O hâlâ İsmet Paşa...

21 Ocak 2017 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

İsmet Paşa, eğitim müfredatından çıkarılıyormuş. Bugün iktidarı elinde bulunduranlar, Atatürk'e küfretmek isteyip de, yürekleri buna yetmediği için buna cesaret edemeyenler kin ve nefretlerini en yakın silah arkadaşı İsmet Paşa'ya yöneltirler.

Kimdir İsmet Paşa? 

1 ve 2. İnönü zaferlerinin muzaffer komutanı, Garp Cephesi Komutanı ve Lozan'ın ve 2. Dünya harbine bu ülkeyi sokmama başarısını gösteren büyük asker, diplomat ve devlet adamı.

Bırakın yakınlarını korumayı, sadece gazeteci olduğu için yazdıklarından dolayı hapse atılmış damadını, aday yapıp milletvekili seçtirip yargının elinden kurtarma imkanı varken bunu elinin tersiyle itip " Ben yargıdan adam almam" diyebilecek kadar, devlet adamlığı ile kişisel ilişkilerini ayırabilen bir insandı.

Dönün geriye bir bakın bakalım, en koyu  rakipleri bile hakkında serveti ile ilgili tek kelime söyleyebilmişler mi? 

Kendi özgür iradesiyle ve  "sakın iktidarı devretme"   baskılarına rağmen, "sağlığımda demokrasinin işlediğini görmek istiyorum" diyerek kendi hür iradesiyle iktidarı rakibi partiye devretme erdemini göstermiş bir siyasi şahsiyet, bir bilge insan.

Kendisini korumak için en küçük bir yasal tedbir almayı aklının köşesinden bile geçirmemiş bir siyasetçi.

Onu eğitim müfredatından çıkartma çabalarınız sadece kağıt üstünde kalır. Ölümünden bu yana nerede ise 44 yıl geçti, Cumhurbaşkanlığından ayrılmasından bu yana da 67 yıl geçti, o hala İsmet Paşa.

Tüm parasını verip cami yaptırdığını bile saklayacak kadar iyi bir Müslümandı. 

Çankaya'daki o camiyi parasını vererek yaptırdığını bile çok az insan bilir, onun duyulması bile ölümünden sonra olmuştur.

Onun Başbakan, Cumhurbaşkanı olarak iktidar sahiplerinin yaptığı gibi, ibadeti siyasi gösteriye çevirdiğini kimse iddia edemez.

Haksız ve hukuksuz şekilde CHP'nin bütün mallarına el konulduğu zamanda kendisine kin ve nefret kusan rakipleri bile onun mal varlığı ile ilgili tek kelime  söyleyememişlerdir.

Bu devletin onurunu çok iyi korumuş, Dünya devlerinin yönetemediği adam olmuştur.

Churchill, Roosvelt ve Stalin İsmet Paşa'yı Kahireye çağırdıkları zaman, telgrafla "Eğer verilmiş bir kararı tebliğ etmek istiyorsanız, gelmem. Eşit koşullar altında konuşmak istiyorsanız gelirim" cevabını verir. Ve Kahire'ye gider.

1973 yılında öldüğünde, hakkında yazılan methiyeler en az 1938 de Cumhurbaşkanı olduğu zamanki kadar etkileydi.

Cumhurbaşkanlığından ayrılmasından 23  yıl sonra vefatında bakın dünya basını ne yazıyordu. Almanya'da Frankfurter Rundschau " Türkiye, Türk siyasi hayatında her zaman bir denge unsuru olan en büyük şahsiyetini kaybetti". Hollanda'nın Trouv'u İnönü'nün Atatürk'le  birlikte Türkiye'yi Batıya açtığını belirtiyordu. İngiltere'nin Financial Times'ına göre "Jön Türklerin sonuncusu" ölmüştü. Fransa'da Le Figaro, İnönü'yü "Büyük politika dehası, Türkiye'ye parlamenter sistemi getiren büyük lider"  diye tanımlıyordu. Fransa Soir ise İnönü'den  "Modern Türkiye'nin mimarı" diye söz ediyordu.

Onu eğitim müfredatında çıkartmaya çalışanlar Allah geçinden versin, bırakın hayata veda etmelerini, siyaseten çekildikleri gün isimlerini hatırlayan kalır mı, çok şüpheliyim.

İster müfredattan çıkartın, ister adını gördüğünüz her yerden silin, hiç biriniz İnönü'nün ayarında ne siyasetçisiniz ve ne de  aydın.

İktidardan düştüğünüz anda adınızı ağzına alan kalmayacaktır. Ama İnönü 1950 de iktidarı bıraktıktan sonra  Churchill "Aziz Generalim" diye başlayan mektubunda " Bana öyle geliyor ki tarih, General olarak kazandığınız  zaferlerden başka, Türk Cumhuriyeti'ni ikinci Cihan harbi'nin vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi ve aynı zamanda Mustafa Kemal tarafından sert mücadelelerle kurulan liberal ve mutedi hükümet sistemini nasıl muhafaza ettiğinizi hayranlıkla kaydedecektir" diye yazmıştır.

Çağdaşlarınız sizden nasıl söz edecek bilemiyorum.        

Şahin Mengü