Umut içimizde

05 Ocak 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Bakkalda satılmaz.

Marketlerde de bulunmaz.

AVM'lerde hiç olmaz.

Umut dışımızda olan bişey değil ve bunun tam zıddı olarak umutsuzluk ille de ve mutlaka dışımızdan boca edilir üstümüze.

Klavyeler, rotatifler, mikrofonlar kameralar ve ekranlar patronajın emri ve korkusu ile sürerler umutsuzluk tanklarını zırhlılarını üstümüze.

Fiziki varlığını korkutmak ve umutsuzluğa sürüklemek olası insanın, insanlığın.

Ama, iç dünyasını besleyen, şiirle şarkıyla doğru ve güzelle,bilimle ahlakla besleyen insanı korkutmak , sürüklemek umutsuzluğa olası değildir.

Umut mu vardı 1919 Anadolu'sunda?

Yoktu.

Ve gereken umut 1919 Anadolu'su için, Mustafa Kemal'in içindeydi. İlk kurşunu atan Hasan Tahsin'in içindeydi, Şahin Bey'in, Sütcü İmam'ın, İzmir dağlarındaki çiçeklerin,zeybeklerin, Ankara seymenlerinin içindeydi. İsmet'in içindeydi, Kuvayı Milliye'nin içindeydi.

Alıp içindeki umudu sürüp Bandırma vapurunu, İngiliz işgalindeki, umutsuz padişahlığın payitahtı İstanbul'dan, Samsun'a Mustafa Kemal, bir ulusu, umutla var ediyordu yok ediliyorken ve bir devleti, Türkiye'yi inşaya başlıyordu yarattığı büyüttüğü umutla.

Evet, çok kötü bir iklimi yaşıyoruz, evet ayrıştırma, düşmanlık, kindarlık teşvik ediliyor azdırılıyor örgütleniyor.

Bombalar patlıyor nerdeyse her gün, medya bir yandan duyarsızlaştırıyor, bir yandan da teşvik edici bir dil kullanıyor kindarlık ve nefret için.

Düşünmekten, konuşmaktan korkacak hale getirilmişiz.

Bağnazlık, ana okullarda öğretilir hale gelmiş.Eğitim, bilimsellikten uzaklaştırılmış hatta koparlımış, hurafelere şeyhler şıhlara dayandırılmak isteniyor. Milli bayramlar yüz türlü gerekçe ile unutturulmaya çalışılıyor.

Gerici bir hava esiyor tüm şiddeti ile ve...

Ve evet...

Meclis, evet devre dışı bırakılmış,

Ve evet, koyu bir karanlık içindeyiz,

Ve fakat, durum 18 Mayıs 1919 kadar zifiri değildir.

Zordur, zorludur içinde bulunduğumuz atmosfer ama Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ilkeleri yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

İçinde bulunduğumuz ahval ve şerait Atatürk ilkelerine sıkı sıkı sarılarak aşılabilir ancak.

Zor, ama imkânsız değil.

Her yer işgal altında olabilir, ama içimizi, yüreğimizi işgal etmelerine izin vermezsek aydınlık uzak değildir.

Bilimin hakikatin yurtseverliğin yurttaşları olursak

O'na ve cumhuriyetine, ilkelerine borcumuzu ödeyebilir aydınlık günleri yeniden yaratabiliriz.