Biz 'komplocular' haklı çıkacağız!

17 Aralık 2016 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Ne gariptir ki işler göreceli olarak iyi giderken, Türkiye'yi emperyalist sermaye parçalamak istiyor, bu amaç uğruna da bölgesinde yalnızlaştırıp köşeye sıkıştıracaklar dediğimizde, bizim gibi düşünenlere komplo teorisyenleri diyerek küçümseyerek bakanlar şimdi aynı söylemleri sanki yeni bir şey keşfetmiş gibi söyler oldular. Oysa gelişmeler ve göstergeler çok açık gözümüzün önünde duruyordu, hala da duruyor.

Son 1 yıldaki gelişmelere bakalım, her şeyi gayet açık seçik anlayacağız;

7 Haziran 2015'te seçim yapıldı ve AKP iktidardan düştü. Daha o günün akşamı büyük devlet adamı Devlet Bahçeli yeniden seçim yapalım dedi! Gerçi bu ilk vukuatı değildi. AKP'nin 2002 de %34 oyla meclisin  %65'ini , hem de MHP'yi parlamento dışında bırakarak gelmesini sağlayan erken seçimi de büyük devlet adamı sağlamıştı. 

8 Haziran 2015 tarihinden itibaren memlekette bombalar patlamaya, askerler öldürülmeye başlandı. Sanki birileri komutu vermişti. Ülkede çok kısa zaman içerisinde öylesine bir korku ve panik havası yaratıldı ki, saf ahalimiz koalisyonu öcü olarak görmeye başladı. CB topu orta sahada çevirdi durdu ve ana muhalefete hükümet kurma görevini dahi "Bestepe'nin yolunu bilmeyenlere görev mi verilir" diye veciz bir bahaneyle vermedi. Plan uygulamaya konuldu, yeniden seçim yapıldı ve bingo! AKP yeniden tek başına iktidardaydı. Dolayısıyla bir badire daha kazasız belasız (!) atlatılmıştı. 

Amma işler istenildiği gibi gitmiyordu. 24 Kasım 2015'te hala netliğe kavuşturulamamış bir Rus uçağı düşürme vakası yaşadı bu ülke. En önemli partneri konumundaki, dünyada ABD'ye kafa tutabilecek yegane ülke 24 saat içinde Türkiye'yi sildi. Başımızdaki büyük devlet adamları aylarca bu durumu düzeltmeye çalışsa da sonuçlar ağır oldu. Türkiye'nin ekonomisinin geriye gidişi başlatılmıştı. Popülist söylemlerle , atıp tutmalarla halk bir süre oyalandı. 

Bu esnada Ortadoğu politikası da iflas etmişti. Gerçi bu iflas 2011 yılında gerçekleşmişti ancak gerçeklerin üzerleri kapatılarak idare ediliyordu.

Güçlü ülke Türkiye, Suriye politikasını öylesine akıllı hamlelerle yürütüyordu ki dünya alem hayrandı. Söylenen buydu. Oysa gerçek tam tersiydi.

Bataklıktaki dış politikamız çırpınmaya bile cesaret edemiyordu zira çırpındıkça batıyordu. 

2016 yılı için umutlar saçılırken, memlekette hemen her hafta bir yerlerde ya bombalar patlıyor ya abuk sabuk şeyler cereyan ediyordu. Turizm yerle bir olmuş, piyasalar durgunlaşmış, Rusya ile ipler kopmuş, AB ile kedi köpek misali olunmuş, büyüme durmuştu. Tüm bu olumsuzluklar yine aldatmacalarla halka başka türlü anlatıldı. Olası bir halk isyanı bastırılıyordu medya gücüyle. 

Bu bunaltıcı ortamda 15 Temmuz yaşandı. Detaylarını bilmediğimiz, herkesin kendi yorumunu yaptığı, ama arkasında yabancı istihbaratların olduğu artık gün gibi ortada olan bir isyandı bu. İsyanı yapan ise hükümetin yıllarca destekçisi olmuş, aynı safta, aynı ideloji için mücadele ettikleri kankileriydi. Bu olayın etkilerini yeni yeni hissetmeye başladığımızı bugünlerde daha iyi anlıyoruz. 

Lafı uzatmayalım, geldiğimiz noktaya bakalım.

Bugün itibariyla ekonomisi durgunlaşmış, milli serveti çaktırmadan yapılan develüasyonla en az %20 eritilmiş, dışarıda itibarı çok ağır yara almış, sözüne güvenilmeyen, geleceği soru işaretleriyle dolu, halkı mutsuz, hukuk sistemi bitmiş, piyasaları can çekişen ve başkanlık gibi ne idüğü belli olmayan bir rejime doğru götürülen bir Türkiye var. Bu gerçeği artık saklamaları imkansız. Güneş balçıkla sıvanmayacağından son demlerini oynuyor devleti yönetenler. Türkiye güçlüdür, bir şeycikler olmaz teranesi artık işlemiyor. Uçak uçaracak pilotu dahi yetersiz olan bir ordusu, sınırları delik deşik edilmiş, en son kendisinin haberi olan istihbaratı olan bir ülkeye döndü. Çoğu satın alınmış medyanın her gün pompaladığı sosyal sapıklıklar, perişanlıklar ise çabası. Ülke dört bir koldan abluka altında. Amaç, önce ekonomisini bitirip ardından da içeride buhran yaratmak ve bu yöntemle de ülkeyi bölmek. 

İşte biz bunu tee 6-7 yıl öncesinden, işler iyi giderken de söylüyorduk. Bizim gibi düşünenlere sürekli komplo teorisyeni aşağılaması yapılırken bu günlerin geleceğini anlatmaya çalışıyorduk. Ve diyorduk ki, bu ülke gerçekten büyük ve güçlü bir ülke. Hele bu coğrafyada çok önemli bir ülke. Bu gücün bir biz farkında değiliz, elin adamı planlarını yaptı zamanını kolluyor, akıllı olalım, birlik olalım, üretelim, satalım, para kazanmak için aklı başında planlar yapalım, sadece yollar viyadükler değil, markalar yaratalım, ekonomizi borç batağından çıkaralım, enerjide bağımlılıktan kurtulalım, laiklik ve bilimin ışığından asla vazgeçmeyelim, kısacası Kemalizm'in ruhuna sarılalım diyorduk. İnandıramadık. CHP hele hiç inandırıcı olamadı çünkü onlar da dümen suyuna girmişti. Geriye bir biz kaldık. Yurtsever, tam bağımsızlıktan ve çağdaşlaşmaktan yana olan biz Kuvayı Milliyeciler! Her zaman söylediğimi yine tekrar edeceğim; tarih hep bunu yazmıştır; gericiler ve işbirlikçiler zenginleştikçe ülkeyi batırırlar ama bizim gibiler yine, yeniden memleketi bu çukurdan çekip çıkarır. Yine aynısı olacak. Yani biz komplo teorisyenleri yine haklı çıkacağız ve sizler yine bize hürmet etmek zorunda kalacaksınız.    

Analizör