2017'de muhalefet partileri için öngörüler

05 Ocak 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Ülkemiz 2016 yılında büyük zararlar gördü. Ancak ne yazık ki, Türkiye'nin başına gelenler bazı siyasetçilerin işine geldi. Özellikle de, rejimimizi temelden değiştirmeyi amaçlayan darbe girişimi bazı siyasetçilerimizin amaçlarına hizmet ettiği gibi koltuklarını da en azından bir süre için- sağlamlaştırdı.

Darbe girişimi sonucu OHAL ilan edilince, Türkiye 'dikensiz bir gül bahçesi' haline getirilmiş oldu. Çünkü OHAL sayesinde kuruların yanında yakılan sayısız 'yaş' nedeniyle kimsede konuşma cesareti kalmadı, ülkemiz 'sessiz ülke' haline geldi.

Muhalefet partilerini yönetenler de bu darbe girişiminin meyvesini yediler. Gördükleri tepki nedeniyle partilerinin başından gitmeleri bekleniyorken, 'büyük tehdit' onlara rahat bir soluk aldırdı...

CHP yöneticileri, "Böyle bir ortamda Genel Başkanımızı tartışmak yanlış olur!" diyerek Kılıçdaroğlu'ndan rahatsız olanları baskı altına aldılar...

Bahçeli ise, MHP'nin başında artık kalamayacağı aşamaya gelmişken, "Baksanıza ülkemiz tehdit altında. Genel Başkanımıza dokunmayalım!" diyen yakınlarının oluşturduğu baskı ortamıyla, 'gitme' tarihini erteleme şansını yakaladı. 

Bu temel saptamaların ışığında, 2017'de muhalefet partilerinde olabileceklere bir göz atalım:

2017'de CHP'DE KAZANANLAR KAYBEDENLER

Son birkaç yıldır CHP'nin üzerine sinmiş olan Kılıçdaroğlu gölgesinin bu partiyi ne durumlara düşürdüğü ortada...

Onun tarafından önce milletvekilliğine, sonra da parti yönetimine taşınan kimilerinin tescilli CHP karşıtı olmaları, gerçek CHP'lileri partilerinden soğutmuştur. CHP'nin ilkeleri açıkça ayaklar altına alınırken, Kılıçdaroğlu liderliğinde; ayrılıkçılar, ikinci cumhuriyetçiler, ülkemiz üzerinde değişik rüyalar görenler CHP'nin yüksek organlarına doldurulmuştur.

Elbette onları korumaya alan Kılıçdaroğlu, gerçek CHP'lileri ya partiden uzaklaştırmış ya da onları CHP'den uzaklaşmak zorunda bırakmıştır.

KILIÇDAROĞLU BU YIL DİBE VURABİLİR...

CHP yönetimi, OHAL'i gerekçe göstererek genel başkanlığın tartışılmasını bir süre için önlese de, 2017 yılının sonlarına yaklaşıldığında artık 'mızrak çuvala sığmayacaktır!'

Patlamaya hazır bomba haline gelen fakat FETÖ darbe girişimi ile susmak zorunda kalan gerçek CHP'liler, gelecek seçimden önce Kılıçdaroğlu yönetiminden kurtulma şansını elde edebilecektir. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'dişine göre' bir muhalefet lideri olan Kılıçdaroğlu'nun gitmesinden mutlu olmayacaksa da...

Ve onun CHP'nin başında kalması için elinden geleni yapması beklenirse de...

TBMM içinden veya dışından uzlaşmayla çıkarılacak bir genel başkan adayı, bu yıl olmasa bile en geç gelecek yıl, CHP'nin dinamik güçlerini arkasına alacak ve sadece CHP için değil, ülkemiz için de umut olabilecektir.

Bunu nasıl mı öngörebiliyorum? 

CHP'nin neredeyse bütün kesimleri -buna Aleviler de dahil- artık Kılıçdaroğlu ile olmayacağını söylüyorlar da ondan...

CHP İÇİNDE DEĞERLER VAR

CHP'nin başına kimin geleceğinin hesabını yapanlar, bu konuda yıpratıcı olabilecek bir sürecin parçası olmamalıdır. Çok dinamik ve değerler içeren bir örgüte sahip olan CHP'de liderlik nitelikleri olan çok sayıda insan vardır. Aklında liderlik olanlar birbirini yıpratmadan bir araya gelmeli ve öncelikle, CHP'yi değerlerinden uzaklaştıran Kılıçdaroğlu'nun daha fazla zarar vermesinin önüne geçmelidirler...

2017'DE MHP'DEN BEKLENTİLER

FETÖ'nün darbe girişiminden, en az Sayın Tayyip Erdoğan kadar yarar sağlayan bir kişi de Sayın Bahçeli oldu.

Çünkü uygulamakta olduğu AKP teslimiyetçiliği nedeniyle erimekte olan MHP'de ortaya çıkan güçlü muhalefeti bastırma ve darmadağın etme şansını elde etti.

Elbette en büyük desteği de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'dan aldı. 

Sayın Erdoğan'ın verdiği gizli destek sayesinde, MHP'de seçim yapılmasını engelledi...

Onun sayesinde Meral Akşener gibi bir genel başkan adayını- en güçlü olduğu dönemde Fethullahçı çamuru atarak- yarış dışı bıraktı.

Sadece Meral Akşener'i değil, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ* gibi kendisine biat etmeyen ve MHP'nin geleceğini kurtarmaya çalışan diğer genel başkan adaylarını da partiden ihraç etti.

BAHÇELİ  AKP'YE HEP DESTEK VERDİ  

Bahçeli, AKP'ye ilk büyük iyiliğini 2002 yılında erken seçim isteyerek yaptı. O seçimde MHP parlamento dışında kalırken AKP iktidara geldi.

Onun AKP'ye ve özellikle de Tayyip Erdoğan'a iyilikleri kesintisiz olarak devam etti. Sayın Erdoğan'ın başı ne zaman sıkışsa Devlet Bey imdadına yetişti.

En son, Anayasa konusu gündemde bile değilken, "Cumhurbaşkanı madem Anayasa'ya uymuyor, o zaman Anayasa'yı Tayyip Bey'e uyduralım" diyerek Başkanlık Rejimi'nin önünü açtı. 

Bahçeli'nin Tayyip Bey'i 'Başkan' yapmaya çalıştığını görenler MHP'li olsun olmasın- şaşırdılar...

Çünkü başkanlık sistemi getirilince MHP'nin AKP içinde eriyeceğini ve Türkiye'de sadece iki partinin (AKP, CHP ve belki bir de etnik parti) kalacağını herkes görüyordu.

Bunu en iyi anlatan da Başbakan Binali Yıldırım oldu:

"Yeni anayasa ile Türkiye koalisyonlardan kurtulacak!" dedi.

Eğer Bahçeli biraz gözünü açabilseydi bunun; MHP'nin artık ülke yönetiminde hiçbir zaman görev alamayacağı anlamına geldiğini anlayabilirdi. O bu gerçeği görmemiş olsa bile, yakın çevresinde bulunan milletvekilleri de mi anlamadılar?

Meral Akşener, bu durumu en iyi görenlerden biri. Yeniçağ, Sözcü, Aydınlık gazeteleri ile kendisine konuşma şansı veren bir iki televizyon kanalında sesinin çıktığı kadar MHP'li milletvekillerini şöyle uyarmaya çalışıyor:

"MHP'nin göz göre göre yok olmasına razı olmayınız! Başkanlığı getiren Anayasa tasarısına destek vermek, Tayyip Bey'i başkan yapmaktan başka işe yaramayacaktır. Ama bu arada ne yazık ki, MHP denen bir parti kalmayacaktır!" 

MHP'Yİ ERİTMEYİ GÖZE ALMAK

"Devlet Bey MHP'ye böyle bir kötülüğü neden yapsın?" diye soranlar az değil...

Devlet Bey'e bu misyonun 'yukarıdan' verildiğini iddia edenler bir hayli fazla olsa da, ben aynı kanıda değilim.

Olsa olsa bunun nedeni, Devlet Bey'in Tayyip Bey'e duyduğu sempatinin karşılıklı bir alış verişe dönmüş olmasıdır.

Bu alış verişin Bahçeli'nin yararına olan yanı; hem kendi koltuğunu korumak ve hem de seçimde AKP ile bir liste ortaklığına giderek MHP'yi bir seçim dönemi daha TBMM'de tutmak olabilir

Bu korumaya karşılık Sayın Erdoğan'ın tek istediği şey, yanıp tutuştuğu Başkanlık olabilir.

Düşünsenize; getirilecek başkanlık sisteminde TBMM'nin hiçbir yetkisi kalmayacağına, üstelik milletvekili sayısı da 600'e çıkacağına göre, Tayyip Bey neden 50-60 milletvekilliğini MHP'ye sunmasın ki?

AKP içine kapağı atmış olan (eski) MHP milletvekillerinin bir daha geri dönmek istemeyecekleri düşünülürse, Sayın Erdoğan işin bu yanıyla da AKP'ye büyük bir çıkar sağlamış olacaktır...

Peki, MHP milletvekilleri, MHP'yi bitirecek olan Başkanlık Anayasası'na karşı çıkar da, Bahçeli ve Erdoğan'ın ortak planları suya düşerse ne olur?

İşte bu olasılık gerçekleşirse hem Türkiye büyük bir tehlikeyi atlatmış olacaktır...

Hem de Bahçeli, tası tarağı toplayarak, çok sevdiği söylenen televizyon dizilerinin karşısında yerini alacaktır.

Görünen gerçek şudur; Eğer MHP'li milletvekilleri böylesine kişilikli bir çıkış yapar da MHP'yi Bahçeli'den kurtarırlarsa, sadece MHP'yi değil, ülkemizi de büyük bir felaketten kurtaracaklardır...

TBMM'de referandum kararı çıkarsa, Meral Akşener ve arkadaşlarına büyük iş düşecektir. 

Çünkü referandum sürecinde yapacakları etkili muhalefet ile kendilerini gösterme şansı elde edecekleri gibi, referandumdan çıkaracakları red kararı ile de, MHP'nin başına geçmeyi annelerinin sütü kadar hak etmiş olacaklardır.

(Bu aşamada Meral Akşener'in yeni bir parti kurması kanımca doğru değildir. Zamanlama çok önemlidir ama bunun değerlendirilmesi referandumun hemen sonrasına bırakılmalıdır.)
 
2017, hem CHP ve hem de MHP için önemli gelişmelere gebedir...

*Özdağ ve Oğan daha sonra mahkeme kararıyla döndü.