Türkiye-Rusya karşılaştırması

23 Aralık 2016 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Önce şu tespiti yapalım; Türkiye ile Rusya hiçbir şekilde birbirlerine BENZEMEZLER ve rakip de olamazlar. 

Neden? 

Rusya gelirinin büyük çoğunluğunu enerji kaynaklarının satışından elde eden bir ekonomiye sahip, Türkiye'ninki  ise fason üretime ve her yıl bulması gereken 200 milyar dolarlık bir kaynağa dayalı...

Rusya'nın elinde binlerce nükleer silah, Türkiye'de hiç yok!

Rusya, ekonomik büyüklük olarak Türkiye'nin 2 katından fazla (1.9 trilyon dolar)

Rus halkının ortalama eğitim seviyesi Türkiye'ninkiyle maalesef kıyas bile edilemez, biz çok gerideyiz.

Rus istihbarat tecrübesi ve geleneği Türkiye'nin kat kat üzerinde, ezici bir üstünlüğü söz konusu.

Rus halkının zorluklara karşı direnci Türk halkına nazaran daha yüksek, zira ağır komünizm rejimi yaşamış bir halk ve onların çocuklarından oluşur nüfusu. Osmanlı'dan sonra TC halkının gördüğü en büyük bunalımlar faşist ihtilaller..

Rus halkının genel kültür seviyesi ile herhalde bizimkini karşılaştırmak komik olur.

Rusya , BM daimi üyesi 5 ülkeden biri. Onlar "he" demeden BM'de hiçbir karar alınamaz. Biz ise "dünya 5'ten büyüktür" gibi absürd bir argümanla kendi kendimizi tatmin ederiz.

Rusya'nın devlet dış politika geleneği yüzyıllardır değişmemiştir, bizimki ise zırt pırt, hatta günden güne değişebilir. Buna en güzel örnek ise şudur; Ermeni kökenli Lavrov'un karşısına Ortadoğu görüşmeleri için benim saydığım, sadece AKP iktidarında bugüne kadar 5 farklı Dışişleri Bakanı çıkmıştır! 

Topraklarının yüzölçümlerini hatırlatmaya bile gerek yok.

Bu liste daha uzar gider. E peki bizim ülkemiz çok mu dandik? Hiç mi Rus'lara karşı bir üstünlüğümüz yok? Ne yani, öyle ellerimiz böğrümüzde Ruslar bizi ne zaman ham yapacak diye mi bekleyeceğiz?

Hayır! 

Bir de madalyonun öteki yüzü var;

Türk girişimciliği ile Ruslarınki kıyas bile Kabul etmez. Bir Türk gider Rusya'da allem eder kallem eder bir şeylerin ucundan tutmak için kılıktan kılığa girer ama bir Rus, beynine zikredilmiş sahte üstünlük egosu yüzünden sıkıntıya gelemez. Hele başka ülkelerde öyle bizim gibi çalışamaz. 
Türk bankacılık sistemi ile Ruslarınki arasında dünya kadar fark vardır. Türk bankaları çağdaş sistemi yakından takip eder ama Ruslar kendi konservatif sistemlerinden asla ödün vermezler.

Türk özel sektörü çok daha Pratik ve sonuç odaklıdır ama Ruslar sonuca gitmek yerine sonuçları hazır önüne getirilmesini ister. Yani tembeldirler.

Türk insanı, her ne kadar eğitim seviyesi olarak çok aşağılarda olsa da yeniliklere açıktır. Kültürü zengindir. Ruslar ise kendi kültürleri dışındakilere kültür olarak bile bakmayı zul görürler. Başka bir deyişle kendilerini herkesten çok farklı ve üstün görürler. Yenilikler onlar için kolay kabul edilebilir bir şey değildir.

Türk insanı, hizmet etmeyi bir aşağılık kompleksi olarak görmez. Ne kadar birbirleriyle hır gür de yapsa düşene el uzatır. Ruslar, düşenin üzerinden atlarlar, görmezden gelirler, hizmet etmeyi değil, kendilerine hizmet edilmesini severler ve talep ederler.

Şimdi;

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama iki ülke arasındaki fark çok açık. Biri devlet olarak çok büyük, diğeri ise devletinden bağımsız halk olarak...

Yani, bu iki ülke aslında birbirlerine asla rakip de olamazlar karşılaştıralamazlar da ama işbirliği yapabilirler...Menfaatleri doğrultusunda, hele bu coğrafyada ciddi temellere dayalı işbirliği iki ülkenin de çok yararınadır. Bunu benim gibi bir fani görüyor ve analiz edebiliyorsa bizi yönetenlerin haydi haydi görmesi lazım...

Büyükelçi Karlov'un katledilmesinin neden ve sonuçlarını bir de bu açıkdan değerlendirelim ve düşünmeye devam edelim. İki halk bir araya gelirse ortaya ciddi ve başkalarını çok rahatsız edici bir güç çıkacaktır. Bir de bu açıdan bakalım.
   

Analizör