3 Temmuz bumerangı

10 Ocak 2017 Salı  |  MENTOR

Galatasaraylılar'ın vazgeçemediği bir alışkanlıkları var. 3 Temmuz yalanına dört elle sarılmak, sanıyorlar ki bu yalana sıkı sıkı sarılırlarsa Fenerbahçe'ye zarar verecekler ve onlar için kurtuluş yolu olacak çünkü rekabette çaresiz kalmış durumdalar.

Fenerbahçe kendi stadını, salonunu yaptı Galatasaray bunların hiçbirini kendi olanaklarıyla yapamadığı gibi, Fenerbahçe 3 Temmuz gibi bir sırat köprüsünden geçmesine ve Galatasaray son 5 yılda 4 kere Şampiyonlar Ligine gitmesine ve 150 milyon avro ödül parası almasına rağmen Fenerbahçe basketbola yılda 30 milyon avro harcadı, Galatasaray UEFA'dan men aldı.

Galatasaray'ın Basketbol Takımının Koçu zenginin parası züğürdün çenesini yorar misali tüm topluma her gün Fenerbahçe'nin nasıl basketbola 30 milyon avro bütçe ayırırken Galatasaray'ın bunu ayıramayacak kadar çaresiz olduğunu anlatıyor. Dünyanın hiçbir ülkesinde sürekli kendi camiasının zayıflığı ve yetersizliğini anlatan bir hoca görülmüş değildir bu durum bile tek başına Galatasaray'ın kendini rekabette nasıl çaresiz hissettiğini gösteriyor, yoksa bugüne kadar birisi çıkıp yahu sen ne yapıyorsun bizi sürekli küçük düşürüp rakibin reklamını yapıyorsun derdi.

3 Temmuz takıntısı bu çaresizlik yüzünden  Galatasaraylılar'ın aşamadığı bir durum maalesef ki  en zekisi bile 3 Temmuz Galatasaray için en büyük fırsattır o nedenle bu konuda asla geri adım atmamalıdır düşüncesini zihninden çıkaramıyor.

Sorsan büyük çoğunluğu asla öyle düşünmüyorum diyecektir. Aslında özellikle entelektüel Galatasaraylılar'ın bunu bilinçli olarak yaptığını sanmıyorum, bir tür refleks zaten farkında olsalar böyle yapmazlar çünkü bu söylem en çok Galatasaray'a zarar veriyor. 

Hepimizin bildiği gibi özellikle bizim toplumumuz gibi okuma ve araştırma konusunda müthiş bir tembelliğe sahip toplumlarda algı her zaman gerçeğin önüne geçer çünkü insanlar düşüncelerini okuyarak, öğrenerek değil onlar için hazırlanmış düşünce hapları ile oluşturuyor, şikeci Fenerbahçe, Fetöcü Galatasaray, hain X, düşman B, kahraman Y vs. vs.

Yanlış anlaşılmasın konuya bir çok insandan fazla hakim olan biri olarak Fenerbahçe'nin şike yapmadığına veya teşebbüs etmediğine adım gibi eminim aksine rakiplerin benzer çabalarına engel olmak için çok çaba göstermişler ama bunun önemi yok dediğim gibi önemli olan algı.

3 Temmuz'dan sonra önce şikeci Fenerbahçe algısı toplumda giderek mağdur vatan hainleri ile mücadele eden Fenerbahçe haline geldi.

Fenerbahçe yönetimi 3 Temmuz boyunca hep Galatasaray- FETÖ ilişkisini yapılan operasyonun en önemli parçası olarak anlattı. Galatasaray da bu dönemdeki davranışları ile bu algıyı destekledi, perçinledi.

Sonra keser döndü  sap döndü döndü gün geldi hesap döndü FETÖ/PDY suç örgütü tüm çıplaklığı ile ortaya çıktı, Galatasaray elinde sahte bir şike iddiası ve bir zamanlar FETÖ/PDY ile yakın imajı ile ortada kalakaldı.

Kısacası Galatasaray dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan oldu; Fenerbahçe şikeci derken kendi FETÖ bağlantısı toplumun yeni algı hapı oldu. Daha açık bir anlatımla Fenerbahçe'ye doğrultuğu silah döndü Galatasaray'ı vurdu.

Daha açık ifadesi ile; Galatasaraylı bir kaynaktan gelen şikeci Fenerbahçe söylemi aslında bir bumerang gibi Galatasaray'ı vuruyor, Galatasaray'ı çaresiz gösteriyor ve insanların Fenerbahçe sempatisini artırıyor, o yüzden bırakın konuşsunlar .

Duygun Yarsuvat gibi aydınlar bunu fark etmişti ama Galatasaray'ın bilinçaltına yerleşmiş Fenerbahçe kinini geçemediler. 

Bu sadece benim yazdıklarımla ifadesini bulan bir kavram deği,l bu konuyu teyit eden gelişmeler de var. 

En son yapılan taraftar araştırmalarına göre Fenerbahçe son 5 yılda taraftar sayısında müthiş bir atak yaptı, genç taraftar sayısında çok önde görünüyor. Oysa 5 yıl önceki araştırmalarda Galatasaray önde ve istikrarlı olarak taraftar kazanıyor görünüyordu.

Ben bu taraftar araştırmalarına hiç inanamadım, hala da inanmıyorum ama ortada bir sonuç var, Fenerbahçe kazanırken Galatasaray kan kaybediyor. Peki araştırmalar sağlıklı değilse neden sonuçlar Fenerbahçe lehine değişiyor? Çok net, başlangıçta anlattığım gibi 3 Temmuz'dan sonra Fenerbahçe toplumsal ve entelektüel gücü kendi tarafına çekti.

Taraftar araştırmalarına hiç güvenmediğimi tekrar söyleyeyim çünkü 75 milyon büyüklüğünde bir topluluğu iki bin kişilik gruplarla ölçmeniz mümkün değil o zaman araştırmayı yapan insanların subjektif değerlendirmeleri öne çıkar bu da eskiden Galatasaray lehine olan bu araştırmaların birdenbire nasıl Fenerbahçe lehine döndüğünü açıklıyor çünkü Fenerbahçe toplumsal algı gücünü ele geçirdi. İnsanların zihninde Fenerbahçe artık güçlü, büyük, mağdur, saygın imajı ile yerleşti. Araştırmacıların bilinçaltı araştırma sonuçlarını da değiştirdi.

Eskiden Aziz Yıldırım bu konuda Galatasaray'a istemeden büyük katkı veriyordu ve Fenerbahçe=Aziz Yıldırım algısı oluşmuştu, Aziz Yıldırım'ın hırçın ve saldırgan davranışları çoğu zaman haklı olsa bile toplumda iyi Galatasaray kötü Fenerbahçe imajını güçlendiriyordu, algı gücü hep Galatasaray lehine idi ancak 3 Temmuz'daki taraftar etkinliği toplumda Aziz Yıldırım=Fenerbahçe algısını da kırdı toplum artık Fenerbahçe'nin Aziz Yıldırım ve ona biat eden bir camiadan ibaret olmadığını, hatta çoğu zaman Aziz Yıldırım'la ters düşen dinamikleri olduğunu gördü. 

Taraftar konusunda benim kişisel gözlemim Galatasaray'ın Fenerbahçe'yi hiç bir zaman geçemediği yönündedir medya aksi bir algı yaratsa bile bu konuda bir çok delil var taraftara bağlı olan ve sayısal sonucu olan her konuda Fenerbahçe önde oluyor bunu sadece bağlılıkla açıklamak zor sayısal üstünlüğü de kabul etmek zorundasınız(Passolig, Taraftarkart, Fenercell, Mağazacılık cirosu vs. vs.). 

Sonuç gelecek Fenerbahçe'nin, artık ok yaydan çıktı.