Vicdan ve alçakgönüllülük

24 Aralık 2016 Cumartesi  |  MENTOR

Gelişmenin temeli hatalarından arınmaktır.

Hatalarından arınmanın en iyi yolu ise eleştiriye açık olmaktır.

En iyi öğrenme yolu taklittir.

Aziz Yıldırım, Şenol Güneş, Fatih Terim, Ergin Ataman bunlar asla hatasını kabul etmeyen ve en doğru yaptıklarını düşünen insanlar, her Allah'ın günü insanlara bencilliğin ve kendi benlikleri dışında kimseye saygı göstermeyen yaşam felsefesinin örneğini veriyorlar. 

Gençler de önlerindeki bu örneği taklit edip onlara benziyorlar.

Sonuç; kendinden başka kimseye saygı duymayan, asla empati yapmayan, yaşamı doğru-yanlış, iyi-kötü diye algılamak yerine senden benden diye algılayan insanlarla dolu bir toplum oluyoruz.

Bunun doğal sonucu açık fikirli geleceğe bakan insanlar yerine asla değişime açık olmayan kavgaya hazır gençler yetiştiriyor olmamız.

Hal böyle olunca bilimde, sporda, eğitimde her yerde geri kalıyoruz.

Türkçe bilmeyen Emre Mor'a, Amerika'nın sağladığı olanaklarla başarılı olan Aziz Sancar'a sarılıyoruz.

Aslında Türkiye'de kalsalar biri üniversite sınavında başarısız olup yıllarca işsiz kalıp bunalıma girecek, diğeri de muhtemelen siyasi bir dayısı olmadığı için üniversitedepProfesör bile olamayacaktı diye düşünüp neden bizim toplumumuzun parçası olan insanlar burada başarılı olamıyor diye sormuyoruz. 

Sonuç; bu ülkenin Aziz Yıldırım'ın, Fatih Terim'in, Ergin Ataman'ın, Şenol Güneş'in temsil ettiği egoya değil, Mehmet Topal'ın, Süleyman Seba'nın, Alex de Souza'nın, Ahmet Suat Özyazıcı'nın, Metin Oktay'ın temsil ettiği vicdan ve alçak gönüllülüğe ihtiyacı var.