Fenerbahçeli 'misyonerler'

26 Aralık 2016 Pazartesi  |  MENTOR

FETÖ/PDY, tarihimizin gördüğü en acımasız, en organize ve en kanlı terör örgütlerinden biri. Yargıda, eğitim kurumlarında, orduda, poliste kısacası tüm devlet  organizasyonunda sinsice örgütlenmiş.

En önemli stratejisi yandaşlarını devletin ve toplumun en önemli pozisyonlarına yerleştirerek bundan elde edilecek gücü kendi örgütsel amaçları için kullanmak olmuş ve kendi militanlarının lehine diğerlerinin aleyhine sınav soruları çalmak, iftira etmek, yalan söylemek, sahte delillerle hapse atıp ölümlerini izlemek dahil her türlü ahlaksızlığı kullanıp yandaşlarına yer ve pozisyon elde etmişler.  

Güç üreten her şeye elini atan bu kirli örgüt toplumsal kabul ve etkinliğin en önemli  aracı olan futbola da elini atmış, örneğin Hakan Şükür gibi bir militan yetiştirmişler ve kirli yüzleri ortaya çıkmasa neredeyse spor bakanı olacak bir güç elde etmesini sağlamışlar. Onlarca suç örgütü üyesi veya sempatizanı değişik kulüplerde yönetici, teknik direktör ve futbolcu olarak görev yapmış bunu yaparken de kulüplerden birini üs olarak kullanmışlar. 

Ancak bütün bunları yaparken, tüm devlet ve toplumda muhteşem bir güç elde ederken başarısız oldukları tek organizasyon olmuş; Fenerbahçe.

Fenerbahçe'ye şike kumpası iddianamesinden anlıyoruz ki; örgüt 2011'in çok öncesinde Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım'ı hedef olarak seçmiş, örgütün devlet içinde ve toplumda ulaştığı muhteşem gücü düşündüğünüzde bu suç örgütünün Fenerbahçe aleyhine kendine yakın kulüp ve futbol örgütleri lehine bir takım entrikalar ve suç organizasyonları düzenlemediğini düşünmek aptallık ve fanatiklik olur. Sınav soruları çalan, sahte belgelerle insanları hapse tıkan, sivil halkı katleden bir suç örgütünün herhangi bir sportif organizasyonu kendi militanları veya sempatizanları lehine manipüle etmediğini düşünmek de hiç bir sağlıklı insan aklının üretmesi mümkün olmayan bir sonuçtur.

Diyelim bu suç örgütü futbol konusunda çok iyi niyetliydi!!!!!!! ve olayların kendi doğal akışı içinde gerçekleşmesine izin verdi peki bu suç örgütünün ulaştığı muhteşem güçten etkilenen, korkan, kendine çıkar sağlamaya veya pozisyon elde etmeye çalışan bir tane bile futbol aktörü olmamış mıdır? X takımda oynayan örgüt sempatizanı Y takımda oynayan futbol imamı abisinin kazanması için ayağını topa uzatmaktan hiç vazgeçmiş olamaz mı ? Elbette olabilir, aksini düşünmek insan aklı ile dalga geçmektir.

Örneğin geçmişte FETÖ/PDY'ye övgü düzen gazeteci, yorumcu, federasyon görevlisi bir çok insan vardı bugün geldiğimiz noktada hepsi yanıldığını kabul ediyor ve çoğunun FETÖ/PDY'nin o günkü gücüne yanlayıp ondan yararlanmak isteyen sempatizanlar olduğu anlaşıyor en azından örgüt üyesi olmakla suçlanmıyorlar peki kardeşim hal böyle iken bir tane bile FETÖ/PDY sempatizanı hakem olmaması mümkün mü? her şeye dokunan bu adamlar hakemlerle hiç yakınlaşmamışlar mı? kargalar bile bu tespite kaba etleriyle güler, zaten gülüyorlar. 

Örgütün devlet ve toplumda etkin ve güç sahibi olduğu andan itibaren bütün spor organizasyonlarında Fenerbahçe dışında elde edilen her türlü başarı tartışmalıdır.

FETÖ/PDY'nin etkin olduğu yıllarda  Fenerbahçe peş peşe travma yaşarken rakiplerinin hep dört ayak üstüne düşerek "ballı" unvanı alması da yaşamın doğal akışı ile açıklanamayacak bir gerçekliktir.

Buradan ulaşacağınız sonuç FETÖ/PDY'nin tüm spor faaliyetleri incelenerek eğer varsa FETÖ/PDY dahli ile elde edilen başarıların futbol tarihimizden silinmesidir yoksa bu utanç sonsuza kadar sporumuzu kirletecektir. Ancak amacı daha çok insana kendini sevdirip daha çok oy alarak iktidar olmayı/iktidarda kalmayı  amaçlayan popülizmi doğasında taşıyan siyaset böyle bir adımı atmaz çünkü bu % 35 için % 65'i karşısına almak olur, siyaset genellikle doğru üzerine değil çoğunluğun sempatisini kazanma üzerine işliyor, bu nedenle Aziz Yıldırım'ın başbakan olduğu bir kabine bile olsa böyle bir adım atılması imkansız. Ancak siyasiler görmezden geliyor diye gerçek de hükmünü icra etmeyecek anlamına gelmiyor.
Bütün bu olanlar en yüce mahkeme olan halk vicdanında yargılanıyor ve hüküm bizzat halk tarafından uygulanıyor, Fenerbahçe tarihinde görülmemiş bir hızla taraftar kazanıyor, bundan 10 yıl sonra ülkenin yarısı Fenerbahçeli olacak ( konuyla ilgili olarak daha önceki yazımızda detaylı tespitler var*) .

Bu iki şekilde gerçekleşiyor;

1- Fenerbahçeli taraftarlar pasif olmaktan aktif konuma geçiyorlar, yani önceden sorulduğunda Fenerbahçeliyim deyip yaşamı boyu maça veya Fenerium'a gitmemiş insanlar maça gidiyor, gündemi takip ediyor ve etkin taraftar oluyor. Daha önce etkin olan taraftarlar da militanlaşıyor. Militanlaşıyor derken bu olumsuz anlamda değil "Fenerbahçe" lehine gelişmeler olmasını yaşam amaçlarından biri haline getiriyor. Örneğin Beşiktaşlı dolar milyarderi babanın oğulları Ali Koç, Mustafa Koç ve Ömer Koç'u Fenerbahçeli yapan çalışan oluyorlar. Beşiktaşlı baba oğullarını Beşiktaşlı yapmak gibi bir amaca sahip değilken onun yanında çalışan birisi onun oğullarının Fenerbahçeli olmasını daha çok önemsiyor. Artık böyle çok Fenerbahçeli var, komşu çocuğuna forma alan, her yerde fırsat buldukça insanlara Fenerbahçe'yi anlatan, onlar Fenerbahçe'yi toplumda yükseltmek için birer misyoner gibi davranıyorlar.

2- Rakiplerinde ise tam tersi bir gelişme söz konusu bir şeklide tartışmalı hale gelmek eskiden X takımlıyım diyen pasif taraftarları artık futbolla ilgilenmiyorum noktasına getiriyor, hatta içlerinde bazı aşırı örnekler ben Fenerbahçeliyim demeye başlıyor.

Yeni kuşakların hangi takım taraftarı olacağının belirlenmesinde aile ve çevre etkisi büyük ancak bu konuda giderek artan militan taraftar avantajını eline alan Fenerbahçe bu konuda büyük avantaj sağlıyor, ayrıca Fenerbahçe'nin bağımsızlığını koruması, mücadelesi ve toplumsal tavrı da onlara taraftar kazanımı için büyük avantaj sağlıyor. Düşünün size ilkokula başladığınızda Fenerbahçe forması hediye eden çok sevdiğiniz bir öğretmeniniz  olsa hangi takıma bağlanırdınız? Fenerbahçe giderek toplumda yükseliyor, daha önce hiç örneğini görmediğiniz doğru umurlarında olmayan tek amaçları çirkin yollarla rating elde edip bunu nakde çevirmek olan yozlaşmış spor yorumcularının  son zamanlarda Fenerbahçe avukatlığına soyunmuş olmaları da bu yüzdendir, zaman geçtikçe bunların sayısı artacaktır ama Fenerbahçeli onları ve çirkin yüzlerini hiç unutmayacak. 

Sonuç; FETÖ/PDY'nin izi olan her sportif organizasyon şaibelidir, ancak bunun şaibeli kalmasına izin vermek Fenerbahçe'nin en yüce mahkeme olan halkın sevgilisi olmasına ve o yüce mahkemenin hükmü verip uygulamasına engel olamıyor.

Gelecek Fenerbahçe'nin buna en küçük bir şüphe duymuyorum,  siz de duymayın.

*http://http://www.medyagunlugu.com/Haber-2760-taraftarin-sosyolojisi.html