Dünyanın altüst olduğu gün

25 Aralık 2016 Pazar  |  GÜNLÜK

Eskiler "hafıza-i beşer nisyan ile malüldür" dermiş, yani kestirmeden söylemek gerekirse insanoğlu kolay unutur.

Gerçekten de...

Dünyanın kaderini değiştiren, uluslararası dengeleri alt üst eden bir olayın bundan tam 25 yıl önce, yani 25 Aralık 1991'de yaşandığını kaçımız hatırlıyor acaba?

Neydi o olay?

Sovyetler Birliği'nin son lideri Mihail Gorbaçov 25 Aralık 1991 tarihinde akşam saatlerinde televizyona çıktı (fotoğrafta) ve istifa ettiğini açıkladı. Gorbaçov görevinden ayrılınca 15 özerk cumhuriyetten oluşan Sovyetler Birliği resmen parçalandı ve yerini 15 bağımsız devlet aldı. Sovyetlerin her alanda hukuki mirasçısı ise Rusya oldu. 

Aslında Gorbaçov'un istifası o yılın ağustos ayında başlayan olaylar zincirinin son halkasıydı. Yaz tatili için Kırım'da bulunduğu sırada 19 Ağustos günü Moskova'da bir grup sertlik yanlısı komünist yönetici iktidara el koymak, yani darbe yapmak istedi. O sırada muhalefet lideri olan Boris Yeltsin, tankın üzerine çıkarak darbeye direniş başlattı. Kötü örgütlenen darbe 2.5 günde çöktü, Gorbaçov Moskova'ya döndü ama artık iktidar fiili olarak Yeltsin'in eline geçmişti. 8 Aralık'ta Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Belarus, yani Sovyetler çatısı altındaki üç Slav cumhuriyet SSCB'nin yerine Bağımsız Devletler Topluluğu'nu (BDT) kurduklarını açıkladı. 21 Aralık'ta üç Baltık cumhuriyeti ve Gürcistan dışındaki 11 eski Sovyet cumhuriyeti BDT'ye katıldı (Gürcistan iki yıl sonra katıldı) Bütün bunlar resmen hala devlet başkanı olan ama artık elinde hiçbir güç kalmayan Gorbaçov'un gözleri önünde yaşanıyordu. Time dergisinin yazdığı gibi "o artık ülkesi olmayan bir başkandı."

Başka seçeneği kalmadığını görünce 25 Aralık akşamı televizyona çıkıp istifa ettiği söylemek zorunda kaldı. Görevlerini ve Sovyetlerin nükleer silahlarının ateşlenmesinde kullanılan kodların yer aldığı "nükleer çanta"yı Yeltsin'e devretti. 27 Aralık'ta Yeltsin, bir zamanlar kendisini yok etmeye çalışan rakibi Gorbaçov'un Kremlin Sarayı'ndaki ofisinde bulunan koltuğa oturdu. (Ne kadar ilginç bir tesadüf ki, Yeltsin de bu olaydan tam sekiz yıl dört gün sonra, yani 31 Aralık 1999 günü istifa ederek koltuğunu Vladimir Putin'e bıraktı)

Kısacası 25 Aralık sembolik anlamda Sovyetler Birliği'nin yıkıldığı, bir anlamda dünyanın ters yüz olduğu gün olarak tarihe geçti.

Peki, bu önemli olayın sonuçları ne oldu?

-Komünizm-en azından Sovyetler'de uygulandığı şekliyle-sona erdi.

-"Soğuk Savaş" son buldu, kazanan Batı oldu.

-Doğu Avrupa ülkeleri özgürlüğe kavuştu.

-Varşova Paktı dağıldı, NATO rakipsiz kaldı.

-İki kutuplu dünya düzeni son buldu.

-ABD istediği gibi at koşturmaya başladı.

-Batı, 280 milyonluk tüketici pazara kavuştu.

-Eski Sovyet topraklarında iç savaşlar çıktı, sınırlar değişti.

-Moskova'nın enerji kaynaklarındaki tekeli kısmen de olsa kırıldı.

-Batı Rusya'yı çembere almaya başladı, Ukrayna ile sınıra dayandı.

-ABD'ye karşı olan ülkeler lidersiz kaldı.

Bunlar ilk anda akla gelen sonuçlar. 

Her ne kadar Rusya Batı'ya kafa tutmaya çalışıyor görünüyorsa da köhne devlet yapısıyla bunu başarabilecek ekonomik, askeri ve teknolojik güce sahip değil. Zaten, Ukrayna olaylarının ardından Batı'nın başlattığı yaptırımlar Rus ekonomisini yerle bir etmesi de bunun en sağlam kanıtı.

Gerçek şu ki, bir süper güç olan Sovyetler Birliği'nin tersine Rusya nükleer silahlara sahip olsa da bölgesel bir gücün ötesine geçmeyi henüz başaramadı. 

İşte, 25 yıl önce bugün yaşanan ama büyük çoğunluk tarafından unutulan tarihi bir istifanın düşündürdükleri..

Not: Bu yazı Medya Günlüğü'nde daha önce yayınlanmıştır.