Karşı devrime 'hayır' de

09 Ocak 2017 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Binali bey  "Vesayet rejimini yıkıyoruz" diyor. Dürüst olalım, eğri oturup doğru konuşalım. 

Sizin istediğiniz, bir kültür devrimi, bir çağ atlama ve  uygarlık değişimi olan Cumhuriyet yıkarak; ülkemi Ortaçağ'a taşımak istiyorsunuz.  

Siz eğer gerçekten  askeri vesayeti ortadan kaldırmayı düşünseydiniz, 1982 Anayasasında askeri cuntanın lideri Kenan Evren'e göre düzenlenmiş, Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini parlamenter rejimlerde olması gereken noktaya çekerdiniz.

Hiç ağzınıza bunu aldınız mı? Ne gezer. Tabii bu sadece sizin günahınız değil, muhalefet partileri de bunu hiç dile getirmediler. 

Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa bunu sadece başından beri herhangi bir partiyle  organik bağı olmamış Sayın Ahmet Necdet Sezer, Anayasa Mahkemesi başkanı iken dile getirmişti. 

Siz Türkiye Büyük Millet Meclisini ayak bağı, bir engel, bir pranga gibi görüp, anayasa değişikliği ile onu etkisizleştirmeye çalışıyorsunuz.

Ulusal bağımsızlık savaşı veren, Cumhuriyeti kuran Türkiye Büyük Millet Meclisini, kanun bile yapamaz hale getirmeye çalışıyorsunuz. 

Cumhurbaşkanı'na tanınan Kanun Hükmünde Kararname çıkartma yetkisiyle, Gazi Meclisin yasama alanı daraltılıyorsunuz.

Siz yıkılmış Osmanlı'nın küllerinden laik bir Cumhuriyet kuran Gazi Meclisten öç almaya çalışıyorsunuz.

Niye laikliği getirdi diye. Niye bu ülkenin çocuklarını kul, ümmet  olmaktan kurtardı, özgür birey, vatandaş yaptı diye. 

Onun için biz vesayet rejimini yıkıyoruz diye aklımızla alay etmeyin.

Sizin derdiniz, çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazı, hukuk devletinin, kişi güvenliğinin ve özgürlüğünün güvencesi olan yargı bağımsızlığıyla.

Siz "Hakim bize gelmez biz hakimin ayağına gideriz" diyenlerden değilsiniz, tam aksine yargıç ayağıma gelsin isteyenlerdensiniz.

Sizin istediğiniz yargıç,  sizin tarafınızdan yüksek yargıya atandıktan sonra, üniversite öğretim üyesi iken söylediklerini yutup  sizin istediğiniz gibi oy kullanan yargıçtır.

Sizin istediğiniz yargıç, Yargıtay'dan geçerek olmadığı kesin hüküm haline gelmiş bir olay hakkında, Cumhurbaşkanı öyle söyledi diye, o kesin hükmü yok sayabilecek yargıçtır.  

Siz yargının bağımsızlığından yana değilsiniz. Yargı "bağımsız ve tarafsızdır" derken yani "tarafsızı" oraya eklerken, gerçek düşüncenizi saklıyorsunuz. Yargıç, laik, demokratik, hukuk devletinden yana taraftır, siz bu konudaki taraflılığını ortadan kaldırmaya çalışıyorsunuz.

Siz FETÖ ile el ele aynı menzile yürürken, Türk Silahlı Kuvvetlerine indirdiğiniz darbeleri yeterli bulmadınız, şimdi de Anayasaya aykırı Kanun Hükmünde Kararnamelerle orduyu iyice iğdiş etmeye çalışıyorsunuz.

Vatan evladı bu ülkenin bölünmez bütünlüğü için canın verirken sizler sadece nutuk atıyorsunuz, "Allah şehit olmayı nasip etmiş" diyorsunuz ama bu arada bir bedelli askerlik yasası hazırlığı içindeymişsiniz, askerlik çağına gelen çocuklarınız mı var?

Korkmayın canım siz onların askerlik hizmetini vali amcalarının dizlerinin dibinde yaptırırsınız.

Binali Bey doğru söylüyor, bu bir rejim değişikliğidir diyor. Doğrudur, ama bu rejim değişikliği Türkiye'yi ortaçağ karanlığına götürme, kul olma, ümmet olma, şeyh-ül İslam'ın fetvasından medet ummanın özlemidir.

Bu Mecliste görev yapan AKP'li MHP'li  milletvekillerinin  Tayyip Erdoğan veya Devlet Bahçeli'nin emir erleri olmadığına inanıyorum. Bu meclisin saygın milletvekilleri, birilerinin ihtiras çığlıklarına aldırmadan 1 Mart 2003' tezkerenin  reddedilmesine nasıl öncülük etmişlerse, bugünde, ülkeyi Ortaçağ karanlığına götürecek bu karşı devrime hayır diyeceklerine inanıyorum.  

Şahin Mengü
   

Yazının orjinalini okumak için TIKLAYIN