Çaresizseniz...Çare sizsiniz...

19 Aralık 2016 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

ÇARESİZLİK

En karanlık gününde, en çaresiz anında
Kendini ortaya atıyorsan eğer
En umutsuz anında
Kendin için değil, çocukların için
Kendini çare diye sunuyorsan eğer
Yüreğinde çocuğunun sevgisini tutan hiç kimse
Çaresiz değildir
Tüm kapılar üstüne kitlenmiş de olsa
Birinin kalbinde yer tutan hiç kimse
Tutsak değildir kendi kafesine
Çaresizlik; aradığın çarenin belki de tam önünde olması
Ama onu bulacak vaktinin olmaması çaresizlik.
Çaresizlik cevapsız kurak bir ıssızlık değildir
Dışarda devam edecek hayattır asıl engel
Asıl engel sana geçit vermeyen
Seni umursamayan
Seni yutan hayattır asıl engel
Asıl çaresizlik derdin devasız olması değil
Birini iyi edicek şeyin
Diğerinin kadehine zehir olmasıdır

Her seçim bir çaredir aslında
Asıl çaresizlik verdiğin seçimin zehirli meyvasıdır
Elinden bir şey gelmeyince kabullenmek kolaydır
Asıl çaresizlik kendine "Elimden geleni yaptım mı?" diye sormaktır
Çünkü asıl çaresizlik
Çareyi geçirmişken eline
Avuçlarının içinden kaçırmaktır...

***                          ***                          ***                            ***

Bugünkü yazıma Ezel dizisinde Ramiz dayının okuduğu 'Çaresizlik' adlı  şiir ile başladım.Son günlerde yaşadığımız olaylarla iktidarın  Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti nasıl karanlığa doğru sürüklediğini gün ve gün görmekteyiz. Bu süreçte her birimiz elimizden geldiğince bu rezil düzene karşı durmaya çalışıp ,karanlıktan çıkışın çözüm yollarını aramaktayız. Kimimiz çözümün attığımız tweetlerde iktidarı eleştirmekte, kimimiz de çözümün sokağa çıkmakta olduğunu düşünmekte. Dediğim gibi herkes kendince bir çaba içerisinde. Bazılarımızda büyük bir umutsuzluk içerisinde daha da kötü günlerin geleceği endişesi içinde yaşamını sürdürmekte.

Bu yaşananlar karşısında ortak görüş kendimizi ve ülkemizi çaresiz hissetmemiz. Oysa ki bazen de çaresizlik; aradığın çarenin belki de tam önünde olması ama onu bulacak vaktinin olmamasıdır diye düşünüyorum.Ben de sizler gibi nasıl bir çıkış yolu bulacağımız düşüncesi içerisindeydim. İlk olarak Prof Dr.Cihan DURA hocamızın birkaç gün boyunca  RT'lediği tweeti gördüğümde dikkatimi çekmişti. Tweette 'Sizin Sesiniz', 'Biz Hafta İçi Hergün Nutuk Okuyoruz', 'Gazete Köşe Yazılarını Okuyor, Gündemi Değerlendiriyoruz' şeklindeki tweetleri okuduğumda merakımı çekti ve dinlemek için http://www.radyotucu.com adresine girdiğimde Gülay hanımın o sımsıcak ama bir o kadar da kararlı,insanı yerinden sarsan,silkeleyen ve gerçekleri haykıran sesini duyduğumda; evet dedim. Aradığım radyo kanalı bu dedim.

Bu radyo kanalı sadece internet üzerinden yayın yapıyor ama inanın yalan yayın yapan o tv ve radyo kanallarının sesinden çok daha gür çıkıyor sesi.Gülay hanım hiçbir endişe ve kaygı taşımadan yayınını yapıyor. Parası olmayan ama çok şeyler yapmak isteyen bir vatanseverin yapabileceği güçte bir kanal. İsteyen istediği yerden dinleyebilir. Sadece Türkiye değil dünyanın neresinde olursanız olun verdiğim adrese girdiğinizde radyoyu dinleyebiliyorsunuz. Tam Atatürk'ün mirasçısıyım diyen; 'ben ne olursa olsun, ne kadar zorluk da olsa çıkış yolu bulabilirim' düşüncesinde olan bir kişinin yapabileceği akıl dolu bir girişim. Gülay hanımı dinlediğimde 'Tek başıma bu rezil düzene karşı ne kadar etkili olabilirim diye düşündüğünde aklına bir sivrisinek yüzünden uykusuz kaldığın geceler gelsin. O başarıyorsa,sen de başarırsın'  sözünü hatırlamadan edemiyorum. Demek ki; Mustafa Kemal'in evladıyım diyen herkes mutlaka bir çıkar yol bulur diyorum. Gülay hanım hafta içi her sabah 10.00-12.30 arası yayın yapıyor. İçimden geçenleri, haykırmak istediklerimi benim yerime boğazı yırtılırcasına haykırıyor. Her sabah yayının başlamasını iple çeker hale geldim. Arkadaşlar yayının bir güzel tarafı da hepimiz günlük koşuşturmaların,iş temposunun içerisinde kısa bir yazıyı bile okumaya fırsat bulamıyorken, bir taraftan çalışıp,diğer taraftan da Gülay hanımın günün en iyi  köşe yazılarını yayında okuması ile dinleme fırsatını bulabiliyorsunuz.

Her gün Nutuk ve sesli kitap bölümleri var. Bu aralar sesli kitapta Mustafa YILDIRIM'ın 'Ulus Dağına Düşen Ateş' adlı kitap okunmakta. Gülay hanım kendisine ulaşan dinleyicilerin söylemek istediklerini de dile getiriyor. Aramızda bazı internet sitelerinin köşe yazarı olan arkadaşların yazılarını bile dinleyicileriyle paylaşıyor. Beni anlıyorsunuz değil mi dostlarım. Yalan yanlış, sadece buyrukçularının kendilerine izin verdiği kadarını yayınlayan bir haber kanalını dinlemektense; böyle özgür ve bağımsız yayın yapan radyo kanalının önemini kavramışsınızdır sanırım.

Şimdi sizlere soruyorum. Gülay hanımdan kat ve kat fazla imkana sahip muhalefetin sabah akşam 'yandaş ve yalaka' basın diye serzenişte bulunup kendilerini ve bizleri çaresizmişiz gibi hissettirmeleri yerine ; böyle bir çözüm bulamazlar mıydı??? Peki gözünüzün önüne getirin Kurtuluş Savaşı zamanlarında ki imkansızlıkları. O imkansızlıklar içerisinde yapılanları ve bu vatanın hangi şartlar da kurtarıldığını bir düşünün. Üzülerek söylemeliyim ki bizler o imkansızlık içerisinde vatan kurtarmış insanların torunları olduğumuz için utanmalıyız. Atalarımıza ve Mustafa Kemal Atatürk'e bir borcumuz olduğuna göre onlara yakışan bir davranış sergileyerek içerisinde bulunduğumuz durumdan şikayet etmek yerine,bu durumdan kurtulmanın çözüm yollarını arayıp bulmalıyız. 

Yazımın başında da belirttiğim gibi bu kanalı tanımama fırsat veren Sn. Prof.Dr. Cihan Dura hocamıza ve kanalın yayınını gerçekleştiren Gülay hanıma direnme gücümüzü artıran yayınından dolayı şükranlarımı sunarım.

Sedat Doğruer