Partili başkan

05 Ocak 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Devlet, egemen olduğu topraklarda yaşayan her bireyin hakkını-hukukunu -kimseye imtiyaz tanımadan- koruyup şefkatle sarmalayacağına ilişkin zımnî bir sözleşmenin ürünüdür. 

Her yurttaşın devletin ve devlet adına bu görevi "geçici" olarak üstlenen iktidarın sözleşmeye uymasını beklemeye hakkı olduğunu düşünüyorum.
Zengin, yoksul; okumuş, okumamış; köylü, kentli; Kürt, Türk; dindar, dinsiz; Sünnî, Alevi; heteroseksüel, homoseksüel; sosyalist-kapitalist; milliyetçi-enternasyonalist; liberal-muhafazakâr, AKP'li, CHP'li; MHP'li, HDP'li......her vatandaşın...

***

Ancak cumhurun başına partili olarak gelip öyle kalmaya devam eden bir başkan yapılanması beni kaygıya sevk ediyor. 

Liderin keyfince yönetip dilediğini yapabildiği parti kültürümüz nedeniyle, aynı zamanda partinin de başına geçebilmesini aklım almıyor. 

Çünkü partinin eski Fransızcada kısım, ayırma, bölme anlamına partie kelimesinden geldiği; ülkemizde önceden parti karşılığı kullanılan fırkanın, tefrikten türediği yani ayırmayı ve ayrıştırmayı ifade ettiği bilinmektedir. 

Milli birliğin derin yaralar aldığı, ülkenin iki büyük parçaya bölündüğü ve bu büyük parçaların da lime lime olduğu, tasada ve kıvançta ortak olmak bir yana, birinin ak dediğine diğerinin kara dediği, birinin acısına diğerinin sevindiği, varlığına bile tahammül edemeyip nefret ettiği, dayanamayıp linçe kalkıştığı güzel ülkemin daha fazla ayrımı kaldıramayacağına inanıyorum. 

Hele hele kendince birilerini makbul addederken ötekilerini hakir görüp aşağılayan; kendisiyle aynı görüşte olmayan herkesi terörist ve işbirlikçi sayan; hukuku bir yana itip kendisi yargılayan, yargılamakla kalmayıp hedef gösteren; neye inanıp ne düşünmem gerektiğini buyuran bir başkan ihtimali kanımı donduruyor. 

Bunların yargının canına okunduğu, kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı yani devletin temel kolonlarının çöktüğü bir sistemde gerçekleşmesini düşünmek bile istemiyorum.