Anayasayı millete sormak

23 Ocak 2017 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Erdoğan'a altın tepsiyle sunduğu başkanlık desteği için kızanlara, "Millete sormanın neresi hatalıdır? Soralım, ona da saygı duyalım" diyor.

Gerçekte bu fikrin asıl sahibi AKP'dir. Sorgunun sonucundan öylesine eminler ki, her başları sıkıştığında, "milli irade" söylemine başvurmaktalar. 

***

El hak doğru! Halkın iradesine saygı, temsilî demokrasinin olmazsa olmazıdır.

Eğitimin ve daha fazla bilgiye sahip olmanın daha sağlıklı kararlar almaya katkısı yadsınamaz. Buna rağmen, oyları derecelendirip, "profesörün oyuyla çobanın oyu bir mi?" mazeretini sempatik bulan biri değilim. 

Her şeyden önce seçme eyleminin, bir insanlık hakkı olduğunu düşünüyorum. Doğuştan gelen veya sonradan edinilmiş nitelikleri nedeniyle "bahtsız" insanlara böylesi bir pozitif ayrımcılık en azından "ahlakî" olabilir. 

Ayrıca, okumuşluğun, hele hele ülkemizdeki "ezberci" eğitim sisteminden geçmiş olmanın daha iyi değerlendirme yetkinliği kazanmayı garanti etmediğine inanıyorum. 

Daha da önemlisi, milyonlarca yıllık evrimden süzülüp gelen "fıtratı" nedeniyle, genel olarak insanın sağlıklı kararlar almasına yardımcı yüksek sezgisel güçlerle donatılmış olduğu kanısındayım.  

***

Ne var ki, tüm saydıklarıma rağmen, mevcut koşullarda İktidarın ve Bahçeli'nin "milli irade" söylemlerine itirazım var. 

Çünkü, halkın güven duyup arka çıktığım seçme yetkinliğini sergileyebilmesi ve farklı seçenekler arasından tercih yapabilmesinin, olmazsa olmaz koşulları vardır. Ancak günümüz Türkiye'sinde halen bu koşulların karşılandığını söylemek imkânsızdır.

***

En önemli koşul, toplumun farklı tercihleri değerlendirebilmesine imkân sağlayacak ölçüde, yeterince doğru bilgiye sahip olmasıdır.

Bir ülkede bunu yapabilecek temel vasıta, bağımsız ve özgür medyadır. Herkesin bildiği gibi, medya, -Pravda'ya rahmet okutacak ölçüde- "sahibinin sesi" haline getirilmiştir. 

***

İkinci koşul, başta farklı tercihleri savunanlar olmak üzere, herhangi bir konuda fikri olan herkesin, -aykırı dahi olsa- fikrini özgürce ifade edebilmesidir. 

Muhalefetin medyada yer bulma şansının kalmadığı açıktır. Dijital ortam yoğun baskı altındadır. İktidarla aynı düşüncede olmadığını ifade etmek, ciddi bedel ödemeyi göze almakla mümkün hale gelmiştir. 

***

Üçüncü koşul, karar vericilerin iradelerinin baskı altında olmadan yönelimlerini özgürce belirleyip sergileyebilmesidir. 

Milyonlarca yoksulumuzun "sosyal yardımlar" yoluyla esir alındığı malûmdur. Bürokrasi iş ve aş bekleyen cemaatlerin tasallutu altındadır. 

***

Bu ahvalde, millet iradesinden söz etmek abestir. Bunları Bahçeli'nin bilmemesi mümkün değildir. Tabii ki, benim de Bahçeli'nin bunca fedakârlığının sebebini bilmem...