Bahçeli dün ne demişti, bugün ne diyor?

18 Ocak 2017 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

En güncel konu, anayasa değişikliği ile gerçekleştirilen adrese teslim başkanlık.

AKP bunu neden yapıyor, az çok biliniyor, öyle anlaşılıyor ki varlıklarını borçlu olduğu liderlerini ödüllendirmeye yönelik, sorgusuz sualsiz vefa.

Bulundukları yeri hak etmeyenlerin bu yere getirenlere karşı duydukları vefa.

Tarihte bu davranışın örnekleri vardır ama daha çok ülkeye üstün hizmet etmiş siyasetçi, devlet adamlarına yönelik bir ayrıcalık biçimindedir. 

15 yıldır iktidar olan AKP, gerek Cumhurbaşkanı, gerekse Başbakan ülkenin içinde bulunduğu durumu çok net anlatan şu cümleyi kullandılar:

"Ülkemiz beka sorunu ile karşı karşıya" ve AKP'nin ülkeyi bu hale getiren liderlerine karşı duydukları vefa oldukça manidar.

AKP cephesi böyle, ya MHP cephesi, daha doğrusu Bahçeli cephesi ise öyle kolay kolay anlaşılabilecek türden değil. Kiminle konuşsak şaşkınlığını gizlemiyor. Bu bağlamda yakın geçmişte Bahçeli'nin başkanlık konusunda söylediklerini zaman tüneli kıvamında sizlere sunuyorum, takdir okuyanların.

30 Ocak 2015: "Çok başlılık ayaklarımıza pranga vurmaktır, güç tek elde toplanmalıdır, sistem değişmelidir"; bunları söyleyenler halt etmiştir. 

30 Ocak 2015: Oturmuş, teamülleri yerleşmiş parlamenter sistemi yıkmak ve başkanlık kılıfıyla diktatörlüğe geçmek yenilikse, bırakın eskiden bakalım. 

17 Şubat 2015: "Erdoğan ve Öcalan başkanlık sisteminde söz kesmiş, bölücü çevrelerden gelen mesajlar da bunu doğrulamıştır"

9 Mayıs 2015Manisa'da halka hitap ediyor ve şunları söylüyor: Recep Tayyip Erdoğan, aslında Türk tipi değil 'Tayyip tipi' başkanlık hayalleri kurmaktadır. Bütün yetkilerin kendisinde toplandığı, yargının kendisine bağlandığı, yasama organı Meclis'in kendi kontrolüne sokulduğu, denge, denetim ve fren sistemi olmayan, tek adam diktatörlüğü, tahtsız ve taçsız sultanlık peşinde koşmaktadır. Türkiye prangalardan kurtulsun ve şaha kalksın, daha hızlı karar alınsın, daha süratli iş yapılsın sözleri, gerçek ve sinsi amaçların üzerini örtmek için piyasaya sürülen yalanlardır. Amaç başkadır, hesap başkadır. Başkanlık, federasyon demektir. Bu da Türkiye'yi bölünmeye götürecektir. İmralı canisiyle pazarlıklarda, yeni anayasayla bölünme yolunun açılması amaçlanmaktadır. Recep Tayyip Erdoğan tipi Başkanlık sistemi; Türkiye'nin bölünmesinin reçetesidir. Demokrasinin idam fermanıdır. Tek adam diktatörlüğünün beratıdır"dedi. (Bu konuşmanın videosu Devlet Bahçeli'nin başkanlık sistemi yorumu başlığı ile youtube'da mevcuttur)

15 Ağustos 2015: Yönetim sistemi bir kişinin eline kaldıysa vay halimize! Bizim yerli üretim Hitler'e, Stalin'e, Kaddafi'ye tahammülümüz olmaz, bu iyi biline.

8 Aralık 2015: MHP grup toplantısı... Bahçeli: Başkanlık Sistemi tartışması yeniden gündeme geliyor. Propagandası yapılan budur. Alttan alta işlenen, servis edilen, medyayla güçlendirilen, sistemin etkilendiği, tıkandığı söylemleridir. Bunların tutar ve kayda değer bir yanı yoktur. Mesele Erdoğan'ı güvence altına almaktır.esini kaldıramamaktadı Mesele Erdoğan'ın kişisel gayesinin tatmin olmasıdır. Erdoğan başbakanken de cumhurbaşkanıyken de çift başlılıktan şikayetçidir. Çünkü sözünden başka söz söylenmesini kaldıramamaktadır. Devleti aile şirketi gibi yönetmek istemiştir. Her gittiği devletin yönetim sistemine özenmiştir. ABD'ye gidip onların sistemini övmüştür, Meksikaya gidip yine Meksika'daki sistemi övmüştür, Fransa ziyaretinde ise Fransız tarzı başkanlık sistemini övmüştür. Allah'tan şu sıralar Kuzey Kore'ye gitmemiştir yoksa Türkiye'nin geleceği kapkara olmaktan kurtulamayacaktır. Erdoğan ne yapmaya çalışmaktadır? Bu milletin yegane derdi Erdoğan'a koltuk imal etmek midir? Peki Erdoğan başkan olduktan sonra krallık ilan etmeyeceğine kim garanti verebilir. Oğlunu ikinci Erdoğan olarak tahta geçirmeyeceğine kim garanti verecektir. Türkiye'nin yeni Putin'i yavaş yavaş oluşmaktadır.

7 Haziran 2016: AKP hükümetinin hiç bir bahanesi kalmamıştır. Başkanlıkla oyalananların aklını başına alması, üzerimize oynanan oyunları bozması şarttır.

Devlet Bahçeli'nin 2016 yaz aylarında partisinin İstanbul İl Başkanlığınca düzenlenen iftar yemeğindeki konuşması, sosyal medyada paylaşıldı, şunları söylüyor: "Bizim Saray'la anlaştığımız namertce söylendi. İlk aşamada partili cumhurbaşkanlığına evet dediğimiz, başkanlık sistemine sıcak baktığımız soysuzca iddia edildi. Yeni anayasaya boyun eğdiğim fısıltıdan öte yüksek sesle ifade edildi. Bu alçak sözleri dolaştıranlarda yüz olmadığı için özür dilemediler" diyor.

Bu gelişmeler sürerken MHP'den ihraç edilen Ümit Özdağ şu tepkiyi verdi: "Bahçeli korumakla ilgili yemin etmiş olduğu anayasayı korumak yerine, bu anayasayı sürekli ihlal eden kişiye anayasayı uyduracak ve tek adam rejimi kuracak bir değişikliğin önünü açıyor. Tarih onu affetmeyecek" dedi.

18 Ocak Çarşamba ikinci tur görüşmeler başlayacak, süreç ilk oylamalardaki gibi işlerse değişiklik halk oyuna sunulacak ve yeni bir dönem başlamış olacak. Yeni dönemin en önemli özelliği Tayyip Erdoğan'ı başkan yapmak için çırpınan MHP'nin tarihe karışması olacaktır. Burhan Kuzu bunu önümüzdeki süreç iki partili olacaktır diye ifade etti, sonra öyle söylemek istemedim dedi ama gidiş iki partili sisteme doğru.

Öyle görünüyor ki gelecek günler öyle kolay kolay durulmayacak, huzur aslanın midesinde...