'Gazeteciler terörist değildir!'

18 Ocak 2017 Çarşamba  |  GÜNLÜK

Yurt içinden ve yurt dışından artarak yükselen eleştirilere ve çağrılara rağmen, basına ve basın mensuplarına yönelik baskının azalmadığını, aksine arttığını endişeyle gözlemlemekteyiz. Son olarak, bugün  gazeteciler Tunca Öğreten, Mahir Kanaat ve Ömer Çelik'in tutuklandıklarını öğrendik. Keza, New York Times gazetesi muhabiri Rod Nordland'ın Türkiye'ye sokulmadığı da ortaya çıktı.

Her zaman savunduğumuz gibi, gazetecilerin tutuksuz yargılanması önerimizi tekrarlıyoruz. Gazetecilerin yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek çeşitli terör örgütlerinin propagandasını yaptığı iddiasıyla tutuklanmasını Basın Konseyi olarak ifade ve basın özgürlüğü açısından ciddi endişeyle karşılıyoruz. Bu bakımdan, birtakım temel hukuki standartları hatırlatma gereği duyuyoruz:

1- Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri, bir açıklamanın veya görüşün "şiddete teşvik ve tahrik" sayılabilmesini katı koşullara bağlamıştır. Bu çerçevede, açıklamanın doğrudan doğruya şiddete yönelik olması, açıklamayı yapanın kastının bu yönde olması, ayrıca bu açıklamanın kamu düzeni açısından ağır ve ciddi bir tehlike doğurması gerekmektedir. Kamuoyunu ilgilendiren tartışmalarda ifade özgürlüğünün sınırlarının daha geniş olduğu, "kamuoyu bekçisi" sıfatıyla hareket eden gazetecilerin kişisel olarak daha da geniş bir serbestiye sahip oldukları hatırlanmalıdır.

2- Gazeteci bir hususu haber yaparken, "şekli gerçeklik" ve "kamu yararı" kriterlerine bağlıdır. Gazeteci, haberini yapacağı hususun doğru olup olmadığını bütün gazetecilik olanaklarını kullanmak suretiyle teyid eder; ayrıca, demokratik bir toplumda halkın bu hususu bilmesinde, haberde adı geçen şahısların bireysel haklarına nazaran üstün bir fayda olup olmadığını değerlendirir. Bu iki sorunun cevabı olumlu ise, bu haber yayımlanmalıdır! Habere konu olan bilginin kimler tarafından, nasıl elde edildiği, gazeteciyi ilgilendirmez; üçüncü kişilerin bu bilgileri hukuka aykırı olarak elde etmiş olması, haberin yapılmasına engel değildir ve gazetecinin hukuki sorumluluğunu da doğurmaz (bkz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 19.12.2006 tarihli Radio Twist, a.s./Slovakya kararı). 

3- Öte yandan, bir kimsenin tutuklanması için, delilleri karartma tehlikesi veya kaçma şüphesi gibi tutuklama nedenlerinden birinin bulunması zorunludur! Tarafı olduğumuz ve Anayasamızın 90. maddesine göre, ulusal kanunlara göre uygulama önceliğine sahip insan hakları sözleşmeleri gereğince, salt bir kişiye yönelik suçlamanın ağırlığı öne sürülerek tutuklama kararı verilemez! Tutuklama nedeninin varlığını ortaya koyan gerekçeler, kararda somut nedenlere dayalı olarak izah edilmelidir. 

Bunun da ötesinde, delilleri karartma veya kaçma tehlikesini bertaraf etmeye yarayabilecek daha hafif tedbirler varsa, tutuklama yerine bunlara başvurmanın neden mümkün olmadığı da kararda ayrıca gösterilmelidir. Bütün bu hususlar Ceza Muhakemesi Kanunu'nda da açıkça belirtilmiştir.

Yukarıda açıkladığımız kıstaslara uymayan kararlar, Anayasamıza ve uluslararası yükümlülüklerimize aykırıdır!

Yürütme, yasama ve yargının tüm işlemlerinde ifade özgürlüğüne ve bunun vazgeçilmez unsuru olan basın özgürlüğüne titizlikle uyması gerekir.

Yukarıda özetlediğimiz kriterlere tüm erklerin titizlikle dikkat etmesi devletin ve milletin ortak yararınadır. Daha demokratik ve gelişmiş bir Türkiye'nin varlığına ancak bu şekilde hizmet edilebilir. 

Tutuklu gazetecilerin tutuksuz yargılanmasını tekrar talep ediyoruz. 

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Basın Konseyi