Olsun, 'dünya liderimiz' var!

23 Aralık 2016 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Ülke olarak arka arkaya gözyaşları içinde felaket ve sıkıntılar yaşamaktayız. 

Ülkenin ekonomik, sosyal, asayiş, özgürlükler, demokrasi, yargı bağımsızlığı, can güvenliği, terör ve bölünme tehlikesi gibi diz boyu devasa sorunlarına rağmen, bizi yöneten siyasal iktidar bu sorunları çözececeği yerde, işini ve gücünü bırakmış, ne olduğu belirsiz bir başkanlık sistemini ülkemize monte etmenin uğraşı içinde.

Ülke insanı, sözüm ona tarafsız ve partisiz olan Cumhurbaşkanı döneminde dahi kamplara ayrılarak bölünmüş olmasına rağmen, bu bölünme ve ayrışmayı daha da artıracak olan partili ve taraflı bir cumhurbaşkanı arayışında ve dayatmasında!.

Ülkemizin dostu olan ülke neredeyse kalmamış durumda.

Daha dün, Yunanistan yargısı, kanlı darbe girişiminde bulunan ve Yunanistan'a sığınan darbeci FETÖ'cü subayları, ülkemizde adil yargılanma hakkının kalmadığını gerekçe yaparak, iade etmeme kararına imza atabiliyor.

Dolar, son yılların rekorlarını kırarak yükselişine devam ediyor, yakın zamana kadar üç liranın altında seyreden dolar, birden bire üç atmışlara çıkabiliyor. Bize, dünyanın sonu geliyor kıyamet kopacak deseler inanırdık ama doların kısa süre içinde ve birden bire üç atmışlara çıkacağını söyleselerdi, kesinlikle inananamazdık. Bundan büyük ekonomik bir sıkıntı olabilir mi?

Ülkemizin Cumhurbaşkanı; alenen ve hiçbir yoruma mahal vermeyecek netlikte, Fırat Kalkanı askeri operasyonunun amacını,"Devlet terörü estiren zalim Esed'in hükümdarlığına son vermek için biz oraya girdik, başka bir şey için değil" şeklinde açıklıyor ve Suriye sorununda Esad'ın yanında yer alan Rusya Devlet Başkanı Putin'in gözdağı vermesi  sonrasında, bu açıklamasını geri alarak, hiçbir kişi ve devlete yönelik değil, terörü önleme ve sınır güvenliğimizi sağlama amacıyla bu operasyona başvurduğumuzu açıklamak zorunda kalıyor.

Bu olup biten olumsuzluklar ve sıkıntılar, Türk Milletinin gözleri önünde yaşanıyor ve bu olumsuzluklardan doğrudan Türk Milleti zarar görüyor.

Doların önlenemeyen yükselişi, en başta petrol olmak üzere iğneden ipliğe tüm ürünlerin fiyatına yansıyor, zaten geçim sıkıntısı çekmekte olan milletimizi daha da yoksullaştırıyor ve ekonomik dar boğaza sürüklüyor. Açlık sınırında yaşayan milyonlar bunları görmeyip dünya lideri nasıl olunuru bilmeden  "olsun dünya liderimiz var" diyebiliyor.

Bu toz duman içinde anketler yapılıyor ve tüm bu olumsuzluklara rağmen, bu olumsuzlukların asıl sorumlusu olan siyasal iktidarın başkanlık sistemini getirecek olan anayasa değişikliğinin halk oyuna sunulması halinde, halk oylamasından geçebilecek çoğunluğun sağlanabileceği, anket firmalarınca beyan ediliyor.

Anket firmalarının yaptıkları tespitler, bir algı yaratma operasyonu değil de gerçek ise (ki bana göre tamamen algı, referandumdan  evet çıkmayacak) ülke gündemine dair köşe yazıları yazarak halkın bazı gerçekleri görmeleri konusunda halkı aydınlatmanın, başka bir anlatımla,gerçekleri yazarak bu halka nasihatde bulunmanın anlamsız olduğunu düşüneceğim.Şahsi düşüncemin aksine referandumdan evet çıkarsa ya artık yazmayacağım yada yazarsam siyasetten çok magazine önem verenlere hitap edip "hangi sanatçı kocasını aldattı,futbolcuların yeni aşkları kim" türü yazıları kaleme alacağım.

Haydi, kalın sağlıcakla!..

Not:Yazımı kaleme aldığım sırada Benzine on kuruş daha zam geldi ve tarihi rekorunu  kırdı: 5.17 TL