Lig TV iptal kampanyası ve sistemin korkusu

19 Aralık 2016 Pazartesi  |  MENTOR

Antalya maçındaki art niyetli hakem yönetimi ve bunu aklamaya çalışan  sistemin kirli çarklarının işbirliği sonucu müthiş bir Fenerbahçe taraftar tepkisi ortaya çıktı. Daha önce de bunun bir çok örneği yaşanmıştı ve kurumsal politikası Fenerbahçe düşmanlığı olan sistem de bu konulara oldukça hazırlıklıydı, o yüzden sistem de daha önceki sezonlarda bir çok defa ortaya koyduğu planını tekrar vizyona soktu.

Fenerbahçeli'nin yükselen tepkisinin direnç noktasını kırdıktan sonra durdurulamayacağını artık herkes biliyor, şeriatçı denilen Ülker'den ulusal bir marka yaratan, Fetö/pdy gibi dünya tarihinin en sinsi ve organize suç örgütlerinden birine devletin her türlü aracı ile üzerine gelirken diz çöktüren bu güç, sistem için büyük tehlike. Ne zaman tepkisi yükselse gazının alınıp uslu çocuk haline getirilmesi gerekiyor, yoksa sistem için büyük tehlike oluşturuyor.

Onun için hafta içi durdurulamaz decoder iptalleri de gelince tezgah uygulamaya girdi. Daha önce de defalarca uygulanan o plan neydi; anlatayım.

Önce Beşiktaş ve Galatasaray maçındaki hakemlerin adil yönetim göstermesi sağlanacaktı, zaten böyle olduğunda Galatasaray ve Beşiktaş'ın deplasmanda puan kaybetmemesi mucize olurdu öyle de oldu, Fenerbahçe taraftarı yatıştı.

Bu akşam da Fenerbahçe'nin maçı var büyük olasılıkla maçın hakemi bütün takdir haklarını Fenerbahçe lehine kullanacaktır, belki rakibe kırmızı kart, Fenerbahçe lehine de penaltı falan verir maçın hemen arkasından  hatta maç bitmeden Fetö/pdy artığı medya önce sosyal medyadan sonra da ekranlardan sonra da köşelerinden Fenerbahçe'ye irin kusmaya başlarlar, Fenerbahçe mağdurken birden mağrur yapılır, Fenerbahçeli de çaresizlik içinde savunmaya geçer ve ortam puslanınca da bu defa çakallar harekete geçerek satırla doğramaya başlarlar Fenerbahçe'yi...

Sonuç; kısır döngü 8-10 hafta Galatasaray (son iki yıldır Beşiktaş kollanır) Fenerbahçe kıyılır, 1-2 hafta Fenerbahçe lehine bir iki hata yapılır ve diğer takımların  maçlarında adil yönetim olur ve bu çirkinliğe medya aracılığı ile de meşruiyet kazandırılır ve karanlık sistem hepimizin gözü önünde Fenerbahçe'nin şampiyonluklarını çalmaya devam eder.

Ben herkesi anlıyorum çünkü bu sistemin dinamiği Fenerbahçe düşmanlığı üzerine kurulu. Fenerbahçe dışındaki takımlardan Fenerbahçe düşmanlığını çek geriye hiç bir şey kalmıyor yaşamak için Fenerbahçe düşmanlığı yapmaya mecburlar fakat Fenerbahçe yönetimi neden bunun parçası oluyor?

Antalya maçındaki cinayete uzunca bir süre sustular sonra taraftarın tepkisi nedeniyle artık alıştığımız amacı olmayan, içerik ve sistematikten yoksun amacı sadece taraftar gazı olmak olan bir açıklama yaptılar. O da zaten  yarar değil zarar getirdi çünkü Fenerbahçelinin 3-4 yıldır haykırdığı borç-alacak gibi kavramları ilk defa söyleyince haklı olarak mütareke medyası da bugüne kadar neredeydiniz deyip haklıyken haksız duruma düşmemize neden oldular. Onlar da sisteme adapte olmuş ve parçası haline gelmişler sistem planı uygulamaya başlayınca onlar da Fenerbahçe taraftarını durdurmak için yıllardır bu içeriksiz ve stratejisi olmayan açıklamaları yapıyorlar.

Sonuç; Fenerbahçeli'nin koruyamayacağı hakkı, söke söke alamayacağı kupa yok, o yüzden lig sonuna kadar bir gün bile aksatmadan tepkinin dozunu düşürmeden, hukuk dışına çıkmadan, protestoyu sürdürmek hatta dozunu her gün artırmak önemli.

Ve bir uyarı...Artık Fenerbahçe yönetimine güvenip sesinizi kısmayın net olarak ortaya çıktı ki onlar da Fenerbahçe kanı ile sistemin önemli bir parçası ve sisteme meydan okuyamıyorlar.

Not 1; Sistemin işlemesini sağlayan yakıt Fenerbahçe düşmanlığıdır demiştim ya güncel bir örnek vermeden olmaz. Ülkede camia dinamikleri ile stat ve salon yapmayı başaran tek camia Fenerbahçe diğerleri Fenerbahçe'yi gösterip ama bizi eziyor abi bize de yap diyerek kendi dinamikleri ile beceremediklerini siyasetten istediler. Trabzonspor da bunlardan biri.

Trabzonspor'a Şenol Güneş Stadyumu hayırlı olsun ama Trabzonspor efsanesini yaratan kasketli adam Ahmet Suat Özyazıcı'ya çok ayıp oldu.

Trabzonspor'un özünü, kendini, Anadolu'dan doğan kasketli fırtına olmasını sağlayan o alçak gönüllü kahraman yeni çağın hibrit çimleri arasında Trabzonspor'un ruhuyla birlikte uçup gitti.

Aynı Süleyman Seba'nın, Metin Oktay'ın ve daha onlarcasının ruhunu kaybettikleri gibi onlar da kaybettiler.

Parayı verene düdüğü çaldıran takımdan spor kulübü olmaz dostlarım Dinamo olur, Lokomotif olur onların da taraftarı olmaz çünkü spor kulübü ruhu doğası gereği teslimiyeti kaldırmaz.

Parayı verenin ne zaman düdüğünü öttüreceğini bilemezsin, en ağır bedeller hep karşılıksız olduğu iddia edilen şeyler için ödenmiştir. 

Not 2; Google'a Gregory Van der Wiel yazıp tıklayın her dilde karşınıza bu adamın disiplinsizlikleri ve uyumsuzluklarını anlatan yazılar geliyor, peki bu adamı bu kadar açık bir gerçek varken Fenerbahçe'ye kim aldı ve neden? Aracı ve menajerlere komisyon ödendi mi? imza parası verildi mi?