Yine de genel tablo ihtiyatlı kötümserlik değil ihtiyatlı iyimserlik.

Yıldırım Moskova yolundayken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk Akımı boru hattı anlaşmasını onaylaması, Rus tarafına yapılan önemli bir jest olmuştu. Bazı konularda "jeste karşılık jest" bekleniyordu.

Ayrıca 20 milyar dolarlık Akkuyu nükleer santraline Türkiye'nin "stratejik yatırım" statüsü verme sözü ile Rus tarafının 1,8 milyar dolar civarında bir vergiden kurtulduğu vurgulanıyordu. Nitekim Başbakan Yıldırım da Moskova'da statü değişikliğini teyit etti ve gereğinin en kısa sürede yapılacağı sözü verdi.

Yani uçak krizi "özür mektubu" ile atlatıldıktan sonra "normalleşme" yoluna girdiği söylenen ilişkilerde Rusya taleplerini elde etmeye başladı. Ancak son ziyarette Türk tarafının talepleri askıda kaldı.

Türkiye'nin talepleri beklemede

Türkiye'nin bazı büyük projeler hariç Rusya'daki şirketlerde ek Türk vatandaşlarının istihdam edilmesi, inşaat ve turizm sektöründe faaliyet yasağına son verilmesi ve domates başta olmak üzere pek çok tarım ürünlerinde yasağın kaldırılması talepleri karşılanmadı.

Türk vatandaşları için vizesiz rejime geri dönülmesi zaten terör ve güvenlik sorunları aşılana kadar uzak bir beklenti olmayı sürdürüyor.

Gezide karşılıklı güzel sözler ve temennilerle iyi bir "çerçeve" yaratılsa da, çerçevenin içinin Türkiye açısından şimdilik fazla dolu olmadığı anlaşılıyor.

Bardağın dolu tarafından bakıldığında, ziyaret sırasında hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hem de iki başbakan Dimitri Medvedev ve Binali Yıldırım'ın neredeyse aynı cümlelerle ilişkilerdeki kötü dönemin geride kaldığı ve işbirliği daha da ilerletme mesajları vermesi dikkat çekti.

Yıldırım'ın "Rusya ile Türkiye doğal partnerdir" sözlerinin altı çizildi.

Diğer yandan uçak krizi aşıldığından ve üst düzey temaslar başladığından bu yana, özellikle Suriye konusunda Türkiye'nin "Rusya kaygısı" hafifleyerek hareket etmeye başlaması, Fırat Kalkanı Harekâtı'na Moskova'nın itiraz etmemesi, Yıldırım'ın "Suriye konusunda pozisyonların yakınlaştığını" vurgulaması önemseniyor.

Basın ilgisiz: Erdoğan faktörü

Gezinin Rusya basınında fazla yankı yarattığını söylemek zor. Erdoğan'ın ziyaretlerinde birinci sayfalar, hatta bazen manşetlere çıkan Türkiye haberleri, Yıldırım'ın gezisinde olukça geri planda kaldı.

Bu da, Rusya'nın Türkiye ile ilgili her konuda Erdoğan'ı "tek muhatap" olarak görmesi, Yıldırım'ın pozisyonu ya da ağırlığının, Rusya'da Putin karşısında Medvedev'in durumuna benzemesiyle açıklandı.

Yani Rusya Türkiye'ye "fiili başkanlık rejimi ülkesi" gibi bakıyor. Geçmişte Putin'in AKP'nin seçim başarısı için Erdoğan'ı kutlaması da bunun kanıtıydı.

Gezinin kazanımları değerlendirilirken, Rus basınında Türkiye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması konusunda herhangi bir anlaşmaya varılmadığına dikkat çekildi.

Forbes dergisinin Rusça versiyonunun web sitesinde, "Yaptırımları kaldırmadılar: Türkiye Başbakanı Rusya'dan ne ile dönüyor?" başlıklı haberinde şu değerlendirmeye yer verildi:

"Türk basını, Yıldırım'ın Moskova ziyaretinin, Türk domatesiyle ilgili yasağın tamamen kaldırılmasını sağlayacağını umuyordu. Rusya Tarım Bakanlığı, bu tahminin gerçekleşmesini engelledi."

Rusya Tarım Bakanlığı, hükümetten, Türkiye'den bazı ürünlerde ithalat yasağının 2-3 yıl daha sürdürülmesini talep etmişti.

Çalışma yasağının kaldırılması talebini de Medvedev, "Zaten büyük projelerde istisnai izinler verildi. Bu konu çok boyutlu, Avrasya Ekonomik Birliği üyesi diğer ülkeler de var, konuyu kapsamlı değerlendirmek lazım" diyerek zamana yaymıştı.

Yıldırım'ın yedi bakanla yaptığı Rusya çıkarması, Türkiye'nin ilişkileri bir an önce eski "bahar havasına" döndürmek, 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefini canlandırmak, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üzerinden Moskova ile daha da yakınlaşmak, Batı'ya "alternatif" göstermek ve uçak krizinin sebep olduğu ticari-ekonomik kayıpları telafi etmenin yolunu açmak için etkin bir hamleydi.

Moskova, Ankara gibi "koşar adım" değil, "ağır adımlarla" normalleşmeden yana olduğunu açık ve net ortaya koydu. Ama istikametin normal şartlarda artık "geri" değil "ileri" olduğunun bu geziyle de altı çizilmiş oldu.

Erdoğan ile Putin'in gelecek yılın ilk yarısında Üst Düzey İşbirliği Konseyi (ÜDİK) zirvesinde, muhtemelen Rusya'da buluşacağı da teyit edildi.

Ankara-Moskova, "en kötü dönemi" atlattıktan sonra "en iyi günlere" gitmek için ara istasyonda.

Sadece uçak krizinin izleri yüzünden Moskova ağırdan alıyor. Enerji projelerinde istediğini aldıktan sonra fazla acelesi yok. Yani Rusya, şimdilik Türkiye ile ilişkilerinde "saat" değil "takvim" kullanıyor.

Suat Taşpınar -TürkRus.Com

Yazının orjinalini okumak için TIKLAYIN