Demirören, çıkar çatışması ve 'zulüm'

19 Ocak 2017 Perşembe  |  MENTOR

Dün akşam Sayın Demirören'i izledim, bir sporsever olarak çok üzüldüm çünkü Federasyon Başkanımız ya bilmiyordu ya da biliyordu ve bilerek gerçekleri çarpıtıyordu. Her ikisi de birbirinden kötü.

Çıkar çatışması;Türkçede de çoğu zaman kullanılan İngilizcesi ile conflict of interest, hatta bu kavram o kadar yaygın ve bilinen hukuki bir kavram ki çoğu zaman kısaca COF diye ifade ediliyor.

Kısaca, bir yöneticinin veya karar vericinin yönetim alanına giren aktörlerden biri ile doğru karar vermesini engelleyen bireysel çıkarlarının söz konusu olmasıdır. Örneğin bir hakim kendi oğlunun cinayet davasına bakamaz veya bir bankacı birinci derece yakınlarına kredi veremez gibi çünkü örneklerde belirtilen hakim-şüpheli-bankacı-kredi alan ilişkilerinde karar verenlerin sağlıklı karar vermesini engelleme olasılığı olan bireysel beklentileri var. Çıkar çatışması bu aktörlerle arasında yaşanan bir çatışma olmaktan çok kendi içinde yaşanan doğru ile çıkarı arasında kalmayı ifade eder ve dünyanın her yerinde karar vericiler için yasaklanmıştır çünkü  çıkar çatışmasının varlığı olası bir çürümeye yol verir ve kontrol sistemi olarak kötülükle iyilik  arasında sadece yöneticinin vicdanı kalır ve hiç bir sistem böyle bir karanlık alan bırakarak başarılı olamaz biri yürümese bile bir başkasının bu karanlık yoldan yürümeyeceğinin garantisi yoktur. 

COF artık orta düzey bir şirketi yöneten sıradan bir yönetici tarafından bile bilinen bir kavram.

1- Sayın Demirören  bizzat kendi ağzından Beşiktaş'tan 100 milyon TL. alacağı olduğunu söyledi artık bu konuda tartışma yok, sorun olan bir başka nokta var faiz alıp almayacağını söylemedi çünkü 100 milyon lira çok büyük para, eğer faiz de alırsa (ki yürürlükteki vergi ve ticaret hukuku düzenlemelerine göre almak zorunda) rakamın Sayın Demirören'in servetinin önemli bir bölümünü oluşturacağı da çok açık. Zaten kendisi de bu parayı bağışlamayacağını ve tahsil edeceğini söyleyerek paranın kendisi için önemini ifade ediyor, zaten öyle olmasa parayı bağışlar bu konu da sorun olmaktan çıkardı.
Bir kulüpten böylesine büyük bir alacağın olsun bu alacak servetinin önemli bir bölümünü oluştursun ve sen ben kararlarımda oldukça objektifim de çok makul bir söylem olmadığı gibi inandırıcı da değil.

2- Sayın Demirören, Sayın Aydınlar üzerinden verdiği örnekle kendi durumunu meşrulaştırmaya çalıştı ama bence seçilen örneğin aslında ilgisiz olması ve Fenerbahçe üzerinden olması bana çok samimi gelmedi. Çünkü Sayın Aydınlar  voleybol takımının sponsoru idi ve Voleybol Federasyonu başkanlığı yapmadı. Ayrıca borç-alacak ilişkisi ile sponsorluk ilişkisi aynı değil: Birinde paranın yönü Aydınlar'dan kulübe diğerinde ise Beşiktaş'tan Sayın Demirören'e Fenerbahçe'nin parayı alması için şampiyon olması falan gerekmiyor, oysa Beşiktaş'ın borcunu ödemesi için para bulması lazım. Bir futbol kulübü için de para bulmanın en kolay yolu şampiyon olup Şampiyonlar Ligi'ne gitmek. Denilebilir ki; Aydınlar da Fenerbahçe şampiyon olsun ve sponsorluğunun değeri artsın isteyebilir burada da benzer bir  ilişki var ama bence tutarsız çünkü futbol takımının başarısından voleybol takımına sonuç çıkarmak art niyetli olur. Sonuç olarak Aydınlar, Fenerbahçe örneği hem Fenerbahçe'ye karşı federasyon husumetini gösteriyor hem de hiç bir benzerliği yok.

3- Sayın Demirören'in dediği gibi "böyle şeyler de" olamaz çünkü FIFA code of ethics madde 19'da çıkar çatışmasının varlığı tamamen yasaklanmıştır. Daha açık ifadesi ile çıkar çatışmasının bir sonuç üretmesine gerek yok varlığı bile ligi tartışmalı hale getirir. FIFA dünya futbol organizasyonunun yasal patronudur ve TFF dahil tüm bağlı kuruluşlar FIFA kurallarına uymak zorundadır.

4- Sayın Demirören'in bu konu ile ilgili Beşiktaş Başkanı ile görüşüp pazarlık etmiş olması da ayrı bir skandal ve rezalet düşünebiliyor musunuz belki de Beşiktaş Başkanı iki sezon daha şampiyon olursak borcumuzu rahatça öderiz desteğinizi bekliyoruz dedi ya da biz FIFA talimatlarına aykırı olarak Fenerbahçe'nin transfer yapmasına engel olalım siz sesiniz çıkarmayın dedi, bilemem ama Federasyon Başkanı ile Beşiktaş Başkanı'nın pazarlık yapması çirkin kere çirkin.

Bir başka konu daha var, yapılan naklen yayın anlaşması dolar olmasına rağmen 17 kulüp aralarında anlaşarak kuru sabitlemişler sadece Fenerbahçe kabul etmemiş ve Federasyon'la Fenerbahçe arasındaki husumete bir yenisi eklenmiş. Her Fenerbahçeli gibi ben de Federasyon'un hakemler yolu ile Fenerbahçe'yi hizaya getirmeye çalıştığını düşünüyorum elbette ispatlayamam  ama kimse de tersini ispatlayamaz. 

Konunun bir başka yönü var; diğer kulüpleri bilmem ama halka açık olan Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor yöneticileri suç işlemiş çünkü Sermaye Piyasası Kanunu'na göre halka açık şirketlerin yöneticileri tek taraflı şirketin gelirlerini azaltıcı işlemler yapamaz, suçtur, hapis cezası gerektirir.

Şu an Fenerbahçe çeşitli nedenlerle kuşatılmış ve tepki veremez durumda ama bunun sonsuza kadar böyle süreceğini sanmak büyük bir yanlış, insanlık tarihi adaletsizliğin kalıcı ve sürekli olmayacağını çünkü toplumda biriken negatif enerjinin buna engel olduğunu gösteriyor.

Bugün çeşitli şekillerde Fenerbahçe'ye edilen zulüm dönüp bundan faydalananları vuracaktır her etki kendi tepkisini doğurur bugün gayri ahlaki yollarla kazandığınız şeyler yarın alnınızdan kazımak isteyeceğiniz kara leke olacaktır.

Ama çıkmaz, bakın FETÖ lekesi çıkıyor mu?