Çanlar laik Cumhuriyet için çalıyor

17 Ocak 2017 Salı  |  SERBEST KÜRSÜ

AKP Bursa  Milletvekili İsmail Aydın  TBMM'de yaptığı konuşmada Anayasa'nın ilk 4 maddesinin değişebileceğini söyledi.

Bu beyan Cumhuriyet'e ve Cumhuriyet'in temel değerlerine duyulan düşmanlığın dışa vurumudur. Parti yetkililerinin bilgisi dışında yapılmış olması da mümkün değildir.

İlk 4. madde Cumhuriyetimizin temel değerlerini tanımlamaktır. Bu maddeleri değiştirebiliriz demek, Cumhuriyeti yıkacağız demektir.

Kuvvete başvurma veya keyfilik sadece bir azınlığın zora baş vurarak ihtilalle devlet gücünü ele geçirmesi halinde değil, aynı zamanda meşru yollarla iktidara gelen, yasama ve yürütme kuvvetinin açık yahut gizli bir darbesi ve hukuka aykırı kanunların yardımı ile bir diktatör haline dönüşmesi durumunda da söz konusu olabilir.

19 Mayıs 1919'dan başlayarak, yerel kongreler, ulusal kongreler süreci sonunda 1923'te millet egemenliğini Osmanlı sarayından alıp TBMM'ye getirmişken, bugün yapılmak istenen anayasa değişikliği ile millet egemenliği gasp edilerek Beştepe'ye götürülmek isteniyor. Böylelikle  Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üstünde bir kuvvet yaratılıyor.

Nitekim, yapılmak istenen değişiklikle kuvvetler birliği sağlanarak, yasama, yürütme ve yargı tek elde toplanmak isteniyor.

Başbakan Binali Bey, ya bilgisizliğinden ya da kötü niyetinden "Meclis egemenliğini yıkıp halkın egemenliğini kuruyoruz, doğrudan demokrasi kuruyoruz" demektedir.

Doğrudan demokrasi, Roma şehir devletlerinde görülen, halkın meydanlarda toplanarak kararlar aldığı dönemlerde var olan bir sistemdir.

Gelişmiş demokrasilerde millet egemenliğinin belirdiği yer parlamentolardır.

Meclisteki bir grubun, egemenlik hakkını TBMM'den alıp Beştepe'ye götürmek hakkı yoktur. 

AKP iktidarı adım adım Cumhuriyetin temel değerlerini yıkmak için yeni düzenlemeler getirmektedir.

Önce adım adım yargı bağımsızlığının içi boşaltılmış, bağımsız yargının iki ayağı, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay çözüldükten sonra  şimdi de adli yargının bağımsızlığı tamamıyla ortadan kaldırılıyor.

AKP Milletvekilinin Anayasa'nın ilk 4 maddesi de değiştirilebilinir derken asıl hedefi, söyleyemediği, ortadan kaldırmayı hedefledikleri şey, yargı bağımsızlığını da ortadan kaldırdıktan sonra, laikliktir.

Laiklik ilkesinin bugün etrafını kuşatan tehlike karşısında endişeye kapılmamak mümkün değildir.

Olağanüstü hal dönemlerinde ve hatta olağan dönemlerde bile, aynı zamanda çoğunluk partisinin genel başkanı da olacak cumhurbaşkanı kararnameler yayınlayarak, anayasadaki laiklik kelimesine dokunulmadan, laik devlet ve laik toplum düzenini zedeleyecek düzenlemeler yapılabilecektir.

Hatırlardadır, Cumhurbaşkanı, başbakanlığı döneminde yargıdaki bir konu hakkında, " Ulemaya sordunuz mu?" diyebilmiştir.

Bu görüş ve inançta olan bir insana hiçbir denetime tabi olmadan kararnameler çıkartma yetkisi verirseniz, anayasadaki laiklik ilkesine hiç dokunmadan, çıkarılacak cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle laiklik ilkesinin içi boşaltılarak, kavramın bütün anlam ve değeri yok edilebilecektir.

Yasama, yürütme ve yargı Beştepe'ye bağlandıktan sonra, laiklik sözü sadece kulağa hoş gelir. Fiilen anayasada yazmasının da hiçbir anlamı kalmayacaktır. Anayasada ne yazarsa yazsın kararnamelerle bu laiklik ilkesinin içi boşaltılacaktır.

Laiklik ilkesi büyük tehlike altındadır.

Bugün yapılmak istenen anayasa değişiklikleri hayata geçirilirse, artık anayasanın üstünlüğünden değil, sadece Beştepe'nin üstünlüğünden söz edilebilecektir.

AKP iktidarının temel hedefi,  bir grup MHP'linin yardımıyla gerçekleştirmeye çalıştığı, Anayasa değişikliği ile kurucu felsefeyi ifade eden ilk dört maddeyi kararnameler yoluyla değiştirmek hatta tamamen ortadan kaldırmaktır.

Çanlar laik Cumhuriyet için çalıyor.

Şahin Mengü