Kim mutlu?..

04 Ocak 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Dünyaca meşhur otomobil üreticisi Henry Ford 1900'lerin başlarında o zamana göre müthiş üretim hatları kurmuş, milyonlar mertebesinde üretim kapasitesine sahip olmuştur. Çok seri fakat esnek olmayan bir üretim sistemi yaratmıştır. Hep siyah renkte üretim yapılıyordu, değişik renk otomobil istekleri gelmeye başlamıştı ve bir gün şu meşhur sözü söyledi, "Siyah olmak koşuluyla istediğiniz renk otomobil seçebilirsiniz" dedi. 

AKP; Yenikapı ruhu diyor, birlik beraberlik çağrısı yapıyor ve sadece sözde kalıyor, çünkü birliğin gereklerini yerine getirmiyor. Yukarıda paylaştığım Ford'un sözünü kıskandıracak eylem ve davranışlarda bulunuyor. "İstediğiniz gibi düşünebilirsiniz ama benim söylediğimi kabul etmek şartı ile" diyor.

Ülkenin içinde bulunduğu şartlar malum, terör ve etkileri ilk sırada. Yaşam tarzına uzanan müdahale biçimine dönüşen eylemler. 

Zor dönemlerde milletin birliği bütünlüğü oldukça önemlidir. Bu birliği bütünlüğü kim sağlayacak? 

En büyük sorumluluk ülkeyi yönetenlerindir.

Bunun için çaba harcıyormuş gibi görünseler de inandırıcı ve samimi değiller, en azından bir kısım insan böyle değerlendiriyor. Güven sorununun varlığı açık. Neden bu kanaat oluştu? Bu soruyu kendilerine sormaları ve cevaplarını bulmaları lazım.

Ülkede seksen milyon insan yaşıyor. Kendi kendime soruyorum "kim mutlu" diye.

Bir adım daha ileri gidiyorum, değişik meslekler ve yaşam koşullarındaki insanların bir kısmını gözlemlerime dayanarak, bir kısmını da hayatın gerçekleri ile empati yaparak soruyorum.

Ev hanımı mutlu mu?

Öğrenci mutlu mu?

İşçi mutlu mu?

Öğretmen mutlu mu?

Polis mutlu mu?

Asker mutlu mu?

Hakim mutlu mu?

Savcı mutlu mu?

Doktor mutlu mu?

Hemşire mutlu mu?

Yardımcı sağlık personeli mutlu mu?

Muhasebeci mutlu mu?

Esnaf mutlu mu?

Sanayici mutlu mu?

Emekli mutlu mu?

Sanmıyorum, etrafımda mutlu insan göremiyorum, ayrıca antidepresan ilaç kullanımındaki artış korkunç rakamlarda.

İnsanların olaylara bakışı farklılıklar ortaya çıkarır. Farklılıkları hoş görebilmek medeniyettir. Bildiğini dayatmak ise öfke doğurur. Başkalarının yaşam tarzına müdahale etme hakkını kim nereden hangi meşruiyetten alır?

Herkes sizin gibi düşünmek zorunda değil. Farklılıklar zenginliktir. Medeniyet farklılıkları yaşanabilir kılmak ve ortak hayat sürmektir. Ortak yaşam yüzlerce yıldır süregelen bir evrimin oluşturduğu yaşam biçimidir. Köyler, şehirler hayatın daha kolay sürdürülebilmesi için oluştu.

Farklılıkları zenginlik göremezsek, başkalarına kendi düşüncemizi dayatırsak, sonu kaostur. Bunu değerlendiremiyor muyuz, kavrayamıyo rmuyuz?

Ülkeyi yönetenler ne yapıyor, bütün olumsuzlukları üst akıl diyerek somut olmayan bir yere havale ediyor, üzerine düşeni yapmakta sorumsuzluk ve yetersizlik sergiliyor.

Devletin iki temel görevi vardır: Güvenlik ve adalet. İktidar sözcüsü, "hayatınızı sürdürün ama tedbirli olun" diyor, güvenliği vatandaşa havale ediyor. Bir kamu oyu araştırmasına göre hukuka güven yüzde 25-30'larda. Vatandaş olarak ben de soruyorum o zaman siz ne iş yapıyorsunuz, neden o makamları işgal ediyorsunuz!

Kendiniz gibi düşünmeyenleri değersizleştirerek, ötekileştirerek, küçülterek kendinizi büyütemezsiniz...