O paraları Noel Baba getirmişti oraya...

17 Aralık 2016 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Hepsi inançlı çocuklardı aslında. Allah onlara "Yürü Ya Kulum!" demiş, hangi işe el attılarsa alınlarının akıyla çıkmışlardı. Kıymetli pederlerinin makam ve mevkilerinin de yaptıklarında hiçbir katkısı olmamıştı üstelik. Aynştayn gibi adamlardı onlar, neden olsundu?

Dedik ya, inançlı çocuklardı ama her insan gibi zaman zaman şeytan onları da dürtüyordu işte. Yılsonu yaklaşıyordu ve ortalıkta bir "Noel Baba" muhabbeti dolaşıyordu. Gavur işiydi kuşkusuz, ama insanın inanası geliyordu. Noel yaklaşınca çocuklar mektup yazıp Noel Baba'dan hediyeler istiyorlardı, Noel Baba'da onların yıl boyunca uslu olup olmadığına falan bakarak hediyelerini getiriyordu onlara. Kendilerini sorguladılar. Yıl boyunca hiçbir yaramazlık yapmamışlardı, Noel Baba onlara istediklerini neden vermesindi?

Aslında bu konuyu kendi aralarında hiç konuşmamışlardı. Yalnızca bir muhabbet esnasında Noel Baba mevzusu açılmış, "gavurlar da bu işe nasıl inanıyor anasını satayım" diye kendi aralarında dalga geçmişlerdi. Santa Klaus'un "aksakallı dede" şeklinde onların rüyalarına girdiğini sanmıyoruz. Bir yanları çocuktu işte. Birbirlerinden habersiz olarak aynı günün gecesi Noel Baba'ya mektup yazarak dileklerini dilediler. Aslında dilekleri masumdu, Noel Baba'dan bir miktar para isteyeceklerdi.  Önemli bir yatırım yapmayı planlıyorlardı ve bu yatırımı yapmak için krediye ihtiyaçları vardı hepsinin. Bu parayı bankadan kredi olarak çekebilirlerdi ama bunun için faiz ödemeleri gerekiyordu. İnançlarına göre faiz haram olduğundan, eğer Noel Baba kendilerine bu parayı verirse, yaptıkları yatırımdan kazandıkları parayı hayır işlerine harcayacaklardı. Böylece hem harama karışmamış, hem de hayra vesile olmuş olacaklardı. Ne büyük sevaptı bu, Ya Rabbiydi.

Bu dileklerle mektuplarını yazdılar. Adres olarak da "Santa Klaus, Kuzey Kutbu" yazdıktan sonra umutla postaladılar.

Mektup Noel Baba'ya ulaşınca Noel Baba biraz şaşırdı. Bunca yıllık Noel Babaydı, hiçbir Müslüman çocuktan mektup almamıştı. Üstelik bunlar çocuk da değillerdi, eşek kadar adamlardı. Bir de para istiyorlardı utanmadan. Mektuplarda yazan miktarı görünce Noel Baba uzun bir ıslık çalmıştı. Vay anasınıydı, bu da neydi? Çocuklara bir senede götüreceği armağanlara harcadığından daha çok paraydı bu. Bir tanesi paraların yanında para sayma makinesi ve kasa istemişti. Ne garip çocuklardı bunlar. Bu işin altında bir çapanoğlu vardı ya, neyseydi.

Hemen elfleri çağırdı. Saatlerce süren bir toplantıda bu isteğin dinen caiz olup olmadığını tartıştılar. Elflerin şiddetle karşı çıkmasına rağmen Noel Baba kararını verdi, isteği yerine getirecekti. Hemen paraların, para sayma makinelerinin, kasaların ve geyiklerin hazırlanmasını emretti. Yalnız para o kadar çoktu ki, onları koyacak kadar torba ve hediye kutusu yoktu. Noel Baba elflere ayakkabı kutularını da vermelerini ve paraları onlara doldurmalarını söyledi.

Hazırlıklar tamamlandı. Noel Baba kızağına bindi. Ona oturacak yer kalmamıştı ama o kutuların üzerinde kendine yer buldu. "Dasher, Dancer, Prancer, Vixen, Comet, Cupid, Donder, Blitzen ve Kırmızı Burunlu Rudolph yürüyün! " diye seslendi Noel Baba. Geyikler atıldılar ama kızak kımıldamıyordu. Sonunda zorla da olsa kızağı hareket ettirdiler. O gece sabaha kadar tam 3863 kere gidip geldiler, canları çıktı geyiklerin.  En son da paraları saymak için istenilen "para sayma makinelerini"  ve paraları koymak için istenen kasaları da bıraktıkları sırada Noel Baba yaptıkları bir hatayı fark etti. Ayakkabı kutuları hiç alakası olmayan birine götürülmüştü. Ama artık yapacakları bir şey yoktu. Adamın bankacı olduğunu duydular, nasılsa kendi aralarında anlaşırlardı.

Son kutuyu bıraktıkları sırada bir karmaşa oldu, kapılar açıldı, polisler geldi falan. İşlerin b.ka saracağını anlayan Noel Baba kızağına atladı. "Dasher, Dancer, Prancer, Vixen, Comet, Cupid, Donder, Blitzen ve Kırmızı Burunlu Rudolph yürüyün! " dedi ve oradan uzaklaştı.
Sonrasındaki olaylardan, telefon konuşmalarından hiç haberi olmadı Noel Baba'nın. Ama tövbe etti, bir daha böyle işlere karışmayacaktı.

Bütün olay böyleydi işte, bu kadardı...