Orman kardeşliği...

12 Ocak 2017 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Karanlıktı.

Büyük patlamanın milyar milyar yıl öncesi karanlıktı.

Sadece karanlık. Zifir karanlık

Karanlık sürdürmedi hükmünü. 

Ve büyük patlama aydınlığa kesti sonra.

Ve evren, kainat, ay, güneş, gezegenler, yıldızlar ve dünya

Buzul çağı binlerce milyonlarca yıl sürmüş.

Sonrası mı? 

Dinozorlar.

Dinozorlara da kalmamış.

Çekirdek boy vermiş, buzulun kapattığı, öldürdüm sandığı çekirdek.

Saklandığını söylediği kümesten çıkıp gelse de payitahta ve yürü ya kulum denmiş olsa da kendine.

Kendisi biliyor en iyi, borçlu olduğunu kendisi gibi olmayan hatta kendisinin varlıklarına bile tahammül edemediği iyi insanların iyi niyetlerine.

Evet, o iyi insanların duymuşluğu bilmişliği vardır ' cehenneme giden yolların iyi niyet taşları ile döşendiği' sözünü.

Olsun ama iyi insan olmak ve iyi niyetli olmak, her bir kişiye insan diye yaklaşmak ile olası.

İyi niyetli iyi insanlar bu sonucu hepten olasılık dışı saymıyordu ve hepten olasılık dışı sanılmayan bu olasılık aslında tek olasılık idi. Oldu

Nerden bilebilirdik ki demeyeceğim, aksi olsun iyisi olsun istedik hep.

Çünkü inanıyorduk Nazım Hikmet'in şiirindeki gibi ' bir orman gibi kardeşçesine' bir yaşama.

Türkiye cumhuriyeti bir orman. Kardeşlik ormanı. Isırgana da yer var bu ormanda, sürüngene de. 

Karanlıktı içi, dışı da

Ve fakat bu öylesi karanlıktı ki, biz görmezden gelsek de daha zifirisi olamazdı, olabilemezdi, netekim de olmadı.

Bu karanlık netekimi bile, gölgede bıraktı.

Ve karanlık döndü dolaştı, aydınlığa galebe çaldı.

İlk değil bu ve bunu son yapmak elimizde.

Sultan Süleyman'a kalmamış bu dünya, firavuna da kalmamış

Yeneneceğiz karanlığın padişahlığını.

Hiroşima'ya atom bombası atılırken bir daha ot bitmez sanıyordu savaş ve ölüm şirketi emperyal güç. Hiroşima yemyeşil şimdi.

Türkiye cumhuriyeti ormandır. Çekirdeği de Mustafa Kemal Atatürk.

Çok uzak değil aydınlığı insanlığın, el verelim elimize, el ele verelim ve çarpıştırarak fikirlerimizi hep daha ileriye.

Karanlığın padişahlığına değil, çağdaş uygarlığın Türkiye'sindir yürüdüğümüz konuştuğumuz yazdığımız.