Yılın adamı:Putin

27 Aralık 2016 Salı  |  MG ÖZEL

2016 yılına damgasını vuran politikacıların başında kuşkusuz, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin geliyor.

2000 yılında ekonomisi çökmüş, dağılmak üzere olan, uluslararası alanda dalga geçilen bir ülke devralan Putin, enerji fiyatlarındaki artışın da yardımıyla ekonomiyi dipten kurtardı, ülkenin dağılmasını engelledi ve dış dünyada Rusya'yı yeniden dikkate alınması gereken bir güç haline getirdi.

2008'deki Gürcistan savaşı ve 2014'teki Kırım'ın ilhakı bir kenara bırakılacak olursa, Rusya "arka bahçesi" sayılan bu bölgeler dışında ilk askeri operasyonunu 2015 sonlarına doğru Suriye'de yaptı. 2016'da Rusya'nın Suriye'deki varlığını daha da güçlendirmesini sağlayan bu müdahale sayesinde Putin ve Rusya bölgedeki dengeleri altüst etmekle kalmadı, oyun kurucu güce dönüştü. Belki Rusya Suriye'nin geleceğini tek başına yönlendirebilecek konuma hala ulaşamadı ama hem Beşar Esad'ı iktidarda tutmayı başardı hem de İran ve Türkiye ile kurulan ittifaklar elini iyice güçlendirdi. Putin, 2016 yılını değerlendirdiği basın toplantısında, her şeye ragmen, Suriye sorununun ABD olmadan çözülemeyeceğini söyledi. Evet öyle ama bunun tersi de doğru, ABD Suriye meselesini artık Ruslar olmadan çözemez.

Zaten Moskova'nın Suriye müdahalesinin gerekçelerinden biri tam olarak buydu: İç ve dış kamuoyunda, Rusya'nın-görünüşte bile olsa-ABD ile "eşit" ülke olduğu havası yaratmak. ABD karşısında savunmadan ekonomiye, teknolojiden kültüre hemen her konuda geride olan Rusya eşitliği en azından psikolojik  alanda sağlamaya çalışıyor.

Gerçek şu ki, Rusya'nın "dünya lideri" olmak ya da dünya düzenini değiştirmek gibi kaygıları yok, çünkü böyle bir gücü yok. Rusların asıl istediği kendi yaşam ve çıkar alanı olarak gördükleri bölgelerde, yani eski Sovyet topraklarında istediği gibi at koşturma hakkının Batı tarafından kendisine tanınması. Ama Batı Rusya'yı kuşatmaya altına alma taktiğini sürdürdükçe, Ukrayna örneğinde olduğu gibi Rusya'nın sınırlarına yaklaştıkça, kendilerini köşeye sıkışmış hisseden Ruslar da ablukayı yarmak için, Suriye'deki gibi, ani hamleler yapıyor, daha doğrusu yapmak zorunda kalıyor. Moskova'ya öfkeli olduğu bilinen ABD Başkanı Barack Obama'nın giderayak Rusya'dan "bölgesel bir güç" diye söz etmesi her ne kadar "hamaset" ya da "propaganda amaçlı" görünse de aslında gerçekçi bir tespit, tabii nükleer silahlara sahip bir bölgesel güç olduğunu unutmamak gerekiyor.

"Sinir savaşı"

Bitmekte olan yılı ve Putin'i konuşurken, Türk-Rus ilişkilerine de mutlaka bir paragraf ayırmak gerekiyor. 24 Kasım 2015'da başlayan "uçak krizi" 2016'nın ilk yarısında iki ülke arasında bir "sinir savaşı"na dönüştü ve asıl kazançlı çıkan Rus tarafı oldu. Uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye'yi fiili olarak Suriye'den uzak tutan Rusya, bu süreci bölgedeki gücünü tahkim etmekte kullandı. Putin büyük olasılıkla "sinir savaşı"nı uzun süre daha devam ettirmeyi planlıyordu, ancak Türkiye'nin Batı ile ilişkilerinin gerginleşmeye başladığı çabuk farkederek hemen manevra yaptı. Bu manevra sayesinde Putin, iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana Suriye'de karşısında olan Türkiye'yi büyük ölçüde yanına çekmeyi başardı.

Özetlemek gerekirse, Rusya'nın sahip olduğu sınırlı gücü iyi bir zamanlamayla isabetli kullanan Putin böylece 2016'da adından en çok söz ettiren politikacı olarak "yılın adamı" seçilmeyi hak etti. 

Bunlar Putin'in başardıkları

Ya başaramadıkları?

Putin, doğrudan ya da dolaylı yoldan iktidarda bulunduğu 16 yılda Rus ekonomisini petrol ve doğal gaz gelirlerine bağlı yarı gelişmiş bir ekonomi olmaktan kurtaramadı. İki yıldır devam eden ve Batı'nın yaptırımlarıyla derinleşen ekonomik bunalım "Rusya'nın nefesi Suriye'de daha ne kadar yetecek" sorusunu sormamızı gerektirecek boyutta. Demokrasi hiçbir zaman Putin'in öncelikler listesinde yer almadığı için 16 yılda bu konuda da hiçbir ilerleme sağlanmadı.

Her ne kadar Rusya'nın "tartışılmaz ve sarsılmaz lideri" görünse de Putin'in aslında ülkeyi yöneten sistemin bir temsilcisi olduğunu, dolayısıyla sanıldığı kadar mutlak bir iktidara sahip bulunmadığını söylemek gerekiyor. 

Zaten zaman zaman Putin'in Kremlin'deki geleceği ile ilgili soru işaretleri yaratan dedikodular dolaşıma sunuluyor. Ayrıca, 16 yılın yorgunluğu nedeniyle Putin'in görev süresinin dolacağı 2018'de başkanlık için adaylığını koymayabileceği fısıldanıyor. 

Şimdi asıl merak edilen, ABD'nin yeni başkanı Donald Trump döneminde Amerikan-Rus ilişkilerinin nasıl olacağı...