Ezan, çan, haham

10 Aralık 2016 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Maceraperest bir yay burcu olarak uçakta düşündüğüm tek şey acaba bomba patlar da fotoğraf çeker miyim oldu İsrail'e giderken. O zamanlar Türkiye'nin batısında  bombalar patlamıyordu. IŞID ya da Daeş yok, hatta  PKK bile sessizdi o dönemde. Elimde makinam heyecanla uçaktan indim. Bizi alacak aracı beklerken sağın solun fotoğrafını çekeyim dedim. Anında yakaladılar ensemden. Karşımda İsrail polisi. "Sil o fotoları!" dedi. Güvenlik sebebiyle havaalanının fotolarını bile çektirmediler bana. Ee şimdi ne olacak? Burayı bile çekemedik, vukuat olursa nasıl çekecektim?

Hayfa 

İlk durak Hayfa.  Burası İsrail'in en büyük 3.şehri. En büyük uluslararası limanı da burada. Hayfa'nın peyzajı beni çok şaşırttı. Buraların bir zamanlar çöl olduğuna inanmakta zorlandım. Özellikle Bahai Bahçeleri ve Altın Kubbe'yi görünce küçük dilimi yuttum desem yalan olmaz.

Bahçenin simetrisi, basamakların görkemi, ve o altın kubbe...Bahailer aslında oldukça hümanist insanlar, dünyanın tek ülke olması gerektiğine inanıp tüm din ve ırktaki insanları kucaklıyorlar. Sanki biraz daha mütevazi olmalılar gibi geldi bana. Bu şatafata şaştım kaldım. Hayfa, Bahai bahçeleri ve altın kubbenin dışında limanı, plajı ve müzeleriyle de gezilebilecek, keyifli bir şehir.

 

Kudüs

Sadede gelelim, Kudüs'e geçelim. Her yer  ellerinde tüfekler, ayaklarında spor ayakkabı, sivil kıyafetli, güneş gözlüklü  havalı genç askerle dolu. 

İsrail'de askerlik zorunluymuş. 18 yaşını dolduran kadınlar 2 yıl, erkekler ise 3 yıl  askerlik yapıyormuş. Muafiyeti olanlar da var tabii. Mesela İsrailli Araplar, hamile veya çocuklu veya evli kadınlar, tescilli dindarlar vb.  Kudüs, paylaşılamayan şehir, korumak için çok sayıda  asker barındırıyorlar haliyle.  

İsrail'in başkenti Tel Aviv diye bilirdim gitmeden önce, birçok Müslüman ülkede bu şekilde bilgilendirildiği için. Ama İsrailliler başkentin Kudüs olması konusunda ısrarcı. Aslında dünyanın büyük bir çoğunluğu da kabullenmiş durumda. Google'da da kocaman bir "Kudüs" çıkıyor, "İsrail başkent" yazınca. Bu durumda bize de üstüne bir bardak su içmek kalıyor sadece.  Kudüs'ü gezince insan daha iyi anlıyor neden paylaşılamadığını. Burası öyle bir şehir ki hiçbir ülkeye, hiç bir dine ait olmamalı aslında. Dünya şehri, tüm dinlerin merkezi  filan olmalı. Hem Hristiyanların, hem Müslümanların hem de Yahudilerin kutsal toprakları burası. Yahudilerin ilk kutsal tapınağı burada inşa edilmiş, İsa'nın çarmıha gerildiği, gömüldüğü, yeniden dirileceği yer de burada, Müslümanların ilk kıblesi,  Hz. Muhammedin Allah katına çıktığı yer de burada. Kim hangisinden vazgeçer ki?

 

Ağlama Duvarı

Süleyman Tapınağı,  Kudüs'teki ilk Yahudi tapınağıymış. Ağlama Duvarı da onun batı duvarı. Yahudiler Süleyman tapınağını ortaya çıkarmak için sürekli kazılar yapıyor, Mescid-i Aksa da bu alanın içinde kaldığından kıyamet bundan kopuyor. Bugün birçok kişinin huzur buluğu, dertlerini ve dileklerini paylaştığı bir duvar. Ben eksik kalmadım tabii ki hemen dileklerimi bir kâğıda yazıp duvarın bir yerine sıkıştırdım. Benim dileklerim ne idi hatırlamıyorum ama beraber dua ettiğim arkadaşım yeni bir araba dilemişti. Dönüşte arabası çalındığı için sigortadan para alıp yenisini  aldı. Yani özetle burada dilek tutmak işe yarıyor olabilir gerçekten de.

 

Mescid-i Aksa

Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi. Bundan daha da önemlisi Hz Muhammed'in Mescid-i Haram'dan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) miracı gerçekleştirdiği, Allah katına çıktığı yer. Daha ötesi yok. Mutlaka gezmem lazım. Meraktan çatlayacağım.

İçeri girmek için  önce çarşıdan  bir başörtüsü aldım. Cenazelerde bile böyle bir başörtüsü takmamıştım. Yakıştı da valla. Kendimden emin Mescid-i Aksa'nın kapısına gittim. "İsmin ne?" diye sordular "Buket" dedim. "Giremezsin" dediler. Nasıl ya? Bizim grup komple girdi niye beni almıyorsunuz? "Sen Müslüman değilsin" dediler. Hoppalaaa! Ağlama Duvarına da kutsal Kabir Kilisesine de her dinden her tipten insan girip duasını ediyor ama Mescid-i Aksa'ya sadece Müslümanlar giriyor, acaba buna mı şaşırsam? Yoksa beraber geldiğim tüm grubun içeri girip sadece benim Müslüman olduğuma inanmamalarına mı şaşırsam?

Hemen pasaportumu çıkarttım "bakın" dedim "Türk'üm ben". Kapıdaki adam pasaportu görünce çat çut Türkçe konuşmaya başladı dedi ki "olmaz, adın Buket, Müslüman ismi değil, madem Müslümansın o zaman Kuran oku" Ayvayı yedim! Ben kim? Kuran okumak kim?  Ama yapabileceğim şeyler vardı tabii ki dinimi ispat etmek için hemen başladım kelime-i Şehadet getirmeye "Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" pek mutlu oldu bizim bekçi, sırıtarak "Geç bizdensin sen " dedi. "Oh be nihayet" diyerek girdim içeri. Ama öyle camiyi serbestçe gezmek yok. Bizi topladıkları gibi nasıl bir saldırı altında olduklarını anlatmaya başladılar. "Bizi şöyle tarıyorlar, böyle bombalıyorlar. Ellerinde şarapnel parçaları, kurşun kovanları, bir vitrin hazırlayıp yerleştirmişler içine. Mescid-i Aksa'ya giren herkese yaşadıkları zulmü anlatıyorlar.  Basın yazmıyor, anlatmıyor diyorlar. Mescid-i Aksa'yı gezme heyecanım endişeye dönüştü birden. Mescid-i Aksa'nın konumu  eski Süleyman tapınağının içinde. İsrailliler hummalı kazı çalışmaları yaparak bu tapınağı yeniden ortaya çıkarmaya çalışıyor ama Mescid-i Aksa engel oluyor. Camiyi yıkarlarsa dünya savaşı başlar. Yıkamayınca da böyle burunlarından getiriyorlar işte. 

 

Kutsal Kabir kilisesi

Kutsal Kabir Kilisesi ya da diğer adıyla Yeniden Diriliş Kilisesi'nin 4 yüzyıldır İsa'nın yeniden dirileceği yer olduğuna inanılıyor. Ayrıca kilise İsa'nın çarmığa gerildiği ve gömüldüğü yer olan Golgotha'da yer alıyor. Bu kilisede İsa'nın kabrinin bulunduğuna inanılıyor.  Burası Hristiyanlar için önemli bir haç noktası. Ziyaretim sırasında kendini beyazlara bürümüş, sembolik bir kabri öpüp hürmet gösteren insanlar var. Bakın şu tesadüfe ki burası da Mescid-i Aksa ve Ağlama Duvarının dibinde. 

3 büyük din için de çok değerli Kudüs. Heyecanı, korkuyu, saygıyı, kutsallığı vb. hepsini birden hissediyor insan bu şehirde. İnsanlığın nasıl incecik bir ip üzerinde yürüdüğünü, birbirimize saygı duymanın ne kadar güç ama bir o kadar da gerekli olduğunu...

Kudüs'e gidin. Dininiz, diliniz, ırkınız, renginiz, fikriniz ne olursa olsun gidin. Her şeyin başladığı ya da bittiği, ezan sesinin çan sesiyle karıştığı, sokaklarında hahamların yürüdüğü bu şehre gidin ve üzerinde düşünün lütfen.

Sevgiyle kalın 

Buket Nişel